beyz

Puan vermedi·136 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 21:40
Candide, hocası Pangloss’un öğretisiyle dünyanın mümkün olan en iyi dünya olduğu fikrine sahip bir gençtir. Kitap boyunca başına türlü felaketler gelir; bunlara sabırla yaklaşır ve hepsinde bir iyilik arar. Zaman geçtikçe bu dünyanın iyiliğin ve güzelliğin dünyası olmadığını anlar. Dünyada felaketler, kötülükler ve bencillikler vardır. İnsanların iki yüzlülüğünü ve hayatın acımasızlığını gördükçe inancı yavaş yavaş sarsılır. Şu soruyu sorar kendine: “Mümkün dünyaların en iyisi buysa, acaba diğerleri nasıl olur?” Hayatının büyük bir kısmını felaketlerle geçirir; yine de mutluluğu aramaya devam eder. Sevdiğini bulduğunda ve ona kavuştuğunda mutlu olacağını, dünyanın güzelleşeceğini düşünür. Ona kavuşabilmek için ülke ülke, kıta kıta gezer. Sonunda İstanbul’da onu bulur. Sevdiği kadın artık eskisi gibi değildir; çirkinleşmiştir. Beklediği mutluluğa ve tatmine ulaşamasa da onunla evlenir. Günleri mutlu geçmez. Çevresini gözlemler ve kendi hâlinde tarlasını ekip biçen ama mutlu olan bir Türk’e rastlar. Aradığı mutluluğun anahtarını bu adamda bulur. Mutluluk, soyut beklentilerde değil, kendi bahçemizi ekebilmemizdedir. Pasif bir iyimserlikle değil, aktif sorumlulukla; kusurlu dünyamızda kusursuzu aramadan mutlu olmamız gerekir. Candide ya da İyimserlik Voltaire
1000Kitap
Candide ya da İyimserlikVoltaire · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20257bin okunma
Reklam
Puan vermedi·404 syf.··
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 19:49
Kirke, Yunan mitolojisinde Güneş tanrısı Helios ve okyanus perisi Perseis’in kızı olan büyücü bir tanrıçadır. Kitap, Kirke’nin çocukluğundan başlayarak yaşamına şahit olmamızı sağlar. Kirke, kardeşlerinin aksine farklı bir çocuktur; çünkü sesi tanrılara değil, insanlara benzemektedir. Bu durum, onun tanrılar dünyasına tam anlamıyla ait görülmemesinin de sebeplerinden biri olur. O, tam anlamıyla arafta kalmış bir karakterdir. Ne tanrıların dünyasında ne de insanların dünyasında aidiyet yaşayabilir. Bir insana âşık olur, onun saflığıyla ve içtenliğiyle güzel günler geçirir. Bu insanı, büyülü bir ot aracılığıyla tanrıya dönüştürür. Ona denk olduğunda ve ölümsüzlerin dünyasına girdiğinde birlikte mutlu olacaklarını düşünür fakat hiçbir şey düşündüğü gibi olmaz. Glaukos artık saflığını ve sıradanlığını kaybetmiştir. Kendini yüce görür, Kirke’yi beğenmez, onu gözü görmez. Kirke’den daha güzel bulduğu Skylla’ya yoğun bir sevgi besler. Kirke, bundan duyduğu acı ve kıskançlık hissiyle Skylla’yı bir canavara dönüştürür. Bunun sonucunda da aidiyetsizliği resmileşir. O artık tek başına, Aiaia adasında sürgünde yaşamak zorundadır. Peki sürgün onu hapsetmiş midir? Yoksa bu adaya sürgünüyle özgürlüğüne mi kavuşmuştur? Tanrıların da insanların da dünyasında bir yer bulamamış, hiçbirine sığamamıştır Kirke. Aiaia öyle midir? Yalnızlığıyla kucaklar onu, gücüne güç katmasını sağlar. Tanrıların yanındaki “altın kafes”inden kurtarır onu. Altın olsa da kafes, kafes değil midir? Bu adadaki yaşantısında cadılık becerileri gelişir; aslanıyla ve hayvanlarla yaşamına alışır. İçini kemiren o yalnızlık hissi hep vardır, ama kapısını insanlara açtığında tecavüzü ve şiddeti görmüştür. Büyüsü onun gücü, savunma mekanizması olmuştur ve onları domuza çevirerek cezalandırır. Bir gün adasına
Alıntı
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 20:57
