İyi şiiri belirlemede yalnızca şairin değil, okurun niteliği de belirleyicidir. Çünkü şiir, karşısında onu alımlayacak bir bilinç bulduğunda tamamlanır. Ancak okur, dili yüzeyde tüketen, imgelerle kurulan derin ilişkiyi kavrayamayan, duyguyu hazır kalıplarla ölçen bir noktadaysa; şiiri de buna göre değerlendirir. Böyle bir kitle için kolay anlaşılır olan, ilk okumada “duygu verdiği” sanılan metinler şiir sayılırken; çok katmanlı, çağrışım gücü yüksek, dil işçiliği barındıran metinler “anlaşılmaz” diye dışlanabilir.
Bu durum, iyi şiirin ölçüsünü düşürmez; ama görünürlüğünü etkiler. Nitelikli şiir, her zaman daha donanımlı bir okur talep eder. Okur geliştikçe şiirin çıtası da yükselir. Dolayısıyla sorun şiirin kendisinden çok, onu tartacak terazinin hassasiyetindedir. Gerçek şiir, popüler beğeninin değil, zamanın ve derinlikli okumanın süzgecinden geçerek yerini bulur.