Büşra Bilge

İç Seslerin Eşsiz İzdüşümü
9/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2025 98. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 12:19
Eylül; Türk Edebiyatında “realizm” ve “Servet-i Fünun dönemi sonrası modern psikolojik romanın öncüsü” olarak kabul edilen, bilinirliği her zaman çok yüksek bir Türk Edebiyatı Klasiği’dir. Tür olarak dilimizdeki ilk psikolojik roman olmasının hakkını gerçekten oldukça iyi veren bir roman, ki bunu demeye hakkım bile yoktur diye düşünüyorum. Evli bir kadın olan Suat, eşi Süreyya (fazla değinilmeden) ve Süreyya’nın yakın arkadaşı Necip, Süreyya’nın aile fertleri olan kız kardeşi Hacer, Hacer’in eşi, Süreyya’nın anne ve babası örnekleminde yeşeren bir roman Eylül. Fakat kitapta özellikle Suat ve Necip’in iç seslerinin filtresiz akışını görüyoruz. Psikolojik açıdan bu iki karakterin birbirlerine duydukları yasak aşkın, iç dünyalarındaki yansımalarını okuyoruz ve gerçekten, saniyeler içinde geçen bu düşüncelerin sanki zamanı dondurup yakalanarak bu kitaba hapsedilmesi, okurken oldukça ilginç bir deneyim yaşatıyor insana. Özellikle çok daha hızlı ve akıcı olmasını sağlıyor bence. Kadının toplum içinde, aile içinde, birey olarak ve evlilik kurumunun sınırları içerisinde hangi rolleri “üstlenmesi gerektiği” kitapta o kadar üstüne basa basa anlatılıyor ki, açıkçası yazıldığı dönem göz önüne alındığında bile rahatsızlığımı gidermedi. Yine de çok ilginç bir şekilde, roman yüzünden yazarın zamanında sıkıntı yaşamış olması, o zamanın ataerkinin ne kadar üst olduğunu düşünmeme neden oldu, bu yüzden çok odaklanmamaya çalışıyorum. Okunmalı mı, bence bir ilk olduğu için, yenilikçi bir yanı olduğu için kesinlikle okunmalı diye düşünüyorum. Özellikle psikolojik okumalar yapmayı seven, kadının toplum içindeki varlığını sorgulayan, iç seslerimizle nasıl bir savaş yaşadığımıza oldukça fazla kafa yoran herkesin okuması gerek diye düşünüyorum. İyi okumalar dilerim, Kitaplarla kalın.. :)
İnceleme
EylülMehmet Rauf · İthaki Yayınları · 202150,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Modern Zamanlarda Bir Agatha Christie Romanı Esintisi
9/10
·454 syf.··
Beğendi
·
2025 93. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 18:27
Bu kitabı geçen yaz almış, fakat zaten sene içinde çok okuyacağım kitap var diye yazlıktan yanıma bile getirmemiştim. Açıkçası kitap açısından yoksunluk yaşadığım bir yerde ve dönemde olduğum için şans verdim ve ne kadar hatalı olduğumu gördüm okurken. Keşke okumadan önce birisi bana “Agatha Christie seviyorsan, bu kitaba kesinlikle şans ver!!” deseymiş diye düşünüyorum şu an. Öylesine, indirim sırasında kapmış olduğum, arka kapağını bile çok odaklanmadan okuyup aldığım bir kitaptı çünkü. Hak ettiği ilgiyi ve değeri halen tam olarak görmediğini düşünüyorum. Bu kitabı okuyan herkesin, etrafında bu tür kitap seven herkese önermesi gereken bir kitap bence. Öncelikle kitabı okumayanlar için yazar ve kitap hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Yazar Stuart Turton’ın 2018 yılında yayımlamış olduğu, ilk kitabı bu kitap ve çıktığı yıl da zaten “Costa First Novel Award” ödülü kazanmış. Hatta dizi sözleşmesi de imzalamış çok bilindik bir platform için fakat sonrasında bu dizi iptal edilmiş, yine de kitabın bir film veya dizi uyarlamasının önümüzdeki yıllarda karşımıza çıkma olasılığı çok yüksek, ki bu haberin kitabı okuyan okumayan herkes için güzel