"Eğilip bakıyorum, bir sükût sureti bu,
Taşın kalbinde yankılanan o derin sızı.
Hangi el değdi de kararttı bu mermeri?
Hangi öfke susturdu bu kadim pınarı?
Biz ki bir zamanlar kuşlara saray yapardık,
Şimdi kendi ruhumuzu ateşe mi verdik?
Susmak, bir direniştir bu kaba sese,
Bir medeniyet nöbetidir bu dilsiz duruş.
Bak, taşın alnında bir is lekesi,
Ama ruhunda, o degişmez Klasik gülüş!"
Bazı kimselerle samimiyet kuramadan gidersem bu dunyadan,izleyemezsem gökyüzünü doyasıya, kuşları, nehirleri mesela.Rabbimi tanimazsam ya da güzel bir türküyü keşfetmeden gidersem buralardan,yazık olur Sadece kavga ve hüzünden başka bir şey görmezsem yaşadığıma yazık olur
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız