• 191 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Dikkat: Tatkaçıran/oyunbozan içerir.

    Saroyan Öykücülüğü ve Yetmiş Bin Süryani

    Ulaş Başar Gezgin


    Yaşar Kemal ve Fikret Otyam’ın yakın dostu Amerikalı-Ermeni Bitlisli yazar William Saroyan’ın (1908-1981) ‘70 Bin Süryani’ adlı seçme öyküler kitabı, Türkçe’de Aras Yayınevi’nden yeni baskılarını yapıyor. Yazarın öykülerinden ve 2 gençlik şiirinden oluşan kitapta çeviri ve editörlük güvertesinde Ohannes Kılıçdağı ve Aziz Gökdemir var. Kitapta bulunan 19 öykü, Saroyan öykücülüğünün ilk dönemindeki gelişimini kronolojik olarak gözlemleme olanağı sunuyor. Kitaptaki ‘Ömür Denen An’, ‘Yaz Neşesi’, ‘Nenem’, ‘Berber Çırağı’, ‘Kırık Tekerlek’ ve ‘Çocukların Ölümü’ gibi ilk öyküler, yazarın çocukluk anılarına dayanıyor. 1930’ların Amerikasında yayınlanan Ermeni gazetelerinde çıkan bu öyküler, genellikle Amerika’da Ermenilerin tutunmaya çalışma çabasına odaklanıyor ve bu anlamda, etnik kimlik sorunsalını çocuk gözüyle naif bir biçimde işliyor. İnsanbilim ve halkbilim açısından değerli bilgiler sunup önemli deneyimler paylaşan, ancak yazınsal olarak çok da güçlü olmayan bu gençlik öykülerinden sonra, Saroyan’ı Saroyan yapan asıl öyküler geliyor. ‘Ermenistan’ın Evladı Antranik’ öyküsünde Saroyan’ın 1915’e büyük devletler açısından değil insani yaşantılar açısından farklı bir bakış geliştirdiğini görüyoruz. İnsanların şans eseri Ermeni, Türk, Kürt vb. doğduğunu anımsatan; doğuşta kimliklerimizi seçme şansımız olmadığına dikkat çeken evrensel bir bakış bu. Şöyle diyor bilge yazar:
    “İnsanın ülkesi denilen şey neresidir o halde? Dünyanın belli bir parçası mıdır, yeri, adı sanı belli? Irmakları var mıdır? Gölleri? Ya gökyüzü? Ayın doğuşunda mıdır bir ülkeyi diğerinden ayıran şey? Ya güneşin? İnsanın ülkesi ağaçlar, bağlar, çayırlar, kuşlar, taşlar, tepeler, dağlar, vadiler midir? Vatan bir yerin baharında, yazında, kışında mıdır? Canlıların kurduğu düzen midir? Kulübeler, evler, kentlerin sokakları, masalar, sandalyeler, oturup çay içmek, sohbet etmek midir? Yazın sıcağında dalda olgunlaşan şeftali midir? Toprağına gömdüğümüz ölüler midir? Sevgi tohumunun ana karnında filizlenmeye başlaması mıdır? Semanın bir uçtan diğerine kol kanat gerdiği ülkede kulağa çalınan ana dilin ezgisi midir? Ya o dilin yazısını taşıyan sayfalar? O ülkede yapılmış bir resim? O insanların gırtlağından, yüreğinden doğan şarkılar? Danslar? İnsanın vatanı hava, su, toprak, ateş ve hayatın kendisi için sunulan şükran dualarından mı ibarettir? İnsanların gözleridir belki, ya da dudakları, kederi...
    Bu sorulara cevap veremem, ama bildiğim şu ki bunların hepsi insanın kanındaki belleğe kazılı.(...)” 
    ‘Nereye Gidersen Git, Çığlığında Memleket’ öyküsünde ise, yazar bizi Amerika’daki bir Ermeni kahvesine götürüyor. Yaşlıların memleketleriyle ilgili kimi zaman tatlı kimi zaman sert tartışmalarına tanık oluyor; çocuklarının etnik kimlik gelişimindeki sorunlarını gözlemliyoruz. ‘Yetmiş Bin Süryani’, yazarın bir Süryani berberle sohbetinin ürünü. ‘Yılan’, gençlik dönemi öykücülüğünü andıran bir çalışma. ‘Devrim’ ve ‘Sevgili Greta Garbo’da Saroyan, Ermeniliğinden sıyrılıp Amerika’daki sendikal hareketlere mizahla yaklaşıyor. Bu öyküler hem konu açısından hem de kimliğin getirdiği kasvetten sıyrılmış olmaları dolayısıyla önceki öykülerden ayrılıyor. ‘Uçan Trapezdeki Genç Adam’da ve ‘Soğuk Bir Gün’de cebinde beş kuruş parası kalmamış bir yazar -elbette yazarın kendisi- şakacı bir dille betimleniyor; onun esinlenme çabalarını yakından izliyoruz. ‘Bir Hayatın Dirilişi’, yazarın yoksulluk içinde geçen çocukluğunu ele alıyor bir kez daha. Gazete satıcılığı yaptığı o yılları yazar, içtenlikle ve din ve toplum eleştirisiyle harmanlıyor.

    ‘Ben, Dünyada’ öyküsünde Saroyan, kendi yazma alışkanlıklarını ve dünya görüşünü ortaya koyuyor. Bu yönüyle, metin, köşe yazısının ve söyleşinin sınırlarında geziniyor. Bir çocukluk anısını aktaran ‘Savaş’ adlı öykü, barış eğitimi derslerinde kullanılabilecek kadar derinlikli bir içeriğe sahip. Çocuklara milliyetçilik tohumlarının ekilmesinin ve bunun toplumsal sonuçlarının öyküsü. 2. Paylaşım Savaşı öncesinde yazılmış olması da, öykünün önemini ve değerini arttırıyor. ‘Onca İnsan’ ise yine çocukluk anılarından besleniyor; kitaptaki en kısa öykü olma özelliğini taşıyor. Kitabın kapanışını yapan ‘Sen Bir Ermeni, Ben Bir Ermeni’ bir diğer kısa öykü. İki Ermeni’nin, Saroyan’ın deyişiyle iki ‘sıladaş’ın yurtlarından uzakta karşılaşması...

    Saroyan öykücülüğü, kurmacadan çok anılara ve deneyimlere dayanan bir anlatı anlayışı üzerinden gelişiyor. Bir anlatıcı olarak Saroyan, kendisinin ve çevresindekilerin başından geçenlerden hareket ediyor. Bu anlamda onun anlatıcılığı, Hüseyin Rahmi ve Sait Faik’inkilerle akraba.[ Hüseyin Rahmi ve Sait Faik öykücülüğü için bkz. ilgili bölümler. ] Bu, yazınsal anlamda bir zayıflık da sayılabilir, biçemsel bir tercih de. Ancak bu zayıflık ya da tercih, aynı zamanda anlatıcının içtenliğine zemin hazırlamak gibi olumlu bir işleve sahip. Örneğin, birçok kurmaca ağırlıklı öyküdeki “hiç inandırıcı değil” havası, Saroyan’da yok hükmünde. Okurlar olarak ona rahatlıkla inanıyoruz. Bu içtenlik, yazarın yaşamıyla da (yoksulluğu, yurtsuzluğu, yetimhanede büyümesi, okulla arasının olmaması vb.) pekiştiriliyor (Gezgin, 2002). Saroyan’ın öyküleri, ayrıca, etnik kimlik gelişimiyle ilgili akademik çalışmalar için değerli bilgiler sunuyor (bkz. Gezgin, 2001b).

    Saroyan’ın öykücülüğü her ne kadar Amerika’da şekillenmiş olsa da, onun anlattıklarında, Haçaturyan’ın birçok ezgisindeki aynı his uyanıyor: Yani “bunlar çıksa çıksa bir Anadolulu’dan çıkmıştır” hissi... Daha değil bilgisayarlar televizyonların bile piyasada olmadığı dönemlerin insanları onlar; ama kendilerini okutmayı/dinletmeyi başarıyorlar; çünkü ‘zamanın ruhu’nun, ‘güncel’in yorucu taleplerinin ötesine geçmişler. İlerleyen yüzyıllarda da okunacak/izlenecekler.



    Kaynakça

    Gezgin, U. B. (2001b). On ethnic identity development: towards the construction of a model.

    Gezgin, U. B. (2002). Armenians as ingroups in William Saroyan’s (1908-1981) stories from the framework of the theory of social representations: a social psychological inquiry.

    Saroyan, W. (2016). Yetmiş Bin Süryani. 3.baskı. İstanbul: Aras.










    Kaynak: Gezgin, U. B. (2017). Anlatıbilim Açısından Roman, Öykü ve Masal İncelemeleri (2000-2017) [Novel, Story and Fairy Tale Analyses through Narratology].

    ANLATIBİLİM AÇISINDAN ROMAN, ÖYKÜ VE MASAL İNCELEMELERİ (2000-2017)

    Prof.Dr. Ulaş Başar Gezgin

    Yazında Ezilenler ve Ezilenlerin Yazını
    1. Marksist Açıdan Türk Romanı.
    2. Sovyet Türkologlarının Gözüyle Türk Yazını.
    3. Yaşar Kemal’i Yaşar Kemal Yapan 6 Özellik.
    4. ‘Boynu Bükük Öldüler’: İlk Yılmaz Güney Romanı.
    5. Yıllar Sonra Yeniden Genç Gorki ve Arabesk.
    6. İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?
    7. Bulgaristan Hatırası Bir Marksist Türkolog: İbrahim Tatarlı

    Sabahattin Ali Yazını
    8. Anlatıbilim Açısından Kürk Mantolu Madonna.
    9. Merhum Marko Paşa’nın Size Çok Selamı Var.
    10. ‘Değirmen’de Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    11. ‘Kağnı’da Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    12. ‘Yeni Dünya’da Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    13. ‘Sırça Köşk’te Sabahattin Ali Öykücülüğü.
    14. ‘Ses’te ve ‘Esirler’de Sabahattin Ali Öykücülüğü.

    Gülmece ve Hiciv Anlatıları
    15. Muzaffer İzgü Öykücülüğü: Azrail’den Bir Namussuz’a.
    16. Gülmece yazarı olarak Hasan Hüseyin: ‘Made in Turkey’.
    17. ‘Bay Düdük’ (1958).
    18. Bir Heccav Olarak Ümit Yaşar Oğuzcan.

    Çokkültürlü Yazın Çokkültürlü Toplum
    19. Türk Yazınında ‘Etnik Öteki’ İmgesinin Açımlanmasına Giriş Olarak Hüseyin Rahmi Yazını ve “Yankesiciler” Adlı Öykü.
    20. Çokkültürlü Toplum Çokkültürlü Öykü: Sait Faik Öykücülüğünde Ermeni İmgesi.
    21. Saroyan Öykücülüğü ve Yetmiş Bin Süryani.

    Masallar ve Efsaneler
    22. Eskimeyen Bir Yazın Evreni: 30 Yıl Sonra Yeniden Behrengi.
    23. Ferçler ve Zebler: ‘Binbir Gece Masalları’ Üstüne Bir İçerik Çözümlemesi Denemesi
    24. ‘Masalın Aslı’.
    25. ‘Vietnam Efsaneleri/ Vietnam Söylenceleri’.
    26. Tibet Masalları.

    Vietnam ve Tayland Yazını
    27. ‘Direnme Savaşı’: Direnenlerin Tarafından Vietnam-Amerikan Savaşı.
    28. ‘Şafakta Kazandık Zaferi’.
    29. Bir Vietnam-Amerikan Savaşı Romanı: Gök Cephesi
    30. Siyam Romancılığı Bağlamında Romanda Gerçeklik Sorunu.
    31. Siyamlı Romancı Siburapha’nın Yaşamı.
    32. Siyamlı Şair Sunthorn Phu’nun 'Phra Abhai Mani' Adlı Yapıtındaki Anlatının Özeti ve Değiniler.

    Türkiye Yazını, Türkçe Yazın
    33. Öykücü Yönüyle Ahmet Cemal’i Anarak.
    34. Torik Akını: Az, Öz, Akıcı, Okunası
    35. İstanbul Öyküleri.
    36. Onyıllar Sonra ‘Vatandaş’ı Yeniden Okumak
    37. Ölü Çiçekler Müzesi’nde Gezinti.
    38. ‘Uzaklara Mektuplar’.
    39. Ali Rıza Arıcan Öykücülüğü
    40. Puslu Kentin Mavisi: Modern Çin’den Öyküler.

    Taylan Kara Yazını
    41. Poe’nun Kuzgunu: Derinden ve Uzun...
    42. ‘Böyle de Buyurabilirdi Zerdüşt’: Hiççi Bir Başarı Öyküsü.
    43.‘Vasatlığa Giriş Dersleri’: Yine de İnsana Dair.
    44. Vasat Edebiyatı 101: Mizahla Polemik Arasında.

    Ütopya Anlatıları
    45. Uzaklaşan Ütopya ve Distopyalaşan Dünya.
    46. Devrim Öncesi Edebiyatında Ütopya: Kızıl Yıldız (1908) Örneği.

    İranlı Öykücüler
    47. İranlı Öykücüler: Hem Yakın Hem Yakın (1-4).
    48. Çağdaş İran Yazınının Öncüsü Sâdık Hidâyet (1-4).

    Avrupa Yazını
    49. Fransız Yazınında Bir ‘Muhalif Yazar Miti’ni Sorgulamak: Marguerite Duras.
    50. (Ölüm Yıldönümünde) Jose Saramago’yu Anarak...
    51. Bilişsel Bilimlere İlişkin Bir Roman: ‘Düşünce Balonları’

    Diğer Yazılar
    52. Darüşşafaka ve İmkansız Hayatlar.
    53. Endonezya’dan Bir Öykü: ‘Kral, Cadı ve Papaz’.
    54. Azerbaycan’dan Bir Öykücü: Anar.
    55. ‘En-Dor’a Giden Yol’.
    56. İki Çocuk Öyküsü: ‘Başka Karıncalar Diyarı’ ve ‘Yerle Gök Arasında’
    57. Defterde Kalan Borges (1899-1986) Dipçeleri.
    58. Latin Amerika’nın Çatık Kaşları: Bir Cehennem Ağacı Olarak Muz Ağacı.
    59. Başka Dünyalar Açısından Nobel Yazın Ödülü’ne İlişkin Değiniler.

    Gezgin Yazını
    60. Ulaş Başar Gezgin’le Yeni Romanı Üzerine (Söyleşi).
    61. Babasız Bir Roman Kişiliği Yaratmak (Söyleşi).
  • Kuru gözler kuru şeyleri hiç göremezler
    Ve düş içinde yaşayanlar düş içindekileri.
  • Ben hiç de insan gibi kalkmıyorum sabahları, haberiniz olsun
    Edip Cansever
    Sayfa 297 - Adam Yayınları - Çağrılmayan Yakup, 1966
  • Her şey ki bir süre kendisi gibi duruyor, ben buna seviniyorum
    Çünkü yeryüzünün müthiş şekillerinden biriyim ben
    Üstümde gök olarak içimde bir de hayatın bulunduğu
    Edip Cansever
    Sayfa 294 - Adam Yayınları - Çağrılmayan Yakup, 1966