"Onun, beklediğiniz kişi olmadığını anlayacak ve ayrılacaksınız. Çevrenize bakacaksınız. Her şey kapkara görünecek. Küllerden başka bir şey kalmamış olacak. Bir yangın sonrası gibi. Ve size mutluluk verecek başka birini aramaya koyulacaksınız."
"Peki bulacak mıyız?"
"Hayır."
"Neden?"
"Çünkü öyle biri yok."
TANRI DÜNYAYI YARATMAYI TAMAMLADIGINDA
geri çekilip şöyle bir baktı ve kendi kendine:
"Güzel oldu ... Hatta belki de onlar için biraz
fazla güzel..." diye mırıldandı.
"Oğlunuz Aradı. Tekrar Arayacak." diye haber verdi Aziz Pierre.
"Ne istiyormuş?"
"Paraya ihtiyacı varmış."
"Ne yapacakmış?"
"Dünyadaki bütün günahları satın alacakmış.. "
Yazar kinayeli ve eğlenceli bir dille "inanmış olduğu" Tanrısına göndermelerde bulunuyor. Her şeyin sorumlusu onun için aslında tanrı.
Tanrı dünyayı yaratmayı tamamladıktan sonra, lüks ve konforlu gökdelenine çekiliyor. Yanında ise Aziz Pierre vardı ama o çok sıkılıyordu. İnsanlara baktıkça mutluluklarından tiksiniyordu. Ve ne gerekiyorsa yapmaya karar verdi.
Lekeyi yarattı Tanrı.
İnsanların üzerine dökülen yiyeceklerin lekeleriyle başladı ilk önce. Yetinmedi. Yenidoğan bebeklere ve akciğerlere de leke yarattı.
Pazartesiyi yarattı Tanrı.
"Oldukça kötü bir pazar" olarak nitelendirdi bu günü.
Sinekleri yarattı Tanrı.
İnsanlar rahat uyuyamasınlar diye.
Horlayan erkeği yarattı Tanrı.
Kadın ve erkek uyurken kadın bıksın ve kaçsın, mutsuz olsunlar diye.
İnsanların mutlu olamayışından keyiflendikçe daha fazlasını yarattı.
Mayonezin bozulmasını, ekmeğe sürülen reçelin akmasını, ergenlik sivilcesini, krampları, alerjileri, trafik kazalarını..
Aziz Pierre hep Tanrının yanında. Daima onu sorguluyor. Çoğu zaman ona destek olsa da, doğru olmadığını ve tanrı kavramına aykırı gördüğü şeyleri söylemekten geri kalmıyor.
Okurken eğleneceğiniz ve zaman zaman "yoksa gerçekten böyle mi" diye düşüneceğiniz bir eser. Keyifli okumalar.