Büşra CEYLAN

Acının bir derecesinde, haksız olarak acı çekildiğinin düşünülmesi, kaçınılmaz bir şey, doğal bir uyuşturucudur: En kıskanç isteklerimize göre, yaşamın büyüsüne güç kazandırır yeniden bu; nesnelerin karşısına değerimizi duyurur yeniden; yükseltir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İşte böyle, bir haksızlığa uğrayınca, ben de bir başkasına, bu dünyada hep olduğu gibi, suçluya değil bir başkasına haksızlık ederek karşılık veriyordum.
Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam, Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak. Gözlerine yavaşça, yavaşça doldu akşam, Göklerin ateşini kalbime boşaltarak, Benim içimde yaktı sanki gurubu akşam, Senin kirpiklerinde bir damla oldu akşam. Gündüzden, gürültüden ve kâinattan ırak, Akşamı seyredeyim bakışlarında bırak, Ayırma gözlerini gözlerimden bu akşam, Böyle saatlerce bak, böyle asırlarca bak..
Verirler ben acizim, kudret senin dedikçe, Verenin şanı büyük, sen iste istedikçe.
Söz konusu olan, altını çizin bunun, herkesten daha zeki olmak inancı içinde yaşamaktan başka bir şeydi. Kaldı ki bu inanç, onca ahmak tarafından paylaşıldığı için herhangi bir sonuç doğurmuyor.