Hayatta bazen ne kadar koşarsan koş yol uzar ne kadar uğraşırsan uğraş kapı açılmaz ne kadar istersen iste Bir şeyler yerine oturma ve sen bunun sebebinin az çabalaman olduğunu sanırsın.
Oysa çoğu zaman mesele çabanın azlığı değil yanlış enerji ile yanlış yöne eğilmiş olmaktır bazen insan daha çok çabaladıkça çözümden daha da uzaklaşır çünkü fazla çaba çoğu zaman içimizdeki korkunun kılık değiştirmiş halidir çoğu zaman sorun fazla çabadır yanlış yere yanlış insana yanlış zamana olmayana oldurmaya çalışmaktır.
Bıraktığında kaybetmezsin bazen bıraktığında başlar çünkü hayat zorlandığında değil doğru yere yumuşakça dokunduğunda akmaya başlar bir kapıyı zorlayarak açmaya çalıştığında sadece yorulursun ama anahtarı bulduğunda aynı kapı hafifçe itince açılır hayatın anahtarları da böyledir zorlayan değil anlayana teslim olur.
Neden bu kadar zorlanıyoruz çünkü içimizde hep bir ses var biraz daha uğraş biraz daha dayan biraz daha ver bu ses çoğu zaman Sevgi sandığımız alışkanlıklarımızdan gelir iyi niyetle yola çıkarız ama yolda kendimizi tükettiğimizi fark etmeyiz çünkü bize öğretilen şey hep şudur vazgeçme oysa bazen vazgeçmemek değil bırakmamak yorar insanı.
Kimsin lan görmesin bilmesin diye içinde sakladıklarından yoruldum sana ait olmadığı halde omuzlarındaki ağırlıklardan ve sorumluluklardan yoruldum zayıf görünmemek için güçlü olmaktan yoruldum herkes hayatını kafasına göre yaşarken sen birileri mutlu olsun diye çabalamaktan yoruldum üzülmesinler diye susmaktan acını anlamasınlar diye göz yaşlarını saklamaktan yoruldum Ne kendinle savaşın bitti ne de çevrendeki insanların senden beklentileri sen kendi huzurun damlasıyla yetinmeye onları da senden hep bir şeyler istemeye alıştırdın seni her gün karşılarında hazır bulanlar için ayakta durmaktan yoruldum peki kaldı mı enerjin seni anlamayanlar için var mı hala nefesin evet sana soruyorum sen bu hayatın neresindesin şunu da bil ki hiçbir şey için geç kalmış değilsin bu olgunluk bu durgunluk ve bu yorgunluk artık yeter.
Unutma ki sen de en az değer verdiklerin kadar özel ve en az hayatın kendisi kadar değerlisin....
Gazi, elindeki tüm kozları oynamış ve büyük bir stratejiyi sahneye koymuştu. Ordu gizlilik içerisinde güneye kaydırılamazsa oyun biterdi. Yunan Ordusu vaziyetin farkına varırsa oyun biterdi. Cephe en geç iki gün içerisinde yarılamazsa oyun biterdi. Yunan Ordusu tehlikeyi fark edip güneye birlik kaydırırsa oyun biterdi. Yunan Ordusu Trakya’daki kuvvetlerini Anadolu'ya zamanında geçirebilirse oyun biterdi. Türk Ordusu cepheyi yarsa bile düşmanı imha etmeyi başaramazsa oyun biterdi. Strateji tehlikelerle doluydu. Fakat Türk'ün önünde ömrünü yarın için çabalamakla geçirmiş bir mareşal vardı. Ve herkes bilirdi ki Gazi, hesap adamıydı.
Erkek düşmanlığımız erkekleri korkutuyor çünkü bu, sempatimizi hak etmeye başlamaları gerektiğinin işareti. Erkeklerle ilişki kurmanın bizim için bir zorunluluk, bir görev olmaktan çıktığının işareti. Denklik üstüne kurulu her
ilişkide olduğu gibi, tarafların birbirlerine saygıyla muamele etmek için çabalamaları gerektiğinin işareti.