Bir Head-Hunterin Anıları
10/10
·256 syf.··
2026 5. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 04:30
İnsan kaynakları, kariyer yönetimi ve kişisel gelişim alanlarına ilgi duyan herkes için değerli bir kaynak niteliğinde. Yazar, uzun yıllara dayanan akademik ve profesyonel deneyimini samimi bir anlatımla okuyucuya aktarıyor. Kitapta yalnızca işe alım süreçleri değil, aynı zamanda beyaz yakalı çalışma hayatının görünmeyen yönleri, kariyer yolculuğunda karşılaşılan zorluklar ve bunların nasıl aşılabileceği de ele alınıyor. Anılarla desteklenen anlatım, teorik bilgilerin daha anlaşılır ve etkileyici hale gelmesini sağlıyor. Özellikle insan kaynakları alanında eğitim gören öğrenciler ve kariyer planlaması yapan profesyoneller için yol gösterici bir eser. Kitap, okuyucuyu hem mesleki hem de kişisel açıdan düşünmeye sevk eden başarılı bir çalışma olarak öne çıkıyor. İlham Süheyl Aygül Bir Head-Hunter’ın Anıları
Kişisel Gelişim
Bir Head-Hunter’ın Anılarıİlham Süheyl Aygül · Akılçelen Kitaplar · 20241 okunma
Yorum
7/10
·352 syf.··
2026 32. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 03:44
tek solukta bitirilebilecek bir kitap, genel olarak begendim. sadece spoiler// kimsenin eylule tam anlamiyla inanmamasi ozellikle gokcenin incide bir sorun oldugunu bilmesine ragmen hic sorgulamadan eylulle gorusmek istemeden iletisimi kesmesi pek gercekci gelmedi. onun disinda incinin intikami vs gayet hakli bir sebebe dayandirilmis. kitap boyu da en kuruldugum insan emirdi. rezalet biri. irite ola ola okudum. eylulun tasviri maslak metro cikisi otoparkin onunden gecerken gordugum beyaz yakalilarin aynisiydi top 5 korku olayindandir misal. onun disinda sonunun asiri mindfck oldugunu dusunmuyorum o kadar olayla ugrasirsan tabii delirirsin yani. ki bence delilik noktasinda da degil sadece sinir yipranmasi falan aliskanlik olmustur 2 bardak cikarmak. yine de aklimizi kurcalamasi guzel bir detay olmus. spoiler sonu// yazarin okudugum 2. kitabi, on dun onceki kizin ustune cikabilecek bir calisma olabilecegini dusunmuyordum yine de bu eseri de yaklasti diyebiliriz.
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 202632 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bilim ile Hikmet Arasında Bir Arayış
Puan vermedi·142 syf.··
2026 55. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 03:18
İsmail Hakkı Aydın’ın Frekansa Büründüm Beyin Diye Göründüm adlı eseri, yalnızca nörobilim üzerine yazılmış popüler bir bilim kitabı değildir. Eser; bilinç, insan zihni, evren, frekans, matematik, metafizik ve hakikat arayışı üzerine düşünmeye çağıran disiplinlerarası bir fikir yolculuğudur. Kitap boyunca yazar, modern bilimin kavramlarıyla kadim hikmet geleneği arasında köprü kurmaya çalışır. Bu yönüyle eser, klasik akademik metinlerden ziyade; bilimsel düşünceyi felsefî ve metafizik sorgulamalarla birleştiren bir düşünce manifestosu niteliği taşımaktadır. Kitabın daha ilk sayfalarında hissedilen temel yaklaşım şudur: İnsan yalnızca biyolojik bir organizma değildir. Beyin, sadece et ve sinir dokusundan ibaret bir yapı olarak değil; anlam üreten, algılayan, frekans yayan ve evrenle görünmez bağlar kuran bir merkez olarak ele alınmaktadır. Yazarın “frekans” kavramına yaptığı vurgu da tam burada anlam kazanır. Ona göre evrenin özü titreşim, enerji