Bu kitap için bir inceleme yazmalı mıyım uzun bir süre düşünmem gerekti. Çünkü bence üzerine söylenebilecek her söz, kitabın içindeki satırlarda sessiz çığlıklar olarak saklı her sayfada. Okuduğum en etkili feminist kurgulardan biriydi.
Yazar Neval el-Seddavi, Mısır’ın feminist öncülerinden biri olarak, psikiyatri alanında uzmanlaşmış bir doktor ve aynı zamanda toplumsal cinsiyet adaleti savunucusu. Yazar kadınlarda nevroz ve kimlik arayışı üzerine çalışmalar yürütürken, politik nedenlerle birçok görevden uzaklaştırılmak durumunda kalmış. Fakat pes etmemiş. Cezaevinde yaptığı görüşmelerden birinde, idama mahkûm edilen fahişe Firdevs'le yolları kesişiyor üzerine bu şahane, iç paralayan, biyografik içerikli bu şiirsel roman ortaya çıkıyor. Olanların, yazanların gerçekten olmuş olduğunu bilmek, insanı çok daha fazla yaralıyor okurken. Coğrafyanın şartlarının birçok açıdan -toplumsal, kültürel, ataerki vs.- çok daha sert olduğu koşullarda açan ve renklerinin farkında olup, bu renklerle dimdik ayakta kalmaya çalışan bir kadın Firdevs. Kadınların sistemle, beden ve kadın algısıyla, ataerkiyle ve toplumla hesaplaşmasının kanlı canlı, dipdiri bir örneği Firdevs.
İdam cezasına çarptırılmış ve cezaevindeki son günlerini geçiren Firdevs, Mısır toplumunun kadınlara sunduğu “tek seçenek”lere direnerek kendi hikâyesini yazar, yaşar, anlatır. Bu yaşam öyküsü; kadının aşağılanmasının ve bunun sorgulanmaksızın benimsenmesinin, etin psikolojik ve cinsel politikasının sınırlarını aşar, değer. geçer. Bu yaşam öyküsü; kadın olarak bu coğrafyalarda, bu koşullarda ayakta kalmanın, özgürce kadın olabilmenin, bireyin özgür iradesinin sadece bireyde bulunma savaşının ve insan onurunun cinsiyetsiz bir kimlik çerçevesinde yeniden tanımlandığı bir "sıfır noktası"na dönüşür.
Roman, patriyarkal