bir haber olduğunu düşünüyorum. Senaryo açısından da bir mini dizi olmaya oldukça uygun ve “Westworld” & “Dark” karışımı bir havası olacağını tahmin edebiliyorum. Hatta atmosfer açısından Agatha Christie’nin film ve diziye uyarlanana tüm eserleri geliyor gözümün önüne ve daha ortada bile olmayan bir haberi iple çekiyorum. Zaten yazarın kendisi de “Agatha Christie’nin romanlarını alıp içine Black Mirror göndermeleri katmak istedim.” demiş. Bu alandaki en üstün yazarlardan biri olduğu için, bu söylem tabii ki normal bence ama güzel olanı, Agatha Christie’yi bu kadar güzel özümseyip, bu çağda bu üslupla, bu kurguyla bir roman
İnceleme
Evelyn Hardcastle’ın Yedi ÖlümüStuart Turton · İthaki Yayınları · 20201,491 okunma
Tabular İçerisinde Kadın Olmak, Var Olmak
9/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 81. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 01:04
Bu kitap için bir inceleme yazmalı mıyım uzun bir süre düşünmem gerekti. Çünkü bence üzerine söylenebilecek her söz, kitabın içindeki satırlarda sessiz çığlıklar olarak saklı her sayfada. Okuduğum en etkili feminist kurgulardan biriydi. Yazar Neval el-Seddavi, Mısır’ın feminist öncülerinden biri olarak, psikiyatri alanında uzmanlaşmış bir doktor ve aynı zamanda toplumsal cinsiyet adaleti savunucusu. Yazar kadınlarda nevroz ve kimlik arayışı üzerine çalışmalar yürütürken, politik nedenlerle birçok görevden uzaklaştırılmak durumunda kalmış. Fakat pes etmemiş. Cezaevinde yaptığı görüşmelerden birinde, idama mahkûm edilen fahişe Firdevs'le yolları kesişiyor üzerine bu şahane, iç paralayan, biyografik içerikli bu şiirsel roman ortaya çıkıyor. Olanların, yazanların gerçekten olmuş olduğunu bilmek, insanı çok daha fazla yaralıyor okurken. Coğrafyanın şartlarının birçok açıdan -toplumsal, kültürel, ataerki vs.- çok daha sert olduğu koşullarda açan ve renklerinin farkında olup, bu renklerle dimdik ayakta kalmaya çalışan bir kadın Firdevs. Kadınların sistemle, beden ve kadın algısıyla, ataerkiyle ve toplumla hesaplaşmasının kanlı canlı, dipdiri bir örneği Firdevs. İdam cezasına çarptırılmış ve cezaevindeki son günlerini geçiren Firdevs, Mısır toplumunun kadınlara sunduğu “tek seçenek”lere direnerek kendi hikâyesini yazar, yaşar, anlatır. Bu yaşam öyküsü; kadının aşağılanmasının ve bunun sorgulanmaksızın benimsenmesinin, etin psikolojik ve cinsel politikasının sınırlarını aşar, değer. geçer. Bu yaşam öyküsü; kadın olarak bu coğrafyalarda, bu koşullarda ayakta kalmanın, özgürce kadın olabilmenin, bireyin özgür iradesinin sadece bireyde bulunma savaşının ve insan onurunun cinsiyetsiz bir kimlik çerçevesinde yeniden tanımlandığı bir "sıfır noktası"na dönüşür. Roman, patriyarkal
İnceleme
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,4bin okunma
Yaşamak, Toplum İçinde Birey Olmaya Çalışarak
10/10
·205 syf.··
Beğendi
·
2025 68. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2025 23:44
