Meleğin doktor olabileceği geldi aklıma, bu durumda beni amele sanması iyi olmazdı herhalde. Yani şansımı bir hayli azalttırdı. Yanlışsam düzeltin, dünyada kaç doktor bir ameleye âşık olmuştur ki? Herkes kendi dengiyle sevişecek ya! Resmen barbarlık! Ama bu tarihi yanlışı bugün burada düzeltmek bana farz değil herhalde. Ben mühendisim kardeşim, doktora âşık olma yetkisi tanınmış bana, ne yapayım yani! Fakat çiğlik yapmadan mühendis olduğumu nasıl söyleyeceğim? Fazlaca düşünemedim artık, elimi uzatıp, "Ben Ahmet. Başka bir işiniz varsa yardımcı olabilirim," dedim. "Ah, seni biliyorum Ahmet. İlk günkü tanışma toplantısında görmüştüm," demesin mi! Peki ben nasıl görmemişim bu arkadaşı? "Ben de Eleni. Fransa'dan geldim. Psikoloğum," diye ekleyince bana gün doğdu. "Ben de makine mühendisiyim. Mühendislik bir iş olursa haber verin, hemen gelirim," dedim. "Ah, evet. Aslında var," diye karşılık verdi. Çadıra dayalı küreği alıp uzattı, "Şu çamuru, en azından yola kadar olan kısmını temizleyebilirsin," dedi, çadıra girdi. Küreğin sapı elimde, öylece kalakaldım dışarıda. Kadınlar bu kadar acımasız olmak zorunda mı?
Ben ki seni acılarla dolu bu mülteci kampında yıldız sanat- çılardan kopyala-yapıştır yoluyla tarifleme cesareti göstermişim, kürek sapi nedir Allah aşkına? Tamam, hepimiz gergin, üzgün, kızgınız, ama öfkemiz birbirimize değil, farkındayız.