Kuşak çatışması, geçmişten günümüze varlığını sürdüren bir olgudur. Babalar ve Oğullar romanı da bu çatışmayı merkeze alır. Bir yanda geleneksel taraf olan “babalar” diğer yanda ise yenilik ve bilimselliği vurgulayan “oğullar” vardır. Kitap, bu çatışmaların ekseninde döner. Nihilizm düşüncesinin savunucusu olan Bazarov, romandaki uç noktayı temsil eden karakterdir. Akıl ve bilimi savunur, sanata ve duygulara karşı çıkar. Dünyadaki tüm olayların ve olguların bilimle açıklanması gerektiğini savunur. Duyguların insanı zayıflattığını ve ilerlemeyi durdurduğunu düşünür. Kaderin cilvesidir ki, Bazarov karakterine çöküş yaşatan reddettiği duygular olur. Bir kadına aşkı, savunduğu tüm değerleri yıkıma uğratır çünkü aşk akılla açıklanamayan, kontrol edilemeyen bir durumdur. Bazarov’un toplumdan izole oluşu, sonrasında topluma karışma isteği ve en sonunda bıçak yarası enfeksiyonuyla ölümü romanın en çarpıcı kısımlarıdır. Önünde bilimle dolu uzun bir yaşam gören Bazarov, bilimin kurtaramadığı enfeksiyonu ile günden güne tükenir ve dünyaya veda eder. Sonuç olarak; Babalar ve Oğullar kitabı insanın sadece akılla var olamayacağını, duyguların, aşkın kaçınılmaz insani özellikler olduğunu gösterir. Her şey zıttıyla birlikte anlam kazanır: akıl duyguyla, yaşam ölümle var olur. Ivan Turgenyev Babalar ve Oğullar
Alıntı
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 2. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 20:26
Siddharta, insanın anlam arayışını anlatan felsefi bir romandır. Bir Brahman’ın oğlu olan Siddharta içsel huzura kavuşmayı amaçlayan bir gençtir. Bu uğurda, Samanalar’a katılmış, çileci bir yaşam sürmüş ve Buddha ile tanışmıştır. Öğretilerin hiçbiri onu tatmin etmemiştir. Ona göre hakikat bilgi ile değil deneyimle öğrenilir. Bu düşünce ile arkadaşından ve Samanalar’dan ayrılır ve kendi yolunu çizer. Bu yolda; bir yosma ile tanışır, zengin olur, kumar batağına düşer ve alkolle avunur. Tüm bu yolculuğunun sonucunda şunun farkına varır: İnsan, deneyimlerinin toplamıdır. Geçmiş, şimdi ve gelcek olarak ayrılan bir zaman olgusu yoktur. Tüm bunlar iç içedir. Saygın biri zamanla alçaklaşabilir; bir katil bile içinde gelecekteki tövbekarı barındırır. İnsan, tüm benlikleriyle şimdide var olur. Siddharta’ya göre Nirvana bir sözcük ya da düşünceden ibarettir. Asıl olan nesnelerdir. Bir taş, “şimdi”de bir taştır. Belki de gelecekte toprağa, bitkiye dönüşecektir. İnsan; geçmişi ve geleceğiyle hatta doğa ile birlik olarak kendi olacaktır. Olduğu gibi kabul ederek, akışına bırakarak, tıpkı bir ırmak gibi…
Alıntı
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
7/10
·192 syf.··
2025 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 21:59
Görünmez Adam, çeşitli deneyler sonucunda görünmez olmayı başaran bilim insanı Griffin’in bir hana gelişiyle başlar. Tamamen gizlenmesini sağlayan paltosu, gözlüğü ve şapkasıyla dikkat çeken Griffin, daha ilk sayfalarda görünmez olmasına rağmen görünür olma ihtiyacı içinde olduğunu hissettirir. Böylece Wells, görünmezliğin yalnızca bir güç değil, aynı zamanda bir eksiklik olduğunu okura sezdirir. Griffin’in sırrı, gittiği handa ve kasabada uzun süre gizli kalmaz. Görünür olmamanın sağladığı denetimsizlik duygusu, Griffin’de ahlaki bir çözülmeye yol açar. Bu durum onu hırsızlığa, şiddete ve çevresine zarar vermeye sürükler. Eylemlerinin sonuçlarını üstlenmeyen Griffin, kendisini sürekli haklı görerek görünmezliğinden güç alır ve işlediği suçların dozunu giderek artırır. İnsanlar, özellikle çocukluk dönemlerinde, görünmez olmanın yalnızca avantajlarını hayal eder; bu durumun doğurabileceği ahlaki ve toplumsal sonuçları göz ardı eder. Wells, bu romanında görünmezliğin olumsuz yönlerini Griffin karakteri üzerinden ortaya koyar. Başlangıçta büyük bir hevesle yürütülen deneyin, belirli bir amaca dayanmaması, Griffin’in iç dünyasında yıkıcı bir etki yaratır. Bu yıkımı, kontrolsüz şiddet patlamalarıyla dışa vurur. Toplumdan dışlanmışlık ve ahlaki çözülme, Griffin’in kendi eylemlerini sorgulayamayan bir karaktere dönüşmesine neden olur. Sonuç olarak, bir gayeye bağlanmayan bilimsel gelişmelerin felaketle sonuçlanabileceği; bilginin değerinin, onu kullanan kişinin karakteri ve ahlaki yapısıyla belirlendiği açıkça ortaya konur. H. G. Wells Görünmez Adam
Alıntı
Görünmez AdamH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,6bin okunma
Reklam