"Her insan kendine özgü bir biçimde atıyor adımını deliliğe. Ben bir meteorolojist kızı olduğumdan, söz konusu uçuk yaz günlerinde sanrılarımı donatan şahane görüntülerin göksel olması pek şaşırtıcı değildi belki. Uzayın özgün ışık dalgaları arasında; bulutların, yıldızların kıyısından köşesinden geçerek buz kristallerinden oluşan sonsuz alanlarda kayıyor, uçuyor, kimi kez paldır küldür yuvarlanıyordum.
Şimdi bile kafamdaki o özel gözü açtığımda durmadan parçalanan ve değişen bir ışık görebiliyorum; ayrıca döne döne kilometreler boyu uzayan, değişken ama çarpıcı renk halkaları da var. Bir de belli belirsiz, nedense şaşılacak ölçüde solgun uydu aylar görüyorum donanma fişeği gibi ışık saçarak dönen bir gezegenin çevresinde. Satürn gezegeninin uyduları yanından kayarken 'Uçur Beni Aylara' diye şarkı söylediğimi ve bunu çok komik bulduğumu hatırlıyorum. Daha önce yalnızca düşlerimi süsleyen, arada bir özlemini duyduğum bir dünyayı görüyor, içinde bulunuyordum."