Büş

Büş
@busranravci_
" Her şey mümkünmüş gibi..
10/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2019 23:55
İnsanı insan yapan tüm değerlerin tohumudur merhamet. Bugün yüreklerde bu tohum eksik. Bu tohumdan çıkacak olan tüm güzellikler eksik. Açıyoruz haberleri, dünya kan revan içinde. Merhametten yoksun olan insanlar zulüm yuvasına çevirdiler dünyamızı. Sevgiler yalan, umutlar boş, adalet kayıp... Yok olmuş tüm bu güzellikler merhamet ile dirilebilir. Merhamet ile var olabilir. Dört yanımızı sarmış olan zulme karşı yüreğimiz sadece merhametle savaşabilir.. Uzun zamandır inceleme yazamıyordum. Aslında yine yazmayacaktım ama yüreğimde bir sıkıntı hissettim. "Ben bu kitabı okudum. Ben bu muhteşem meyveyi tattım. Neden başkalarının okumasına vesile olmayayım?" dedim ve aldım kalemi elime. Kalem dolandı durdu, ben seyrettim. Çevremizi boş kitapların sardığı bir zamanda, bu kadar dolu, bu kadar yüreğe işleyen kitaplara az rastlanıyor. Eğer bu satırları okuyorsanız, er ya da geç bu kitabı okuyun. Okuyun ve okutun. Merhamet çoğaldıkça dünya güzelleşecek. "İlacımız Merhamet" diyor Kemal Sayar, ilacınızı hiç ihmal etmeyin..
Edebiyat
MerhametM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 20182,111 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·290 syf.··
Beğendi
·
2018 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2018 14:07
Neden çıktığı, kimin kazandığı bile hatırlanmayan 3. Dünya savaşından sonra yaşlı dünyamız daha fazla dayanamamış ve yaşanılması imkansız bir yer haline gelmiş. Her yerde çöplükler, insanı yavaş yavaş çürüten bir toz ve yok olan doğal yaşam.. Bu yok olma, ilk olarak Baykuşlar ile başlamış. Baykuşlar karanlıklarda yaşayan hayvanlardır. Varlıkları pek belli olmaz. Bu yüzden yok oluşlarını da görmemiş gözler. Kitapta bahsedilen baykuşlar bana fakir insanları anımsattı nedense. Bir savaş çıksa, önce onlar yok olur tek tek ve kimsenin ruhu duymaz. Böyle böyle yok olurlar, hiç var olmamış gibi.. Baykuşlar da yok oldu. Sonra arılar ölmeye başladı. Onu diğer hayvanlar takip ederken artık bu sebepsiz hayvan ölümleri farkedilmiş ve korumaya alınmışlardı. Çünkü malum, göz önünde olana kolay kolay zarar gelmiyor bizim dünyamızda da.. Neyse. Hayvan ölümleri, tozla kaplı dünya derken yaşanabilecek başka bir gezegen aranıyor ve Mars seçiliyor. Mars'a gitmeyi kabul edenler de, tıpkı insana benzeyen Android hizmetçilerle ödüllendiriliyor. Yaşanamayacak bir gezegenden, yaşama gitmek ve giderken tam donanımlı bir hizmetçi tarafından ödüllendirilmek tabiiki insanların aklına yatıyor ve gidiyorlar. Ama IQ testinden geçebilirlerse.. Bu giden insancıklarımız şanslı görünüyor ama aslında tehlikedeler imiş. Çünkü efenderini öldürüp dünyaya kaçan, dünyada ise tamamen insan gibi yaşayan android tehlikesi baş göstermiş. Tehlike varsa çözüm de vardır. Bu androidleri çeşitli testlerle tespit edip, onları emekliye ayırma adı altında öldüren ikramiye avcıları bulunmuş. İkramiye avcısı Rick ve zeka testini geçemediği için dünyada yaşamaya mahkum bırakılmış İsidore'un hikayesi bu kitap.. Kitabın konusu çok güzel. Hatta harika. Alttan alttan verilen dersler de kitabı harikalıktan muazzamlık
Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?Philip K. Dick · Altıkırkbeş Yayınları · 20142,346 okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2018 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2018 21:48
Kayboldum.. Cümlelerin arasında, kelimelerin peşinde kayboldum. İçim daraldı bir akşam, içim içime sığmadı dağlara koştum. Yürüdüm, yürüdüm de sığamadım sanki dünyaya. Sığamadım içime. Yıllar sonra döndüm de, ben ben değildim.. Köyün en güzel kızıydım oysa. Sonra birden yok oldum. Aradılar, bulamadılar. Bir güvercin oldum, uçtum. Ardımda ufacık bir iz bırakmadan, sessiz sedasız kayboldum.. Kapkara bir ölüm takıldı peşime. Koştum. Koştum da kaçamadım.  Ölümün kanlı ayakları altında, kayıplara karıştım.. Taktım belime silahımı, dağlarda o ölümü aradım, bulamadım.. Suçsuzdum oysa. Suçlandım. Güvercini kafese sokan ben değildim, anlatamadım. Baktım anlatılmıyor, kayboldum. Gözlerinin önünde yok oldum. Deli dediler, aklını kaçırmış dediler ama bilemediler. Benim onlardan akıllı olduğumu bilemediler.. Sonra ben buldum o yaralı Güvercin'i, yine anlatamadım. Haflerin başındaki bekçi bağladı ellerimi urganıyla bayrak direğine, kalakaldım. Soğuk bir gecenin ayazında, yaklaşan kışın sessizliğinde, belki de  sessizce haykırdım. Ama kayıptım ben. Kayıptım, duyuramazdım sesimi.. Köyün en güzel kızıydım. Bir katilin samanlığında, sessizce ağladım.. Sahi kimim ben? Nerede yaşıyorum? Adım ne? Cıngıl Nuri mi? Güvercin mi? Ramazan mı? Yoksa Cennetin oğlu mu? Kayıp bir köyde, kayıp insanların arasında yaşayan bir berber miyim yoksa? Camın önünde durmuş, bir kenti mi düşlüyorum? *** Ben bu kitabın arasında, kayıp bir köyde kayboldum. Belki dağlara kaçtım, belki kaçırıldım, belki de kendimi astım. Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa, bunca kaybolmuşluğun arasında bulduğum bu güzel dostluk.. Bu incelemeyi, Sena Ç 'ye armağan ediyorum.. Senin armağanın yanında az kalır biliyorum ama..
