Nehirler ve ada…
8/10
·504 syf.··
2025 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 12:38
Bazen bazı kitapları okurken bi şarkı çalar arka fonda. Ya da ben bi kitabı okurken duygumu bi şarkı sözünde, müziğinde duyumsuyorum. Bu kitabı okurken hep Sezen Aksu "Masum Değiliz " çaldı arka fonumda . Dünya öyle bir yer ki ne kalbimizi, ne de ruhumuzu dikkate alarak hazırlıyor hayat senaryosunu. Tuna'nın ruhuna, kalbine uygun olmayan hayat senaryosunun nasıl bir iç savaşa dönüştüğünü çok güzel yaşatmış Buket Uzuner. Hangimizin yok ki gerçek miydi hayal miydi diye sorguladığı anları,zamanları, yaşanmışlıkları... Dahası tekrar yaşamak istedikleri, hiç hatırlamak istemedikleri... Mavi Tuna Kumral Ada Asi Aras... Bir çağ yangını bu,bütün dünya günahkâr.. Masum değiliz hiçbirimiz... Tavsiye eder misiniz diye sorarsanız eğer ; Eğer bi son bekleyip okuyacaksanız, monologlardan hoşlanmıyorsanız, pasif direniş size aykırı geliyorsa okumaktan zevk alacağınızı düşünmüyorum. Gerçeklikle hayal arasında bir yerde kalıyorsunuz hep! Her yaşa hitap edecek bir kitap olduğunuda düşünmüyorum. Özetleyebilecek bir okurun da çıkacağını sanmıyorum :) Sıkmadan ilerledi, arada yaşadığım kopukluklar dışında. Karakterler çok iyi yansıtılmış. Bu arada kendimi hiçbir karaktere yakın hissetmedim. Ama hissedenlerin çıkacağı muhakkak…
Kumral Ada Mavi TunaBuket Uzuner · Everest Yayınları · 202113,1bin okunma
Puan vermedi·78 syf.··
Beğendi
·
2025 73. kitabı
“Şair nasıl olunur?” sorusu, hem teknik hem de ruhsal bir derinlik taşır. Çünkü şairlik sadece şiir yazmak değil, dünyayı farklı bir gözle görmek, duyarlılığı işleyebilmek, dili yaratıcı biçimde kullanabilmek ve iç sesi dışa dönüştürebilmek demektir. Bülent Öz ikinci kitabı Çağ Yangını'nında sesini arıyor...
Çağ YangınıBülent Öz · Tibyan Yayıncılık · 20051 okunma
Reklam
5/10
·152 syf.··
2025 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 18:23
Edebiyat; bazen bir kıvılcım gibi yanar ve o alev, hakikati aydınlatırken karanlığı da içinde tüketir. Bu seçki, Fahrenheit 451’in yakıcı mirasına saygı duyarak, spekülatif kurgunun sınırlarını zorlayan öykülerle dolu. İnsan ruhunun derinliklerinden, mitlerin gölgesinde şekillenen fantastik dünyalara; uzayın bilinmez boşluğundan, korkunun titrek ışığında yankılanan kadim anlatılara kadar her öykü, zamanın ötesinde bir yankı bırakıyor. Ateşin içinden yükselen bu hikâyeler, sadece hayal gücünü değil düşünceyi de tutuşturacak. 1-Karanlık Köşedeki Masa (Sibel BOZKURT); Sıkıcı ve durağan başlayan korku gerilim öyküsünde kırılma noktası Gamze'nin terk edilen apartman dairesinde kemikleri ve dağ gibi biriken kadın kıyafetleri görmesidir. Öyküde uzaylının, kadınları tavlayıp neden onları yediğine dair bir konuşma olsaydı ağızları açık bırakacak bir öykü sonu okurduk. 2-Alevlerin İçinden (Anıl ŞAHAL); Polisiye ve psikolojik gerilim türlerinin uyum içinde dans ettiği olay öyküsünde vicdan azabının vücut bulmuş haliydi. Öyküde yangında eşini kaybeden karakterin bu durumu sindirmeyince onda vicdan azabı oluşturdu. Aslında o anda eşinin yanında olsaydı onunla birlikte kurtulacağına inanıyordu. Karakterin öyküsü polisi o kadar etkilemiş ki her şeyi kül eden ateşin huzurun yeri olduğunu görüyor. Öykü kimi okurlarda ateşle ilgili anıları canlandırıyor. 3-Isınan İskeletler (Meltem DAĞCI); Hristiyan yerli bilimkurgu öyküsünde bilimkurgu emareleri yanında korku ve komedi unsurları bir arada uyum içinde kelimeler dans ederek okurların yüzünde hafif tebessüm yaratıyor. Öyküdeki anlatılanlar, Dünya ekstremlerine ayak uydurmadığı için düş güçlerimizle öykünün insanların koloniler kurduğu gezegenlerden biri olan ÖRTSÜLDE adlı yanan iskeletlerin ve kül yağmurların hakim olduğu gezegende
Öykü
Tuhaf Bir KıvılcımKolektif · Plüton Yayınları · 20256 okunma
Karanlık Çağ; Çöküş mü İlerleme mi?
6/10
·270 syf.··
2025 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 04:19
Batı literatüründe Tarih, Arkeoloji ve Kültür Tarihi gibi dallarda ''Çöküş Tezi'' üzerinde çok kafa yorulup, eserler kaleme alınmış. Bahis konusu bu eser de Tunç Çağı'nda gerçekleşen bir ''Çöküş'' vakasını konu almakta. M.Ö. 13. ve 12.yüzyıllarda; Mısır, Hitit, Ugarit, Miken, Girit gibi çağdaş devletler kendileri arasında küresel bir sistem kurarak etkileşimlerini devam ettirirlerken; Mısır Firavunlarının mektuplarına yansıyan bir ''Deniz Kavimleri'' istilası vuku bulmuş ve Tunç Çağı sona ererek Karanlık Çağ'a(M.Ö.1100-750) girilmiştir. Eserde bahis konusu bu Deniz Kavimlerinin isimleri ve menşei, hangi yön doğrultusunda hareket ettikleri; onları bu istilaya güdüleyen etkenler ve son olarak sonuçları ele alınmıştır. Eski öğretilerde Deniz Kavimlerinin bu istilasının altında yatan sebep olarak tek bir etken arama eğilimi mevcutken; son çalışmalarda Deniz Kavimlerinin bu istilasını harekete geçiren birden çok etkenin(Kuraklık-İklim Değişikliği-Depremler-İsyanlar vs.) tetikleyici güç olduğu kanısı hakimdir. ''Çöküş'' tezi, uygarlıklar açısından olumsuz bir vuku değildir. Akabinde birçok yeniliği ve ilerlemeyi getirir telakkisi eserde son derece hakim. ''Bazen doğal yaşlı ormanların ekosistemin yenilenmesini ve tekrar filizlenebilmesini sağlamak için büyük çaplı bir orman yangını gerekir.''
M.Ö. 1177 Medeniyetin Çöktüğü YılEric H. Cline · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 2018198 okunma
Hapishane koşullarının doğurduğu şair: Nevzat Çelik
Puan vermedi·116 syf.·
2025 2. kitabı
80 darbesi zamanında 19 yaşında idam istemiyle hapse girip yargılanan Nevzat Çelik, her gün ölüm kararının ihtimali altında yaşarken kaleme alıyor şiirlerini. 18 ayını hücrede geçirdiği vakitlerde bile umudunu yitirmeyen hayata sıkı sıkıya tutunan bir insan. Bu yıllarda yazdığı şiirlerden oluşan kitabı ödül alıyor, kitabı satış listelerinin başında. Ama o değil ödül törenine katılmak, sevincini sevdikleriyle paylaşamıyor bile. Şafak Türküsü ölümü özleten bir belirsizliğe, kaygılarla geçen şafaklara yazılmış. Ölse dahi bunun ayrılık getirmeyeceğini dile getirdiği gibi; hayata iyi ve güzel bakmayı ortaya koyuyor. Cesaretini, gücünü; sevgisinden, umudundan alıyor. Fakat ben şiir boyutunu fazla uzatmadan kitabın sonunda yer alan birkaç sayfalık kısma değinmek istiyorum. Şahap Balcıoğlu, Şafak Türküsü'yle tanıştıktan sonra Nevzat Çelik'le söyleşi yapmak istiyor fakat verdiği dilekçelerin önü hep kesiliyor, bu nedenle çareyi mektuplaşmakta buluyor. 9 soru-cevaptan oluşan bu yazışmalı söyleşide Çelik, yangının tam ortasında bir yerden sesleniyor ve söyledikleri öyle can alıcı şeyler ki günümüzde de geçerliliğini koruduğunu, kulak asılması gereken meseleler olduğunu düşünüyorum. Bu yönüyle bu söyleşiyi ve Balcıoğlu'nun çabasını çok kıymetli buluyorum. Benim elimdeki kitap 86 yılı 4. baskı, sanıyorum ki sonraki kitaplarda da söyleşi yer almıştır. "Bir yangın vardı, bir çağ yangını. Herkese şu ya da bu oranda bir pay düşüyordu bu yangından. Kıyısında, köşesinde yananlar vardı. Bir de tam ortasında yananlar! Ben yangının tam ortasında, hem de hiç yakınmadan yananları, etiyle kanıyla, özlemleri, kavgaları ve umutları duyurmak istedim." Nevzat Çelik
Şafak TürküsüNevzat Çelik · İmge Kitabevi · 2010582 okunma
10/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2025 20:52
.- Bir Çağ Yangını, ölüleri yaşayanlarıyla bir ailenin birkaç kuşağını barındırmış olan ev'in, daha doğrusu o evde yaşayan "eşik cini"nin ağzından anlatılan olayları içeriyor. Yan tutmaz bir gözlemci olarak seçilen bu "anlatıcı"nın evde yaşayanlarla birlikte yanıp kül oluşunun bile abartmasız, yalın bir dille verilişi,
Hayata Dair
Bir Çağ YangınıHulki Aktunç · Yapı Kredı Yayınları · 202177 okunma
Reklam
Reklam