ve etkileşimdir. İnsan zihni de bu büyük sistemin dışında değildir. Eserin en dikkat çekici taraflarından biri, bilim ile inanç arasında çatışma değil tamamlayıcılık ilişkisi kurmaya çalışmasıdır. Özellikle Birûnî’ye atfedilen: “Beni bilim insanı yapan Âl-i İmran Suresi’nin 19. ayetidir” anlatısı üzerinden yazar, İslam medeniyetinin bilimsel üretim ruhuna dikkat çeker. Burada Kur’an, fizik ya da matematik kitabı olarak görülmez; fakat evreni araştırmaya teşvik eden bir bilinç kaynağı olarak yorumlanır. Bu yaklaşım, modern dönemde din ile bilimi birbirinin alternatifi gibi gören anlayışlara karşı önemli bir itiraz niteliği taşımaktadır. Kitapta özellikle dikkat çeken bir başka düşünce ise şudur: “Allah’ın rızasının laboratuvarlarda olduğunu anlamak zorundayız.” Bu cümle, eserin medeniyet perspektifini özetleyen temel
Bilim/Felsefe
Frekansa Büründüm Beyin Diye Göründümİsmail Hakkı Aydın · Girdap Kitap · 0109 okunma
İslamcı Gençliğin El Kitabı: Bir Bilinç ve Kimlik Çağrısı
Puan vermedi·245 syf.··
2026 37. kitabı
Kadir Mısıroğlu’nun İslamcı Gençliğin El Kitabı adlı eseri, yalnızca bir kitap değil, aynı zamanda genç Müslümanlara hitap eden bir fikir ve dava rehberidir. Yazar, bu eserinde İslam medeniyetinin temel değerlerini genç nesillere aktarmayı hedeflerken, onları tarih şuuru, kimlik bilinci ve ahlaki sorumluluk konusunda düşünmeye sevk etmektedir. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, okuyucuyu pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp aktif bir düşünce ve aksiyon insanı olmaya teşvik etmesidir. Mısıroğlu, gençliğin toplumların geleceğini şekillendiren en önemli güç olduğuna inanır ve eser boyunca bu inancı güçlü bir şekilde hissettirir. Onun gençlere yönelik çağrıları, ideal sahibi olmanın ve inançları doğrultusunda yaşamanın önemini vurgular. Yazarın akıcı ve etkileyici üslubu, kitabın kolay okunmasını sağlarken aynı zamanda okuyucunun zihninde derin izler bırakmaktadır. Tarihten verdiği örnekler ve yaptığı değerlendirmeler, gençlerin geçmiş ile bugün arasında bağ kurmasına yardımcı olur. Bu yönüyle eser, yalnızca bilgi veren değil, aynı zamanda düşünmeye sevk eden bir çalışma niteliğindedir. İslamcı Gençliğin El Kitabı, özellikle kimlik arayışı içinde olan gençler için yol gösterici bir kaynak olarak değerlendirilebilir. Kitap, okuyucusuna özgüven aşılamayı, İslam medeniyetinin zengin mirasını tanıtmayı ve geleceğe dair daha güçlü bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır. Mısıroğlu’nun samimi ve mücadeleci üslubu, eserin etkisini artıran önemli unsurlardan biridir. Sonuç olarak bu eser, İslami düşünce ve medeniyet perspektifinden gençliğe hitap eden önemli kitaplardan biridir. Kadir Mısıroğlu’nun fikir dünyasını tanımak ve gençliğe yönelik mesajlarını anlamak isteyen okuyucular için değerli bir başvuru kaynağı olma özelliğini korumaktadır. #y:2356. İslâmcı Gençliğin El Kitabı
İslâmcı Gençliğin El KitabıKadir Mısıroğlu · Sebil Yayınevi · 2015630 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 37. kitabı
