Suriye'de, Yemen'de, Irak'ta, Mısır'da, Filistin'de, Afganistan'da, Doğu Türkistan'da... Velhasıl coğrafyamızın neresinde bir acı varsa, ilk yoklayacağımız yer Kalbimiz olmalı:" Adalet, yerinde duruyor mu? Yorumlarım, Hakkı ayakta tutmak için mi, yoksa tuttuğum takıma amigolog mu yapıyorum? Yanlışa, kim olursa olsun, karşı çıkabilecek dirayetim hala var mı?"
Benim âmentüm, bir nesil âmentüsüdür. Tek kişiye ait olmanın derinliğinin yanında, toplumun koro sesi gibi çoğul, çok yanına bir yaygınlık özelliği de vardır.
Benim âmentüm, neslimin âmentüsü sürekli bir otokritiktir.
Diriliş geçmişin tekrar değil yeni bir oluştur. Ama köksüz, temelsiz, geçmişle ilintisiz anlamında değil, eskimez bir yeniliği özünde barındırması anlamında yeni bir oluş. İnsanlığı, saptığını ana çizgisine döndürüş ve bu dönüşteki birikimle tohumlaşma ve ilham kazanma birikimi ile yeni bir mayalanıştır.
İnsansa kutlu rüyalardan bile uzakta uyumaktadır. Şafak gelmiş kapıya dayanmış, bıçak boğazda, güneş ırmakta, kuzu annesinin memesine yaklaşmakta. Yine de insan uyumaktadır.
Dağların kağıt tomarları gibi bir toplanmadığı kalmış, suların bir yedi kat yerin dibine batmadığı kalmış, buğday başaklarının bir saman bitkisi olmasına ramak kalmış, makine ile insanın ikiz kardeş olması gün meselesi.
İnsansa kurtarıcı çare duymamak da direniyor.