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
9/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2018 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2018 15:21
Ben bu kitapta; başkalarının eskilerini giydiği için hep utanan, farkedilmemek için derste parmak bile kaldırmayan, başkalarının verdiği defterlerin kullanılmış sayfalarını yırtıp kimseye göstermediği yazılar yazan, arkadaşlarının arasına giremediği için sürekli kitap okuyan ama kitap alacak parası bile olmadığı için kütüphanedeki az sayıda kitabı defalarca okuyan ve bütün bunlara rağmen ufacık bir şeyde mutlu olabilen bir çocuk gördüm. Ben bu kitapta; en büyük utancı, mağazanın vitrininde gördüğü o çiçekli önlüğü alamadıkları için ne kadar üzüldüğünü yazarken elindeki kağıdı alıp tüm sınıfa okuyan bir sosyal bilgiler "öğretmeni" ve tüm sınıfın bakışları altında ezilen bir çocuk gördüm. Ben bu kitapta; evde ekmek yok diye beslenme götüremeyen, bütün gün boyunca su içen ve beden dersinde dayanamayıp bayılan bir çocuk gördüm. Ben bu kitapta; aşağlayan gözler, aşağılanan bir masumiyet gördüm.. İnsanların kendi seçimleri vardır. Birde seçemedikleri.. Cinsiyetimizi seçemeyiz. Irkımızı biz belirlemeyiz. Hangi ailenin çocuğu olacağımız sorulmaz bize. Ve kimseye doğduğu zaman büyük bir zenginlik verilmez. Kim yoksul olmak ister ki? Kim aç kalmak, kim eski kıyafetler giymek, kim aşağılanmak ister? Bu bir seçim değil, bu zaruriyettir. Seçilemeyen bir şey nasıl kusur olabilir? O çocuk istemedi ki yoksul olmayı. Neden yoksul olduğu için sustu? Neden aşağılandı? Bazı insanlar gece gündüz çalışır, kurtulamaz fakirliğin pençesinden; bazı insanlar yan gelip yatar, paralar içinde yüzer. Sonra cebindeki iki kuruş parasına güvenen, parasızı ezer. Bu adaletsizlik mi? Evet adaletsizlik. Ama bu sadece adaletsizlik değil, bu bizim insanlarımız. Bu biziz.. Dostoyevski'nin ilk romanıyla başlıyorum onu okumaya. Ve iyiki diyorum, iyiki bu kitapla başlamışım. Kitaba çok fazla inceleme
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2018 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2018 00:55
Popüler kültürün bir mağduru daha.. Okumadan elde gezdirilen, kahve ile fotoğrafı instagramda sıkça paylaşılan bir yazar İbrahim Tenekeci. Hadi okusa neyse, ama mazallah sayfalar eskir. Yine kursta bir arkadaşta görmüştüm Ibrahim Tenekeci'yi. Uçuş denemeleri isimli kitabıydı. Kız bana kitabın sayfaları eskir diye vermedi kitabı. Böyle bahane mi olur? Yemedik kitabını al senin olsun diyemedim. İçimde kaldı. İnşallah denk gelir de burayı okur, alır cevabını. Neyse. O zamandan sonra yazarı sıkça görür oldum.  Ama ya parasızlıktan ya da başka kitaplara yatırım yapmaktan bir türlü tanışamadım yazarla. Kısmet bu zamanaymış. Bu zamanaymış da, biraz geç oldu.. Olsun. Arkadaşı kardeşime altı çizili olarak hediye etmiş bu kitabı. Ne kadar da nahif ruhlu bir arkadaş. Mesela benim arkadaşlarım benim kitapları deli gibi sevdiğimi, hediye olarak kitap alınca havalara uçtuğumu bildikleri halde doğum günümde kupa koleksiyoncusu haline geldim. Yok canım tabiiki kıskandım. Ama konumuz bu değil. Kardeşimden alıp okumak için kitaba el koymamla sonunda gecikmiş bir tanışma tamamlandı. Gelelim kitaba: Kitap iki bölümden oluşuyor vs. teknik bir inceleme yaparak kitaptaki samimiyeti öldürmek istemiyorum. Ama azcık kullanmak zorundayım. Mazur görün. ^^ Kitabın ilk bölümü gezi yazılarından, bolca kuş, çiçek ve ağaçtan oluşuyor. Ama öyle bildiğimiz gezi yazıları değil. Dağlar, mağaralar, köyler.. Aynı şeylerden zevk aldığın insanlarla yapılan gezilerin güzelliğini anlatmaya gerek yok. Ve ben İbrahim Tenekeci ile çoğu konuda el sıkışan bakış açıma dayanarak onunla gezi arkadaşı olmak isterdim. Bir gün onun ardına takılıp muazzam su kaynakları olan bir dağa, ardından dağdan inerken güzelim Anadolu insanlarının yaşadığı bir köye gidip gezmek isterdim. Bir gün olsun gerçekten yaşamak belki..
Geldik Sayılırİbrahim Tenekeci · Profil Kitap · 20201,207 okunma