Ay içim şişti yahu. Gerek paragraf biçimiyle gerek de konusuyla. Japon yazarları böyle kabul ettik ama en azından şöyle akıcı bir olay örgüsü yaratsaydın be Hiroko’cum. Yanlış anlaşılmasın. Kitabı sevmedim değil; ama bayılmadım da. Tipik bir Japon edebiyatı örneği daha okumuş oldum. İlginç, farklı ama bu ülkenin yazarları hakkında hep söylediğim gibi karanlık. Kitap aslında adı üstünde bir hikayeye odaklanıyor. Fabrika, bir çalışma yeri ve buradaki sistemin kişiyi nasıl da içine hapsediyor oluşu. Hatta öyle bir fabrika ki içine tapınağı bile olan şehir kurulmuş. Üstelik rahip de orada yaşıyor. Fabrika içinde üç çalışan grubu mevcut. Kadrolular, sözleşmeliler ve geçici çalışanlar. Her grubun da yaka kartı renk renk hiyerarşilerine göre ayrışıyor. Anlayacağınız her şey tıkırında ilerlemesi gereken bir sistemin içinde düzenli. Makineler deseniz asla durmuyor. Çalışanlar makine sayısından tabii ki daha azınlıkta. Bir kişi birden fazla makineden mesul. Bir makine durdu mu; hemen diğerine geçiş ve sistemin bozulmadan çalışmaya devam etmesi. Ana karakterimiz iş başvurusuna başka bir pozisyon için gitse de kendisini bambaşka bir departmanda çalışırken bulur. Yani işe siz değil; sistemdeki açık karar veriyor. Konusuna dönecek olarak kâğıtları öğütme işinde olan ana karakterin fabrika içindeki varoluş mücadelesini okuyoruz. Bir yandan da yazarın Japonya’daki çalışma sisteminin absürtlüğünü gözler önüne sererek proleter kesimin bir nevi sesi olmayı hedeflediğini görüyoruz. Ezcümle, yine bir sistem eleştirisi… Japonya’nın sosyo demografik yapısının bir tezahürü. İlgilisi buyursun.
FabrikaHiroko Oyamada · Siren Yayınları · 20268 okunma
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 16:35
“Kurallar kaldırıldığında,parametreler ortadan kalktığında,insanların neler yapabileceğine şaşarsın” Bugün size ‘vay canına arkadaş!’dedirtecek bir kitapla geldim. “Biri beni izliyordu. Beni dinliyordu. Beni gözetliyordu. Beni takip ediyordu.” Sydney Denik..Biyoloji bölümünde yüksek lisans öğrencisi.Üniversitede yaşadığı bir takım talihsiz olay sonucunda bursunu kaybetmesinin ardından şaşırtıcı bir kabul alır ünlü Madrona Vakfı’ndan.Son derece gizli bir kuruluş olan Madrona’da Alzheimer üzerinde çalışma süren ekibe katılmak için burs kazandığını öğrenir.Kabul edilmesi zor;hatta imkansız görünse de başarmıştı,bunu kaybetmeyi göze almayacaktı;çünkü gidecek başka bir yeri yoktu! Kendisi gibi başka öğrencilerle birlikte 16 hafta kalacağı Vancouver Adası’na gider.Adaya ayak bastığı andan itibaren gariplikler ortaya çıkar.Bazı öğrencilerin ‘sözde’ geri gönderilmeleri,hayvanlardaki tuhaf hal ve görünümler,mantarlar,gaipten gelen sesler,etrafta dolaşan ‘hayaletler’,ormanın sakladığı sırlar..Bunların hepsi gerçekten oluyor mu?Ya da orası tekinsiz bir yer mi?Belki de zaten DEHB’li olan Sydney’in aklı ona oyun oynuyordur ne dersiniz? Wes Kincaid..Dark romanlardan fırlayıp gelen tesisin yakışıklı beyin cerrahı ve stajyerlerin ‘zorunlu’psikoloğu.Daha ilk karşılaşmalarından itibaren Sydney ile aralarındaki çekim başta hoşuma gitse de,bu kadar kısa sürede gelişen büyük takıntı soru işaretlerine neden oldu(ki eklenen smut sahnelerden rahatsız olmasam da gerekli de bulmadım,hikayeye ne kattı ki?)diyordum ki sonları,tesis ve onlar hakkındaki tüm gerçekleri okuyana kadar.Sonunda soru işaretlerinden eser kalmadı,vay canına’lık kısmı işte tam da o noktada. Sydney’in doğru ve yanlışlarıyla verilmesi ve hatta sonunda ‘hangi kişi olmak istediğini seçmesi’ güzeldi.Betimlemeleri öyle
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202553 okunma