…
-Sıradan bir insan iyiyi ya da kötüyü dışardan, yani bir atlı arabadan ya da bir çalışma odasından bekler. Düşünen bir insan ise kendinde bulur.
- Gidin de bu öğretiyi sıcacık, turunç kokan Yunanistan’da yayın. Söyledikleriniz bu iklime göre değil. Kiminle Diyojen hakkında konuşmuştum ben? Sizinle, değil mi?
- Evet, dün benimle konuşmuştunuz.
- Diyojen'in bir odaya da, sıcak bir eve de ihtiyaci yoktu. Bütün bunlar olmadan da orada hava sıcak zaten. Gidip bir fıçının içinde uzanıp portakal ve zeytin yiyordu. Eğer Rusya’da yaşamak zorunda kalsaydı bırakın aralık ayını, mayısta bile bir oda isterdi kendine. Muhtemelen soğuktan iki büklüm kalırdı.
- Hayır. Diğer acılar gibi soğuğu da hissetmemek mümkün. Marcus Aurelius, "Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir. Bu düşünceyi değiştirmek için irade gücü göster, onu
silkip at, şikayet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir," demiştir. Gerçekten de öyle. Bir bilgin ya da sadece düşünen, sadece kafası çalışan bir kimse, diğerlerinden tam da acıyı küçümsemesiyle ayrılır. Bu kişi her zaman halinden memnundur ve hiçbir şeye şaşırmaz.
- Demek ki ben acı çektiğim, memnun olmadığım ve insanların alçaklıklarına şaşırdığım için aptalım.
- Boşuna böyle düşünüyorsunuz. Eğer daha sık kafa yorarsanız sizi endişelendiren bütün dış etkenlerin ne kadar önemsiz olduklarını anlarsınız. Hayatı derinlemesine
kavramaya yönelik gayret etmek gerek. Gerçek lütuf, bu hayatın içerisinde mevcut..
Ivan Dmitriç yüzünü ekşitti.
- Derinlemesine kavramak... Dışardan, içerden... Kusura bakmayın anlamıyorum. Bildiğim tek şey…
Hayat can sıkıcı bir tuzaktır. Düşünen bir insan olgunluğa eriştiğinde ve tam bir bilinç kazandığında kendini istençsiz olarak sanki çıkışı olmayan bir tuzağın içindeymiş gibi hisseder. Aslında insan iradesi dışında bir takım tesadüfler tarafından yokluktan var olmuştur. Peki neden? Varlığının anlamını ve amacını öğrenmek ister sorularına cevap alamaz ya da saçma sapan cevaplar alır. Kapıyı çalar ama açan kimse olmaz. Ölüm de aynı şekilde iradesi dışında karşılar insanı. İşte tıpkı bir hapishanede ortak bir felaketle birbirine bağlı olan insanlar bir arada olduklarında kendilerini nasıl daha rahat hissederlerse hayatta da analiz etmeye ve sentezlemeye yatkın olan insanlar bir araya geldiklerinde onurlu ve özgür düşüncelerini birbirlerine aktararak vakit geçirdiklerinde bu tuzağın farkına varmazlar. Bu bu bakımdan akıl yeri doldurulamaz bir zevk kaynağıdır…
Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalb ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce…
youtu.be/852vueoDe5U?si=...Otuz Beş Yaş - Bütün ŞiirleriCahit Sıtkı Tarancı