Necdet, Leylâ gittikten sonra artık niçin yaşıyordu, bilmiyordu. Sabahleyin uykulardan uyanışlar niçindi? Bu giyinirken, yemek zamanlarında sofraya oturuşlar; akşam üzerleri gezmeye çıkışlar; hulâsa bütün bu gündelik hayatın hareketleri ne içindi? Necdet'in var olmasından "son gaye" ne idi?
Bir âşığın, en çok mesut olacağını sandığınız haller ve şartlarda gizli bir kederle ağladığını ve en çok acı çekeceğini tahmin ettiğimiz anlarda sevinçten gülüp oynadığını görürüz.
Âşığın psikolojisi ne kadar esrarlı ve karışık bir şeydir! Sevdiğimiz vakitlerde sanki ruh derinleşir, derinleşir; öyle bir derinleşir ki, âdeta göz karartıcı, baş döndürücü bir hal alır; bunun derinliklerine inmek ne başkaları, ne kendimiz için artık kabil olmaz.