Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2022 181. kitabı
Andrey Platonov, sosyalizmin kurulduğu yıllarda, üniversite eğitiminin ardından, kırsal kesimde görev alır.Mühendis ve yönetici olarak çalışır.Bataklıkları kurutmak, su sağlamak, hidroelektrik santralı kurmak gibi görevler üstlenir.Bu görevler sırasında yoksul halkın yaşadıklarını ve yapılan yanlışlıkları görür.Devrimin ilk yıllarında gezdiği köylerde, halkın  sosyalizmden haberdar olmadığını fark eder. Bu gözlemlerini de gerçekçi bir şekilde eserlerine yansıtır. Andrey Platonov, "Yedek" adlı öyküsüyle, bizzat Stalin tarafından kara listeye alınır. Andrey Platonov, Can'ı 1934 yılında yazar.5 Ağustos 1938 yılında  "Vatana Dönüş" adı altında bir dergide yayımlanır.1978 yılında yılında kitaplaştırılır. Başkarakter Nazar Çagatayev, Moskova Ekonomi Enstitüsü'nde eğitimini tamamlar.Annesi Gülçatay, Nazar'ı doyuramayacak ve artık  sevemeyecek kadar güçsüz olduğu için, kendisinden uzaklaştırmıştır, uzun yıllar önce. Sarıkamış, Üst Yurt ve Amuderya Deltası çevresinde dolaşan, Türkmenler, Karakalpaklar, Özbekler, Kazaklar, İranlılar, Kürtlerden oluşan bir grup insan yoksulluk içinde yaşamaktadır.Bu  topluluğa "Can" denilmektedir. Parti Merkez Komitesi, Nazar Çagatayev'e bu kayıp halkı bulup, Sarıkamış çukurluğunda sosyalizmi kurması görevini verir. Çagatayev böylece doğduğu topraklara döner. Platonov, Çarlık Rusya'sından geriye kalan, yoksulluğu, açlığı, sefaleti anlatır Can'da. Çagatayev'in, kitabın önemli bir karakteri olan Aydım'ı yanına alarak Moskova'ya dönmesi, Aydım'ın Moskova'da eğitim alarak, Üst-Yurt'taki halkını aydınlatacağı umudu iyi bir sondu benim için. Platonov'un sembolik eserlerinden biri olarak kabul edilen Can, aynı zamanda en umut dolu, coşkulu eseri olarak da nitelendiriliyormuş. Platonov okumayı özlemişim.
CanAndrey Platonov · Metis Yayınları · 20131,321 okunma
Park yemek, toprak yemek zorunda bırakılmak ne demektir
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2021 33. kitabı
·
154 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2021 22:38
Öncelikle mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu söylemem gerek sanırım.Çünkü burada anlatılanlar kurgu değil,yaşanmış gerçekler. II.Dünya Savaşı sırasında Alman işgali altında bulunan Rus topraklarında yaşananlara tanık olan çocukların hatırında kalanları anlattıkları bir eser.Savaşın ufacık çocukların görmek,yaşamak zorunda kaldığı onca kötülüğe sebep olan,yıllarca akıllarından silinmeyen,hayatlarını etkileyen ne kötü bir durum olduğunu bu kitaptan daha iyi anlatan başka bir eser görmedim.Kitaptan birkaç alıntı eklersem sanırım düşüncelerimi daha iyi ifade etmiş olacağım: "O kuşatma sürecini yaşadıktan sonra... Biliyorum ki her şeyi yiyebilir insan.Toprak bile yemiştik...Bombardıman sırasında yanıp yerle bir olan Badayev erzak depolarından alınan toprak satılıyordu pazarda;üzerine ayçiçeği yağı dökülen toprak ya da yanık mermeladın kokusunun sindiği toprak,bilhassa kıymetliydi.Her ikisi de daha pahalıya satılıyordu.Annem en ucuza satılan topraktan alabilmişti,üzerinde salamura ringa balığı fıçılarının durduğu topraktı bu,tek özelliği tuz kokmasıydı,ama hiç tuz yoktu içinde.Bir tek ringa balığının kokusu vardı." "Kuşatma çemberi yarılınca,yaşam yolu üzerinden Leningrad'dan tahliye edildik ve Urallar'a,Karpinsk adlı kente doğru yola çıkarıldık... Karpinsk'e varınca doğrudan parka hücum ettik,parkta dolaşmadık ama,onu yedik.Bilhassa çamgillerden melezi sevmiştik,pofuduk iğne yaprakları öyle lezzetliydi ki.Ufaklıklar genç çamların etrafında emekleyip yerdeki çimenleri kemiriyordu." "Su yok,ısıtma yok,elektrik yok.Ama en beteri,açlık.Düğme çiğneyen biri görmüştüm.İrili ufaklı düğmeleri çiğniyordu.İnsanlar açlıktan akıllarını yitirmişti artık..." "Hatırlamıyorum... Kendi kedini ya da köpeğini yiyebileceğin fikri,bana ne zaman normal
Son TanıklarSvetlana Aleksiyeviç · Kafka Yayınları · 2019421 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2021 19:23
