Büşra Akyüz Topal

Diğer hayvanları insanlardan ayıran, benlik duyusundan yoksun olmalarıdır. Bu konuda pek de talihsiz sayılmazlar. Özfarkındalık, bir güç olduğu kadar sakatlıktır da. En başarılı piyanist, çalarken hareketlerinin en çok farkında olan kimse değildir. En iyi usta, nasıl çalıştığını bilmeyebilir. En becerili anlarımız, çoğu zaman en az farkında olduğumuz zamanlardır. Çoğu kültürlerin kendinin farkında olmayı engellemeye ya da azaltmaya çalışmasının nedeni de bu olsa gerek. Japonya’da okçulara hedefi ancak onu -ya da kendilerini- düşünmedikleri zaman vuracakları öğretilir.
Sayfa 61 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Diğer hayvanları insanlardan ayıran, benlik duyusundan yoksun olmalarıdır. Bu konuda pek de talihsiz sayılmazlar. Özfarkındalık, bir güç olduğu kadar sakatlıktır da. En başarılı piyanist, çalarken hareketlerinin en çok farkında olan kimse değildir. En iyi usta, nasıl çalıştığını bilmeyebilir. En becerili anlarımız, çoğu zaman en az farkında olduğumuz zamanlardır. Çoğu kültürlerin kendinin farkında olmayı engellemeye ya da azaltmaya çalışmasının nedeni de bu olsa gerek. Japonya’da okçulara hedefi ancak onu -ya da kendilerini- düşünmedikleri zaman vuracakları öğretilir.
Sayfa 61 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Kişisel özerklik, nasıl yaşadığımızın değil, imgelemimizin ürünü. Öte yandan her şeyin geçici olduğu bir zamana atılmış bulunuyoruz. Yeni teknolojiler yaşamlarımızı günlük olarak değiştirir. Geçmişin gelenekleri geri getirilemez. Aynı zamanda geleceğin neler getireceği konusunda da pek bir fikrimiz yok. Sanki özgürmüşüz gibi yaşamaya zorlanırız.
Sayfa 98 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
İnsan kendi kendisiyle baş başa, kendi bedeniyle ve masa, yatak, pencere, leğen gibi dört- beş dilsiz nesneyle çaresizlik içinde tamamen tek başına kalıyordu. Suskunluğun kara okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç misali yaşıyordu insan; hatta kendisini dış dünyaya bağlayan ipin kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibiydim. Yapacak, duyacak veya görecek hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli hiçlikle çevriliydim. Tüm boyutlardan ve zamanlardan tümüyle yoksun bir boşlukla. Bir aşağı bir yukarı yürüyordu insan; düşünceleri de onunla birlikte bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı yürüyüp duruyordu. Fakat ne denli soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına ihtiyaç duyarlar. Aksi takdirde kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar, nitekim onlar da hiçliğe katlanamaz. Kişi sabahtan akşama kadar bir şeyler olmasını bekler, fakat hiçbir şey olmaz. Öylece bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. Beklersin, beklersin ve beklersin, şakakların zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünürsün. Hiçbir şey gerçekleşmez. İnsan yalnız kalır, yalnız, yalnız...
Sayfa 41 - Venedik Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Puan vermedi·77 syf.·
Beğendi
·
13 günde okudu
·
2018 32. kitabı
Stefan Zweig
8.1/10 · 279,6bin okunma