Doğu ile Batı arasındaki fark, Türkiye'dir. Hangisinden hangisini çıkarınca geriye Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim. Ve biz orada yaşıyorduk. Her gün politikacıların televizyonlara çıkıp jeopolitik öneminden söz ettiği bir ülkede. Önceleri
çözemezdim ne anlama geldiğini.Meğer jeopolitik önem, içi kapkaranlık ve farlar fal taşı gibi otobüslerin, sırf yol üstünde diye, gecenin ortasında
mola verdiği kırık dökük bir binanın ada ve parsel numaralarıyla yapılan çıkar hesapları demekmiş. 1.565 km uzunluğunda koca bir Boğaz Köprüsü anlamına geliyormuş. Ülkede yaşayanların boğazlarının içinden geçen dev bir köprü. Çıplak ayağı Doğu'da, ayakkabılı olani Batı'da ve üzerinden yasadısı ne varsa geçip giden, yaşlı bir köprü. Kursağımızdan geçiyordu hepsi. Özellikle de,
kaçak denilen insanlar... Elimizden geleni yapıyorduk... Boğazımıza takılmasınlar diye.Yutkunup
gönderiyorduk hepsini. Nereye gideceklerse oraya…Sınırdan sınıra ticaret... Duvardan duvara...
"Demek ki bu evrende her şey bir şarapnel.
Ve genişlemekte olan, aslında bir şarapnel
bulutu. Demek ki Samanyolu ve içindeki güneş
ve etrafindaki dünya ve üzerindeki insan ve
aklindaki her sey bir şarapnel. Düşüncesi,
inancı, duygusu, icadı, hepsi. Demek ki insan
insana saplanmak için var... Zaten öyle olmasaydı bu kitap olmazdı."