Ülkenin en önemli entellektüellerinden birisi olan Ahmet Arslan ile merhaba!
Kütüphanede felsefe raflarına bakındığınız zaman, gerek çevirileri ile, gerekse anlatımlarıyla felsefeyi bize sevdiren Ahmet Arslan’ı çoğumuz biliyoruz. Felsefeyi sevmek önemli değil, sadece bir temennim. Düşünmenin sebebini ve amacı için yola çıkan herkes, benim bu temennimi anlayacaktır. Felsefeye ilk onunla başlamıştım. -felsefeye herhangi bir kitap ile başlanmaz-
Felsefeye Giriş kitabı ile merakımı acıktırmıştı. Sade anlatımı ile çok eleştirilen lakin bana kalırsa bu toplum için en iyisini yapan hocalarımızdan. Okuma oranının çok düşük olduğu bir ülkede, felsefe gibi bir alanı bize sevdiren Ahmet Arslan’a minnetlerimi sunuyorum. Kendisi de bu duruma çok şaşkın. Şengör ile çıktığı bir programda, kitabın en fazla iki baskı yaptığını düşündüklerini anlatmışlardır. Kitap onikinci baskısında. Belki onüç olmuştur. Kendisi şöyle söylemişti: “Bu rakamları gördükten sonra, toplum için olan inancım yeniden filizlendi!”
Kitap, alanındaki en başarılı eserlerden.
“Thales, Anaksimandros, Anaksimenes, Pythagoras, Ksenephanes, Herakleitos, Parmenides, Elea’lı Zenon, Empedokles, Anaksagoras, Leukippos, Demokritos.”
Yunan felsefesi ve bu felsefedeki her izi taşıyan isimleri araştırıyor Arslan. Hem kendi yorumlarıyla, hem de alıntılarla şölen yaşatıyor. Beş ciltten oluşan bu eserlerin en büyük özelliği; felsefenin gelişim ve ortaya çıkış macerasını, en sade haliyle kaleme alınmasıdır. Arslan’ın davet edildiği programları da izlediğinizde, söylemek istediğimi daha iyi anlayacaksınızdır.
Sade ve doğru anlaşılır olmayı savunur. Öğrencisi olmayı çok isterdim fakat sosyal medya sayesinde, her konuşmasını ve yayınını izleme şansımız zaten oluyor.
Anaksimandros’u merak ettiğiniz zaman, hemen Arslan’ın kitabına