Puşkin'in topu topu 38 yıl süren ömrü, komploya çok benzeyen bir düelloyla son bulmadan 21 yıl öncesinden başlayıp 1 yıl öncesinde biten; aşk, tutku, özgürlük, doğa, tarih dolu 126 sayfalık bir serüvene çıkmış olmaktan şeref duyarım. Rus ve Etiyopya aristokrasisine mensup aile bireyleri, Tsarskoye Selo'daki imrenilesi eğitim, Fransız yazarlar, bunların hepsi Puşkin'i bir "Kehanet Çocuğu" yapar zannedilse de masal anlatan bir dadının, Arina Rodionovna'nın, yanında halt yemişler. Puşkin; sahte, cafcaflı bir sosyete yerine dadısının doğal, büyülü gerçekçi halkçı-köylü ortamını benimsemiş; saraydan saraya süzülmek yerine tezek yakan köylülerin sesi olmaya karar vermiştir. Tabii başta hükümete kurbanlık dana misali 7 cengaver gücünde girmeye çalışan Puşkin; sürgün, gerici zihniyet, destekçi kaybı gibi nedenlerden ötürü iyice yalnızlaşıyor ve ölümünün önsezilerini yansıtan, ölümden kaçmaya çalışan şiirler yazmaya başlıyor. Puşkin'in şiirlerinde özgürlük teması çok hakimdir. Yaşadığı siyasi dönem Napolyon sonrasına denk geldiğinden ötürü çok otokratik ve despot bir yönetim mevcuttu. Bunun yanı sıra deniz motifi de neredeyse her şiirinde görülür. Deniz motifini ben "Özgürce akmak, sonsuz bir mezarlık (Deniz'e şiiri), yalnızca Puşkin'in gittiği yolda onun gittiği şekilde gidenlerin onu anlayabilmesi (Puşkin şiirlerinde yelken açıp deniz yolculuğu yapar) şeklinde yorumladım. Ayrıca minik bir ay motifi de var. Yalnız ve parlak, yalnız ve özgüveni olan Puşkin'i temsil ediyor. Bu incelemede kitabın ne kadar güzel, harika, mükemmel, hisli olduğundan vesaire bahsetmek yerine hoşuma giden ya da anlamlı olduğunu düşündüğüm şiirlerin kendimce çıkardığım anlamlarını paylaşmak istiyorum. Çaadaev'e: Çaadaev, Dekabrist bir yazardır. Dekabristler de Çarlık rejimine karşı olan bir
Edebiyat
Seviyordum SiziAleksandr Puşkin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,894 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2021 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2021 21:12
"Mevsimlerden kıştı, zenginler çay içip koyun eti yiyor, yoksullarsa havanın ısınmasını ve otların büyümesini bekliyordu." Rus Klasikleri Okuma grubumuzun bu ayki kitabı 20.yüzyıl Toplumcu gerçekçi ve varoluşçu akımların en önemli temsilcilerinden sayılan Platonov'un Can'ıydı. Yazar kendisi de komünist olmasına rağmen özellikle Stalin'in iktidarda olduğu 1928-29 döneminde uygulanan kolektivizasyon (tarımda özel mülkiyet yerine ortak mülkiyet esası) sisteminin getirdiği yıkıcı ve sömürücü etkilere ve Stalinist düşünceye yaptığı eleştiriler sebebiyle neredeyse SSCB yıkılana kadar yasaklı kalmış. Kitap annesi tarafından terk edilen ve Stalin himayesinde kimsesiz bir çocuk olarak büyüdükten sonra Moskova Ekonomi Enstitüsü arazi ıslah eğitimin tamamlayan Nazar Çagatayev'e, kendisinin de içine doğduğu yoksul Can halkına Sosyalizm götürerek onları refaha erdirme görevi verilmesi ile başlıyor. Can halkı bugün Türkmenistan - Özbekistan sınırları içine denk gelen bir bölgede yaşayan, içinde Türkmen, Karakalpak, Özbek, Kazak, İranlı, Beluci ve nicelerini barındıran, aslında kaçaklar, yetimler, dermanı kesilince kapı dışarı edilen yaşlı köleler, eşsiz kalan kadınlar, suçlular, tanrıbilmezler gibi toplumun en dışlanmış ve yok sayılan kesiminin oluşturduğu bir halk. Can adı onlara yanlarında hoşar (mevsimlik işçi) olarak çalıştıkları zenginler tarafından verilmiş. Rusçada 'Duşa' dan gelen Can'ı halk 'ruh' anlamı ile kullansa da burda zenginlerin kastettiği anlam 'köle' Gogol'un Ölü Canlar'ı da burdan geliyormuş. Kitap gerek verdiği sosyolojik mesajlar, gerek doğa betimlemeleri, gerekse yoksulluğun işlenişi bakımından çok etkileyiciydi. Yoksulluğu ve yokluğu bu kadar net hissetiren kitap azdır bence. Okurken çölde karakterlerle birlikte dolaştım, açlığı ve ölümü
CanAndrey Platonov · Metis Yayınları · 20131,321 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2019 56. kitabı
"Tanıyorum seni dedi Çağatayev'e . Sen Nazar çocuktun." "Ben seni tanımıyorum diye yanıtladı onu Çağatayev." " Tanımazsın yemek yer gibi yaşıyorsun çünkü: içine giren şey aynen çıkıp gidiyor. Bende dersen kalıyor her şey. " ___________________________________________ Can ; açlığın, yoksulluğun, umutsuzluğun ve acının hissizlestirdigi bir halkın uyanışı. Öyle bir hissizlesmis ki insanlar yaşamak veya ölmek onlar için fark etmiyor. Ta ki orda doğmuş Çağatayev'in geri dönmesine kadar. Eserin anlatımı öyle güçlü idi ki otlar bile can bulmuştu. Çölü yani başımda hissettim. Benim için çok ayrı bir yere yerleşti bu eser. Her cümlesini el üstü tuttum.
CanAndrey Platonov · Metis Yayınları · 20131,321 okunma