It’s a funny thing, but Hitler wouldn’t have called himself a Nazi. Indeed, he became quite offended when anyone did suggest he was a Nazi. He would have considered himself a National Socialist. Nazi is, and always has been, an insult. The standard butt of German jokes at the beginning of the twentieth century were stupid Bavarian peasants. And just as Irish jokes always involve a man called Paddy, so Bavarian jokes always involved a peasant called Nazi. That’s because Nazi was a shortening of the very common Bavarian name Ignatius. This meant that Hitler’s opponents had an open goal. He had a party filled with Bavarian hicks and the name of that party could be shortened to the standard joke name for hicks.
Mutlu olmak değil, mutlu edilmek istiyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
What just happened
Gasping, I realize not everyone in the crowd is running away. Not all of them are afraid, or even confused by the outburst of violence. They move differently, with purpose, motive, a mission. Black pistols gleam, flashing as they dig into a guard’s back or stomach. Knives glint in the growing dark. The screams of fear become screams of pain. Bodies fall, slumping against the tile of the square. I remember the riots in Summerton. Reds hunted down and tortured. A mob turning on the weakest among them. It was disorganized, chaotic, without any order. This is the opposite. What looks like wild panic is the careful work of a few dozen assassins in a crowd of hundreds. With a grin, I realize they all have something in common. As the hysteria grows, each one dons a red scarf. The Scarlet Guard is here. Cal, Kilorn, Farley, Cameron, Bree, Tramy, the Colonel. They’re here. With everything I have, I butt my head back and crack my skull against Clover’s nose. She howls, and silver blood spurts down her face. In an instant her grip on me breaks, leaving only Kitten. I drive an elbow into her gut, hoping to throw her off. She lets go of my shoulder, only to wrap her arm around my neck and squeeze. I twist, trying to get enough room to bend my neck and bite. No chance. She increases the pressure, threatening to crush my windpipe. My vision spots, and I feel myself being pulled backward. Away from the Treasury, Maven, his Sentinels. Through the lethal crowd. I trip backward as we reach the steps. I kick weakly, trying to catch on to anything. The Security officers dodge my poor efforts. Some drop to their knees, guns raised, covering the retreat. Clover looms over me, the bottom half of her face painted with mirrored blood. “Double back through Whitefire. We have to keep
Theodore Roosevelt'in herkesi şaşırtan popülaritesinin sırlarından biri de budur. Hizmetçileri bile onu seviyordu. Uşağı James E Amos, Theodore Roosevelt, Hero to its Valet (Thedore Roosevelt, Uşağının Kahramanı) isimli bir kitap yazmıştı ve bu kitabında şu olayı anlatıyordu: "Bir gün karım, Başkan ' a bıldırcınlarla ilgili bir soru sordu. O güne kadar hiç bıldırcın görmemişti. Başkan ona bıldırcınları detaylarıyla anlattı. Bir süre sonra kulübemizin telefonu çaldı. (Amos ve karısı Roosevelt'in Oyster Bay'deki malikanesinin arazisindeki küçük bir kulübede kalıyorlardı.) Telefonu karım açtı. Arayan Bay Roosevelt' in ta kendisiydi. Aramasının nedeni penceremizin dışında bir bıldırcın olduğunu ve bakarsak onu görebileceğimizi söylemek istemesiydi. Başkan böyle küçük ayrıntılara önem verirdi. Evimizin yanından her geçtiğinde, ortalıkta görünmesek bile, "Huuuu ! Annie! " veya "Huuuu ! James! " diye seslendiğini duyardık. Dostça bir selamlamaydı bu." Uşağına bile kendisini bu denli sevdiren bu adamı başkalarının da sevmesinden daha doğal ne olabilir? Bir gün Roosevelt Beyaz Saray'a gittiğinde Başkan ve Bayan Taft orada değillerdi. Onun mütevazı kişilere olan gerçek ilgi ve sevgisini Beyaz Saray'daki bütün hizmetçilerin ve hatta bulaşıkçıların bile isimlerini bilmesinden anlayabiliriz. "Bay Roosevelt mutfakta çalışan Alice'i gördüğünde," diye yazıyor Archie Butt, "ona hala mısır ekmeği yapıp yapmadığını sordu. Alice ona bazen hizmetkarlar için yaptığını, ama ev halkından kimsenin mısır ekmeği yemediğini söyledi. ' Ağızlarının tadını bilmiyorlar! ' diye gürledi Roosevelt. 'Başkanı gördüğünde ona söyleyeceğim.' "Alice ona bir dilim getirdi. Başkan mısır ekmeğini yiye yiye ofise giderken yol üstünde rastladığı bahçıvan ve işçilerin de hatırını soruyordu. "Geçmişte olduğu gibi
BÜTT DEMEYE BÜZÜK İSTER: (d)-Bir şeyi yapacak ya da söyleyecek cesareti göstermenin kolay olmadığını anlatmak için alay yollu olarak kullanılır. • BÜYÜK ÇÖMLEĞE OSURMAK: (d)-(o.k)-Başından büyük işe kalkışmak. "Ama ben ne yapayım o ada büyük çömleğe osurmasıydı. " • BÜYÜK DÜŞÜN: (ü)-Erkeklik organı ile ilgili olarak kullanılır. Kadın arkadaşların kendi aralarında erkek arkadaşlarının penis boyları ile ilgili olarak alay yollu olarak söylenir. "Bak hayatım öyle işlev önemli gibi martavallara kanma. Büyük düşün, büyük bul tamam mı!” • BÜYÜKBAŞ: (i)-(o.k)-Kodaman ve zengin erkek. • BÜYÜTEÇ: (i)-Meme, göğüsler. • BÜZDÜRÜK AMCIK: (d)-Hakaret amacıyla bir kadını aşağılamak için kullanılır. • BÜZÜĞÜ BALMUMUNA DÖNMEK: (d)-Çok yaşlanmak. & Fazla cinsel ilişki kurmaktan cinsel organı deforme olmak. • BÜZÜĞÜ SIKI : (d)-(o.k)-Korkusuz ve gözüpek kişi
Sayfa 33·Kitabı okudu
Hayata Dair
Ah, uzaktan nazik görünen aşk, nasıl da acımasız ve kaba denendiğinde!