🅑🅤🅩 🅚🅘🅡🅐🅖🅘
Bahar, İstanbul Tip Fakültesi'nin son sınıf öğrencisi... Hayatı sıradan, düzenli ve güvenli bir çizgide ilerliyordur. Ailesiyle sıcak bir ilişkisi vardı, özellikle abisi Ayaz'la. Samsun'daki evlerinde geçen yillar, sakin ve huzurludur. Ancak o, büyük hayallerin peşinde İstanbul'a gelmiş, şehrin en saygın psikiyatristlerinden biri olan Adil Bey'in kliniğinde staja başlamıştır.
O gün siradan bir gündür. Bahar, hastaları gözlemlemekle meşguldür. Ancak kapı açıldığında içeri giren adam, yalnızca odadaki havayı değil, Bahar'ın tüm hayatını da değiştirir. Baran Demiroğlu... Genç adamın gözleri boşlukta kaybolmuş, yorgun ve yılgındır. O, sevdiği herkesi bir yangında kaybetmiş, ardından ailesinin katili olmakla suçlanır. Bir gecede özgürlüğünü, güvenini ve anılarını yitirmiştir. Şimdi ise hakkındaki bu hükümle cezaevine gönderilir, sonrasında psikiyatri kliniğine sevk edilmiştir. Baran, hatırlamıyordur. Ne yangını ne de suçu... Sadece zihninin derinliklerinde yankılanan hayalet sesler vardı.
Baran, kliniğin soğuk duvarları arasında bir gölge gibi dolaşır. Bahar ise kendisini farkında olmadan bu karmaşanın ortasında bulur. Genç kadin, başta yalnızca bir gözlemci olduğunu sanır. Ama zamanda, Baran'ın derinlerine indikçe kendi ruhunun da sarsıldığinı hisseder. Adamin gözlerinde, geçmişin külleri arasında kaybolmuş bir çocuğun çığlığını gördü O gerçekten suçlu muydu? Yoksa bu, acımasız bir yanlış anlaşılmadan ibaret miydi? Bahar, öğrenmek istiyordu.. Ancak öğrendikçe, kendi varlığının da bu girdaba çekildiğini fark eder.
Baran, cinayetin gölgesinde, hafızasının kırık parçalarını birleştirmeye çalışırken, Bahar onun suçsuz olduğuna dair içindeki inanca tutunur. Ama ya yanılıyorsa? Ya gerçekten katil, o genç adamdı?
Kitap, okuru her sayfasında yeni bir bilinmezin