Tanrı gerçekten var mıdır? Eğer gerçekten varsa iyi midir kötü müdür? Bizi sever mi yoksa bizden nefret mi eder?
Belki de bütün bu felaketlerin tek sorumlusu kendisidir...
Hayatımızın çocukluk çağından itibaren Tanrı kavramı yüreğimize hep ''mutlak iyi'' sıfatıyla yerleşmiştir. Ona dualar edilir, adaklar adanır, hizmet edilir, şükredilir, bazen isyan edilir. Ne olursa olsun hep O'ndan medet umulur. O'nun herkese yardım edeceğine, felaketleri engelleyeceğine inanılır; fakirleri açları doyuracağı düşünülür.
Peki ya Tanrı bütün bu düşüncelerin tam zıttıysa?
Şahsen hayatımın olgun çağlarına geçtikten sonra Tanrı kavramını sık sık sorgulayan birisi olarak, bu kitabı gerçekten çok beğendim. Dar görüşlü insanların, ya da dinine sıkı sıkıya bağlı olanların okumakta zorlanacağı bu eseri bence herkes okumalı.
Çünkü bana göre Tanrı mutlak iyi değildir, dünyadaki her şey gibi O da eleştirilebilir; düşünmemiz için bize akıl vermiştir, okuyup araştırabilme yeteneği bahşetmiştir ve biz de bazı şeyleri araştırıp sorgulayabiliriz.
Bu kitapta her şey güzel giderken, insanlar gayet mutluyken onların başına bir sürü dert açan bir güç olarak anlatılmış Tanrı. Petrolü, parayı, aldatma içgüdüsünü, kini, intikamı, savaşları insan hayatına sokup felaketleri sürüklemekle suçlanmış. Bana göre çok da haksız değil bu ithamlar aslında ama yine de biraz sert tabi.
Ben bütün bu felaketlerden kendisini sorumlusu tutmasam da neden bu felaketler karşısında sessiz kaldığını her zaman eleştirmiş ve asla anlamamışımdır.
Tabi tüm bu düşünceler bu ve benzeri platformlarda ciddi tartışmalara yol açabilir, çünkü inanan ile inanmayandan başka bir de ''körü körüne inanan ve asla tersini düşünemeyen'' bir zihin ile asla tartışılmaz böyle konular.
Saygı çerçevesindeyse her zaman tartışılabilir, çünkü yeni