"SİBİRYA'DAN BALKANLARA ŞAMANLAR VE CADILAR CİLT II"
"Kadınların cadı namı kazanmasının bir başka nedeni de şifacılık, bitkilerle tedavi gibi işlerle uğraşmalarıdır. Bu, cadı avlarının ilk evresinde, ak büyünün (Kilise ve ruhban sınıfı tarafından olumsuz anlamda] yeniden yorumlandığı zamana tekabül eder. Ancak aynı zamanda bitkilerle tedavi ve şifacılık konusunda bilgi sahibi olan kişilere karşı ikircikli duyguları da açığa çıkarır. Bu türlü uzmanlara, sıra dışı oldukları ve düşük hayat standartları nedeniyle köy cadısı muamelesi edilir. "Bilgileri" kendilerini karşı-cadı ilan etmelerini mümkün kılmaz, oysa bir şifacı kadın ile karşı-cadı arasındaki sınır akışkandır. Diğer yandan, şifacı kadınlar kendilerine asla cadı demezler, yalnızca şifacılık yaparlar. Oysa falcılar, kendilerine karşı-cadı derler. Ayrıca bu şifacılara başkalarının cadı yakıştırması yapmasının komşuluk ilişkilerinde kıskançlık ve gerginlikle hiçbir ilişkisi yoktur ve bu tür kadınlara kötülük yaptığı düşünülmez."
Binlerce yıl önce, bugün “klasik Şamanizmin beşiği” olarak andığımız Sibirya-Asya topraklarından boy birlikleri yola çıktı. Kimi Karadeniz’in kuzeyine, oradan Balkanlar’a, Avrupa’nın içlerine ve kuzeyine kadar göç etti. Kimi ise Altaylar’dan güneye inerek İran, Anadolu ve Ortadoğu’ya uzandı. Aynı coğrafyadan çıkan bu topluluklar –Türkler, Finler, Estonlar, Saamiler, Macarlar– uzun süre aynı inanç iklimini soludu.
Ancak bugün, aynı kaynaktan beslendiğimiz bu kültürlerden neredeyse habersiziz. Özellikle Fin-Ugor halkları (Finler, Estonlar, Macarlar, Saamiler) bu unutulan mirasın en çarpıcı örneklerini sunuyor. Hepsinin merkezinde Şamanizm, cadılık ve büyücülük var.
Sibirya’nın soğuk rüzgârlarından Balkanlar’ın sisli ormanlarına uzanan bu eser, coğrafi bir yolculuk, insanın kendi iç