Toplumun bilgi düzeyi bir yerdeyse ve sen bunun çok üstündeysen, sen elitsin. Kimsenin bunu tartmasına, ölçmesine gerek yok, tabiat bunu ölçüyor. Dolayısıyla elitler birilerinin verdiği bir kararla elit olmuyorlar. Böyle bir mertebeyi kimse veremez, diploman da veremez.
“Birileri tanrıları öfkelendirdi.” Mesela, aç kalıyorsun ve, “Birisi beni cezalandırıyor,” diyorsun ve dolayısıyla bu şekilde insanımsı özellikler atfediyorsun çevrene. Biz buna din diyoruz. Dinin de en mühim özelliği “tartışılamaz gerçekler” üzerine inşa edilmiş olmasıdır. Zira, senin üzerinde bir otorite var. Bunu sorguladığında, bunu tartıştığında başına bir şey geleceğinden korkuyorsun. Halbuki kendi icat ettiğin bir olguyla yüz yüzesin, ama bunu bilmiyorsun.
Savaş, en önemli ve şüphesiz ki samimiyetle yazılması en zor konulardan biriydi ve hiç savaş görmemiş yazarlar görenleri kıskanır, konuyu önemsiz, aykırı ya da marazi göstermeye çalışırdı; halbuki kaçırdıkları şey, aslında oldukça eşsiz bir deneyimdi.