Zümrüt Yeşil, "Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer" kitap serisinin üçüncü ve son kitabı. Bu yüzden incelemem tüm seriye yönelik olacak. Öncelikle kitabın içeriği bilimkurgu ve romantizm sentezinden oluşuyor diyebilirim. Kullanılan bakış açısı ve anlatım yönünden bakılırsa genç kurgu esintileri oldukça hissedilir. Kitap Gwendolyn Shepherd'in beklenmedik zaman sıçramalarıyla başlıyor. Çünkü o, 12 zaman yolcusundan sonuncusu, yani karganın büyüsüne sahip olan yakut. Fakat şöyle bir pürüz var, doğumundan beri yakut sanılan ve zaman sıçramalarıyla ilgili eğitimler alan kişi Charlotte, yani Gwendolyn'in kuzeni. Durum böyle olunca karakterimiz, yeteneğine ve Muhafızlar tarikatına dair hiçbir şey bilmiyor. Kendini bir anda bu tarikatın içinde ve savunmasız bulan Gwen, 11. zaman yolcusu olan Giedon'la geçmişe sıçramalar yaparak Muhafızların amaçlarına hizmet etmeye başlıyor. Lakin bu hizmetler büyük sırlar ve bedeller barındırıyor. Bu sadece konunun girişi, asıl detaylar daha karmaşık. Spoiler olmaması adına onlara değinmeyeceğim.
Yorumuma gelecek olursak kitapta bugün, geçmiş ve gelecek öyle iç içe geçmiş bir durumdaki insanın okurken başı dönüyor. Geçmiş geleceği etkilediği gibi, gelecek de geçmişi etkiliyor ve müthiş bir zaman sarmalının içinde çalkalanıp duruyorsunuz. Bu kısımlarda yazarın zekasına hayran kaldığımı belirtmeliyim. İkinci sevdiğim detay karakter kadrosu. Karakter kadrosu öyle geniş ve özgündü ki hepsi içimde yer edindiler. Maddie Halay'la şekerleme yiyip Xemerius'la çene çalmak isterdim ya da Leslie'le gizem çözüp Mademe Rossini'yle kıyafet denemek. Diğer bir husus, kitabın akıcılığı. Anlatılan dünyadaki zengin tasvirlere rağmen öyle hafif bir dili var ki başına oturur oturmaz kendinizi yüzüncü, iki yüzüncü sayfada buluyorsunuz.
Velhasıl kelam seriye