— Kalplerinizi değiştirin! Size hakikat gibi görünen şeylerin hemen değiştiğini görürsünüz.
— Kalp değişir miymiş istenince?
— Dünyanın en sert ve en yumuşak madeni, kalb...
Ateşini bulsun; hemen değişir.
Kültürümüzde çuvalla para versen nimete basılmaz. Değerin parasal karşılığı yoktur ve yaşayan değerler toplumsal sağlığın bağışıklık sistemini oluşturur. Yaşayan değerler bir toplumun gizil gücüdür. Nasıl ki insanın bağışıklık sistemi güçlü ise hastalığa yakalansa dahi yatağa düşmeden atlatır;
bir toplumda yaşayan evrensel değerler varsa, o toplum da belki sarsılır ama hasta olup yatağa düşmez.
“Size zihinden aritmetik bir işlem yaptıracağım, bakalım cevabı ne kadar çabuk bulacaksınız. Kalem kâğıt yok, birbirinizle konuşmak yok, birbirinize bakmak yok. Hazır mısınız? Şimdi içinizden 1 ’le 9 arasında bir sayı tutun. Bunu 9’la çarpın. Çıkan sayının hanelerini toplayın. Toplam sayının ilk harfi ile başlayan bir ülke bulun. Bu ülkenin sondan üçüncü harfiyle başlayan bir şehir bulun. Şimdi şehrin sondan üçüncü harfiyle başlayan bir hayvan söyleyin. Bitirdiniz mi? Cevabınız ‘Danimarka, Rize, İnek’ değil mi?”
Yani refah seviyesi, bedenin sağlığı, kaldırımların kullanışlı olması, çocuk parklarının güzel olması gibi sadece belli konulara önem vererek yurtdışına gitmeye karar veriliyorsa, bence uzun vadede ciddi belirsizliklere ve maceraya atılmaktır bu.
Orada yaşamaya devam etmek de ayrı bir sorun... Gittiğin toplum içerisinde başarılı olabilmek için onlara tamamen uyum sağlayacak ve anlam verme sistemlerini kabul edecek bir değişikliğe uğraman lazım ki, o da kendi özünden tümüyle vazgeçmeden pek mümkün değilmiş gibi görünüyor.