Yu Hua, Çin Kültür Devrimi'ni yaşamış, çocukluğundan hatırladığı bu anıları, kitaplarını ustaca yansıtan bir yazar. Bu kitabı okumak için oldukça geç kaldığımı hissediyorum aslında. İlk çıktığında çok abartıldığını düşündüğüm, popüler kütür dayatması olduğunu düşündüğüm için okumayı hep ertelediğim bir roman olmuştu fakat yanılmışım. Kesinlikle roman tüm övgüleri sonuna kadar hak ediyor. Yazarın dili çok sade ve çok anlaşılır, fakat bu sadeliğin iyi olan tarafından olduğunu söyleyebilirim. Basit değil kesinlikle, öz kelimeler kullanılmış. Sanki yazar yazdığı tüm cümlelerin üzerinden defalarca geçip, en kısa ve en etkileyici olan versiyonu için uğraşmış gibi. Bu çok özenli yazımın sonucunda da, bu kadar etkileyici bir kitap çıkmış doğal olarak. Roman, İç Savaş, Kültür Devrimi gibi tarihsel olaylar ve neden olduğu toplumsal dönüşümünün, sıradan bir birey olan Fugui ve ailesinde nasıl değişimlere ve etkilere neden olduğunu ustaca ele alıyor. Politik değişimler, siyasal yapılar doğrultusunda alınan kararlar, sistemin toplum üzerindeki baskısı, bireylerin özgünlüğünün yok sayılması ve toplumun bireyselleştirmeye karşı çıkarak topyekun bir bütünmüş gibi alındığı temalar, romanın sosyolojik-tarihsel arka fonunu oluşturuyor ve bu açıdan, okuduktan sonra üzerine düşünebilmemiz açısından oldukça kıymetli bir noktada diyebilirim. Romanda Kültür Devrimi, savaş ve açlık gibi derin ve uzun etkisi olan olayların, toplumu nasıl şekillendirdiği, bireyin özgür ve biricik iradesini nasıl elinden aldığını ve yok saydığını okuyoruz. Fugui’nin oğlunun başından geçenleri okurken sistemin bireyi nasıl kast sistemine böldüğünü ve alt-kast sınıfına koyduğu bireyin vazgeçilebilir ve feda edilebilir gördüğünü okuyoruz ki bu nedense çok tanıdık ve çok üzücü. Son olarak, romanı okuduktan sonra
İnceleme
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,7bin okunma
Etik Üzerine Apaçık, Bol İkilemli Bir Roman
8/10
·303 syf.··
2025 61. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2025 15:31
Kitap için tür olarak post-modern hiciv, psikolojik gerilim ve sosyal eleştiri arası bir roman denilebilir aslında. Bu yüzden, biraz da düşündürücü ve sorgulayıcı bir yanı olması, köklerini günümüzden alması nedeniyle her kesime hitap edebilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın başkarakterlerinden (sanırım) biri olan Athena Liu yazdığı tüm romanları yok satan, sektörde belli bir ağırlığı olan, Amerikalı-Çinli bir yazar. Bu etnik kültürü de ona sektörde hızlı yükselme imkanı tanımış ve her ne kadar karakterimizle çok zaman geçirme imkanımız olmasa da, hızlı yükselişinin, sektörün dibini görmemiş olmasının, onda istemsiz de olsa (belki istemli de olabilir fakat dediğim gibi, karakteri çok tanıma şansımız olmadığı için) biraz empati eksikliğine neden olmuş durumda. Kitabımızın okuyanları ikiye bölen, ama genellikle nefret eden kesiminin ağır bastığı asıl karakterimiz ise June Hayward. Yazarlık gibi bir alanda "sıradan beyaz" olmanın zorluklarını yaşayan, ilk kitabı ortalama bir başarı elde etmiş, çok bilinmeyen ve tanınmayan bir yazar. Okuyan birçok kişinin ve kendisinin de kendini tanımlarken kullandığı bir "görünmezlik" hissiyle boğuşuyor çoğu zaman. Athena gibi ışıltılı bir arkadaşının olması da onun bu gölgede kalmış hissetme hissini oldukça arttırıyor. Athena’nın gözleri önünde gerçekleşen trajik ölümü sonrasında June, onun daha kimselere okutmadığı ve yayımlanmamış romanını odasından alıyor ve kendi yazmış gibi yayınlıyor. Tüm hikaye böyle başlıyor aslında, tüm sorunlar, aklamalar, etik problemler, gerçeklerin asla gizli kalamaması... Juniper Song mahlasının arkasında, yepyeni bir kişilik inşa etmeye çalışıyor kendisine. Bir anda yıldızı parlıyor ve biz June'un yaptıklarının ne kadar yanlış, ne kadar etik-dışı olduğunu okurken, yazarın muhtemel bizde
İnceleme
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma