Zihnimde uzak bir çağrışım: Şiir ve aşk Yani zamanın ağır ve sakin akıp gittiği Kelimelerin haysiyeti, dostluğun sıcaklığı Aşklarınsa gözyaşı istediği o masumiyet Kitaplardaki mürekkep kokusu gibi hepsi Kaybolup gitmiş şehrin yakın tarihinde Ve kendine yetmiyor olmakta olan Benimse aklım tökezliyor şehrin ortasında Şimdi komik hatıralar diye bakılıyor Siyah beyaz fotoğraflardaki o ciddiyete Ve bunlardan birinde haykıran militanın Cesaretine ki, haykırıyor o en kalabalık Caddesinde şehrin: "Kardeşler! Ölüm Nereden ve nasıl gelirse gelsin..." Ve bir unutuşa nasıl sığıyor her şey Benimse kalbim tökezliyor bu hengamede
Sayfa 60·Kitabı okudu
Şiir
Bölüm 2
Panik atak anksiyete depresyon = bozukluk. Bozukluk ise = hastalık. Bu şekilde bir kodlama yaptığınızda beyin hemen “hastalık eşittir ölüme yakın olmak”şeklinde bir çağrışım içine girer ve psikoloji üretmeye başlar. Psikoloji aslında altta yatan hastalık algısını ve onun da altında bulunan ölüm inancına verilen bir tepkidir. Psikoloji, aslında bir patoloji olmayıp bizi korumak için üretilen aktif hale getirilen bir dost programdır. Psikoloji hava savunma sistemi gibi de düşünebiliriz. Gerçek bir tehdit ya da hayali bir tehdit algısı varsa sistem kendisini hemen aktif hale getirir. Tehdidin bizzat kendisiyle algısı hemen hemen benzer psikoloji doğurur. Psikoloji, kodlamalarla meydana gelen algıların ürünüdür ve aslında hastalık inancına verilen bir tepkidir.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Espri anlayışı: Yetişkinlerin de çocuklar kadar çok gülmesi gerekir. Gülmek stresi dindirir, keyif verir ve öğrenme ve eğlenme arasında olumlu bir çağrışım oluşturur. Kendilerine gülebilen yetişkinler de etraflarındaki çocuklara sağlıklı bir mesaj verirler: Mükemmel değilim, öyle olmam gerekmiyor ve burada seninle birlikte olmaktan keyif alıyorum.
Sayfa 429·Kitabı okudu
Psikoloji
Kelimeler ve çağrışım...
Kelimeler ne zaman sözlüklerden çıkıp yan yana gelirler, ne zaman üçlü beşli gruplar oluştururlar, o zaman başlar heyecan. Tek başlarına taşıdıkları küçük çuvalı sırtlarından indirip beraberce dağları taşımaya kalkışırlar. Çağrışım o kadar büyük bir güçtür ki dağları taşımakla kalmaz nehirleri de tersinden akıtabilir. Çağrışım öyle bir sihirdir ki şapkadan tavşan da çıkarabilir, kelimelerden kan da. İlkinin adı hokkabazlık, ikincisinin adı sanattır.
Sayfa 171 - Şule Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
...ima, birbiriyle bağdaşan delilleri seçici bir biçimde akla getiren bir tetikleme etkisidir. ... 1. Sistem cümleleri doğru kılmaya çalışarak anlar ve birbiriyle bağdaşan düşüncelerin seçici bir biçimde etkinleştirilmesi, sistematik bir yanlışlar ailesi yaratır, bu da bizi kandırılabilir kılar ve inandığımız herhangi bir şeye çok güçlü bir biçimde inanmaya yatkın hale getirir. ... İma da, çıpalama da 1. Sistem'in aynı otomatik işleyişiyle açıklanır. ... Çıpalama etkisi ölçülebilir ve şaşırtıcı derecede büyüktür. ... Genel olarak, bilinçli bir "tersini düşünme" stratejisi çıpa etkilerine karşı iyi bir savunma olabilir, çünkü bu etkileri üreten yanlı düşünce takviyelerini reddeder. ... Çıpalama etkileri her zaman, nihayetinde 2. Sistem tarafından tamamlanan yargı ve seçim görevlerinde incelenmiştİr. Ne var ki 2. Sistem, 1 . Sistem'in otomatik ve istençdışı bir faaliyetiyle bellekten geri alınan veriler üzerinde çalışır. Dolayısıyla 2. Sistem bazı bilgilerin geri alımını kolaylaştıran çıpaların yanlı etkilerine maruz kalır. Dahası, 2. Sistem'in etki hakkında bilgisi olmadığı gibi üzerinde kontrolü de yoktur. Rasgele ve saçma çıpalarla (Gandhi'nin 1 44 yaşında ölmesi gibi) karşı karşıya kalan katılımcılar, bu bariz biçimde yararsız bilginin tahminlerini etkilemİş olabileceğini kendilerinden emin bir biçimde inkar eder ve yanılırlar. ... ... bir mesaj yalan olarak reddedilmediği sürece, güvenilirliği ne olursa olsun, çağrışım sistemi üzerinde aynı etkiyi yapacağı... syf 143-150
Sayfa 150·Kitabı okuyor
Düşünceler söze döküldüğünde bir sonraki aşama, bu mesajı alan zihinde ortaya çıkan anlamlardır. Sözlerimiz, zihnimizdeki o kaotik çorbadan nasıl imbikle damıtılarak çıkıyorsa, bir başka zihinde de bambaşka bir okyanusa damlalar halinde düşer ve bizim tahayyül bile edemeyeceğimiz sayısız dalgalanmalara yol açar. Bu dalgalanmalar, sözümüzün ulaştığı zihnin dünüyle, bugünüyle ve yarına dair planlarıyla birleşir; kelime dağarcığıyla tartılır, kişi-ye özel çağrışım dünyasıyla birleşir ve kastettiğimizden çok daha başka yönlere, çok daha başka çağrışımlara evriliverir. Dingin bir zihinde bu dalgalanmalar belirgin ve dikkat çekicidir. Kendi içinde çalkalanan rahatsız bir zihinsel durumda ise etkisi belki de hissedilmez bile. Engin iç dünyamızı anlatmakta pek bir etkisiz olan sözlerimiz, bir başka zihinde hem hayal bile edemeyeceğimiz dönüşümlere, tepkilere ve doğurganlıklara neden olabilir hem de ne kadar özenirsek özenelim, gürültünün içinde yitip gidebilir.