Birkaç sene evvel taşra işi bulup hakir görecekleri, anneanne evinde önlerine konsa ağız eğip burun bükecekleri melamin tabaklarla yan yana fotoğraf çektirebilmek için harcadıkları gayreti hayretler içinde izliyordum. Pazar sabahı erkenden uyanıp, günün kalanını kahvaltıcı kuyruğunda ya da nefes kokulu tıkış tıkış bir mekanda, çatal, bıçak ve leş gibi insan sesi arasında geçirmenin, sonra bunun adını kahvaltı keyfi koyup sosyal medya hesaplarından bangır bangır servis etmenin, en zarif tabirle dingillik olduğunu düşünüyordum.