Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği işi yapan, sevmediği kişilerle yaşayan, kalabalıkların yüzünden yaşamaya karşı, ne bir sevgi, ne de bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen, her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren, gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yalnız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren;
bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları !
Size bu ölü yaşamı hazırlayan “burjuvazidir” ve bu acımasız oyunun varlığını siz izin verdiğiniz sürece sürecektir.
Alelade bir sinek ‘“”””Büyük makasımı aldım elime ve çağrışmaya hazır ' bir şövalye gibi vaziyet aldım, ikisi birden benimle alay etmeye başladılar.
Sevgilisiyle birlikte masanın diğer köşesinde gülme krizleri geçiriyor ve "Şu makasına mı güveniyorsun." der gibi bakıyorlardı. Öfkeyle, "Hayır makasıma güvenmiyorum. O berduş sevgilinle şu cetvelle de çarpışırım" dedim ve makası fırlatıp attım. Kendi küçüklüklerinin farkında olmadan sözüm ona mutluluk kahkahaları atıyorlardı. "Terbiyesizliğin lüzumu yok, ayrılın birbirinizden" dedim, fakat hiç umursamadan yeniden birbirlerine sokulmak üzereydiler ki, artık bu kadar yeter dedim ve... Cetveli, birden çarptım üstlerine. Biraz çatırdama sesi duyuldu, bir miktar sıvı masadan aşağı süzüldü. İyi planlanmış darbem onların sonunu feci bir biçimde getirdi. Ve böylece dostluğumuz da sona ermiş oldu.
O, gri kanatlı, orta boy, alelade bir sinekti işte. Sadece bir miktar hoş vakit geçirmişti benimle hepsi bu....