Ceren Çakır

Odasına, sanki bir manastıra girmiş gibi kapandı; dünyayla hemen hemen ilgisini kesti. İki yıl süren bu yaşayış, onu tamamıyla yabanileştirdi. Ordinov, hiç farkında olmadan vahşileşmişti; dışarda bambaşka, gürültülü, hareket dolu, daima heyecan, değişiklik içinde geçen, onu çağıran ve kendisinin de er geç gideceği bir hayatın varlığı aklına bile gelmiyordu. Kuşkusuz, böyle bir hayatın varlığını duymamış olamazdı, ama onu yakından tanımıyor ve asla aramıyordu.
Sayfa 6·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Şu gerçeği itiraf etmek zorundayım. Eğer genç adam o gün bana sarılıp birlikte gitmemizi talep etmiş olsaydı, hem kendi, hem de çocuklarımın namusunu lekelemeyi göz alır, onunla her yere giderdim… Ne çevremdeki insanların söylediklerini umursar ne de kendi mantığımı dinlerdim. Şimdi Madam Henriette'nin daha o gün tanıdığı genç Fransız'la kaçması gibi ben de onunla dünyamı terk ederdim... Sormazdım, nereye gidiyoruz, orada ne kadar kalacağız… Başımı çevirip arkamda bıraktıklarıma bile bakmazdım… Adımı, paramı, malımı mülkümü, onurumu o adam uğruna feda ederdim… Sokakta bir köşeye oturur dilenirdim de… Benden isteyeceği aşağılayıcı her şeyi yapardım. O anda yanıma sokulup bana sarılsaydı, bir şeyler fısıldasaydı, utanç ve saygı denen şeyleri bir kenara kaldırır atardım…
Sayfa 68 - Koridor·Kitabı okudu
Bedensel ve ruhsal olanın ötesinde, insan hayatı zihinsel olarak da dokunmaya ve dokunulmaya ihtiyaç duyar. Düşüncelerin, düş imgelerinin, sezilerin, fikir ve fantezilerin dokunuşları bedene ve ruha etkide bulunur, keza bedenselliği tanımayan dijital uzamlardaki dokunuşlar da.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Alıntı
Lakin istenmeyen dokunmaların olacağı ihtimalinden ötürü her türlü dokunmayı zan altında bırakmak da vahim bir şey olurdu. Dokunuşlara dair hassasiyetimizi artırmak, daha iyi sonuç verecek bir yol gibi görünüyor. Burada bize yardımcı olacak şey, kendi kendimizi gözlemlemektir: Bana sempatik gelen veya sevdiğim birisine dokunabildiğimde kendimi nasıl hissediyorum? Bana dokunulduğunda bundan nasıl etkileniyorum? Peki ya bana dokunulmasından hoşlanmadığımda? Ya tam tersine, dokunuşun eksikliğini hissettiğimde? Daha dikkatli bakarak ve hissetmeye çalışarak, dokunmayla ilişkimizi ayarlamakta daha bilinçli hale gelebiliriz. Dokunuşlar ilişkilerin sebebi olabilir ve onları koruyabilir. Dokunuşlar insanı alıp götürebilir ve basbayağı alt üst edebilir: İyi geliyordur, daha fazlasını istersiniz! İnce bir iktidar söz konusudur orada, o kadar hoştur ki, onu bir iktidar olarak algılamazsınız bile. Diğer yandan dokunuşların, hoş karşılanmadığında veya ölçüsüz kaçtığında ya da eksikliği insanı hayata küstürdüğünde, ilişkileri yıpratacak ve nihayetinde yok edecek bir kudreti de vardır. İktidar kullanmanın bir şekli de dokunmaktan geri durmaktır; sadece bilinçli değil, bilinçsizce de olur bu. Dokunmanın doğru ölçüsü, ilişkileri kemale erdirir, fazlası veya azı ise içlerini boşaltır. Doğru ölçüyü bulmak için şu gibi sorulara cevap bulmak gerekir: Ne zaman, kime, kimin hangi dokunuşu uygun düşer; az geldiğinde nasıl bir yoksunluğa yol açar, çok geldiğinde hangi sınırları koymak lazımdır?
1000Kitap
Analog hazların zevkine varanın, dijital detoksa ihtiyacı kalmaz.
Sayfa 8·Kitabı okudu
1000Kitap