Puan vermedi·80 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:42
“Ramazan gelir, insanı dönüştürür ve gitmek üzere uğurlar. Ama her dönüşünde, biraz daha olgunlaşmış, biraz daha derinleşmiş müminler bulmak ister.” Hangi mevsim derseniz rahmetin, dostluğun, iyiliğin, cömertliğin ve dahasının olduğu bir mevsim. Kitap içerik olarak; Ramazan nedir, bize ne katar, bizden neyi alır, nasıl bir insan olmamız gerekir bu soruların cevaplarını sade ama derin bir üslupla biz okurlara sunuyor. Sevgili @_birvaize akıcı bir dille sanki camide sohbet eden bir hocayı dinliyormuş gibi samimi ve içten bir anlatımı var. Geçmişle bugünü dengeleyerek Ramazan’ı nasıl yaşamamız gerektiğine dair güçlü bir yol gösteriyor. Üstelik bunu üstten bir dille değil; yargılamadan, incitmeden, hepimize dönük zarif ikazlarla yapıyor. Bu güzel eser unuttuklarımızı hatırlatan, bildiklerimize yeni anlamlar katan küçük ama etkili notlarla dolu. Ramazan orucunun sadece midede değil, ruhun derinlinlerinde nasıl bir inkılap yapması gerektiğine dair bir anlatım var. Benim en beğendiğim kısım “helalin fazlası ruhu hantallaştırır” “harama dur demek kadar, helale de dur demek” tespiti oldu. Modern dünyanın tüketim alışkanlıklarına karşı sık sık kendime hatırlatmak istediğim cümleler yer alıyor. Ramazan öncesinde okuyup unuttuklarımızı tazelemek ve manevi baharı güzel karşılamak için harika bir eser. Ramazan temalı olan bir oturuşta oturup bitirebileceğini kısa ve öz olan bu güzel eseri Betül haskalaycı temin edebilirsiniz. Mutlaka okuyun, okutun
Dünyayı Azaltmanın MevsimiFatma Bayram · Ketebe Yayınevi · 2026112 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 57. kitabı
Faruk Demir’in “Sokağın Çığlığı: Kanlı Ay Tutulması” kitabı, olay örgüsü bakımından yalnızca Enes ve Hilal’in dramını anlatan bir hikâye değil; çocuk ihmali, yetimlik, sokak hayatı, suç örgütleri, adalet ve vicdan arasında gidip gelen çok katmanlı bir toplumsal roman gibi ilerliyor. Hikâyenin ilk damarında camide yaşanan hırsızlık, gazeteci Burak Mert’in olaya dâhil oluşu ve Abdullah ile Ayşe’nin çocuklarla karşılaşması var. Fakat bu başlangıç, aslında okuru daha derindeki asıl meseleye hazırlıyor: Enes ve Hilal’in suça karışmış görünmesinin arkasında büyük bir sahipsizlik, aile yoksunluğu ve korunamamış çocukluk var. Olay örgüsü ilerledikçe Abdullah ve Ayşe, Enes ile Hilal’in hayatında bir dönüm noktasına dönüşüyor. Ayşe’nin hamilelik süreci, sonrasında yaşadığı kayıp ve buna rağmen Hilal’e annelik duygusuyla yaklaşması kitabın duygusal merkezini oluşturuyor. Burada hikâye sadece “iyi insanların iki çocuğa yardım etmesi” şeklinde kalmıyor; sevginin, sabrın ve sahiplenmenin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu gösteriyor. Çünkü Hilal sevgiyle toparlanmaya açıkken, Enes aynı oranda kırgın, öfkeli ve savrulmuş durumda. Onun içindeki öfke, aslında kötülükten değil; yıllarca bir yere ait olamamanın, kardeşini kaybetme korkusunun ve mutlu aileleri uzaktan izlemenin verdiği yaradan besleniyor. Enes’in yetimhaneden kaçışıyla hikâye daha sert bir çizgiye geçiyor. Sokaklar, romanda yalnızca olayların geçtiği yer değil; toplumun dışına itilmiş insanların ortak kaderi gibi kullanılıyor. Enes’in Ali Asaf, Muhsin ve Hırpani gibi karakterlerle karşılaşması, onun dünyasını genişletiyor. Bu karakterler, toplumun kenarında kalmış insanların da kendi içinde merhamet, dostluk ve dayanışma taşıyabileceğini gösteriyor. Ali Asaf’ın Enes’e yaklaşımı, Muhsin’in geçmişi ve Hırpani’nin
Sokağın Çığlığı: Kanlı Ay TutulmasıFaruk Demir · Erda Yayınları · 20262 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·639 syf.··
2026 42. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:33
“İnce Memede başladığımda 24 yaşındaydım. İnce Memed ise 21 yaşındaydı.ben ince memedin dördüncü kitabını bitirdiğimde ben 60 geçmiştim memed daha 25 yaşındayıdı” İnce Memed kitabı ne zaman görsem ya da sohbet arasında ismi geçse aklım her zaman Yaşar Kemal yukardaki sözleri geliyor. Hayatın bütün bir dönemini ince memedi yazmaya adamış bir adam betimlemeleriyle , anlatım tarzıyla kendine hayran bırak bir yazar diyebilirim. Özelikle Serinin ilk kitabında Çukurovayı anlatırken sadece gözlemlemez ; dokunur , koklar , hisseder , dinler. Görsel şölen sunar adeta … Bu seriye başlamadan önce bence Yaşar Kemal, Alain Bosquet yaptığı röportaj tadında Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor kitabını okumanınzı öneririm. kendi hayatından , sanat hayatından , yaşadığı zorluklardan bahsediyor. Kitabı önermemin sebebi ise kendi yaşam hikayesi , acıları , travmaları bu esere yansımıştır. Hatta serinin ikinci kitabından aklımdan kalan kısa bir kesitden örnek verirsem ; Memed uzun zaman sonra köyün gittiğinde Jandarmalara çatıştı gün sonrası kaçmayı başarmıştı. Yaşadıkları , düşündükleri onu çok üzülmüştü ;Dişleri kenetlemişti . Kitapta hatta orda “çok üzüldüğünde hep böyle olurdu” diyordu aklıma Yaşar Kemal’in çocuktan babasını camide öldürülmesinden sonra üzüntüden kekeme olması geldi . Aslında Memed bir yandan yaşar Kemal’in içindeki duygularını tercümanı. Bu sadece aklımdan kalan bir örnek yaşar Kemal’in gençliğinde arzuhalcilik yaptığı dönemede; okuma yazma bilmeyen , ağalar tarafından topraklarını ellerinden alınan köylüler, zülüme uğrayan insanları dinledi. Ağır işlerde çalıştı pamuk tatlarında ırgatlık yaptı...bunlar hepsi eserine yansıyor O yüzden yaşam hikayesi okumak eserini okumak kadar önemli olduğunu düşünmüyorum . Yaşar Kemal ince memede “mecbur insan romanı “ diyordu . Başkaldırmaya mecbur.
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,6bin okunma
Puan vermedi·269 syf.··
2026 14. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 15:31
Kitapta her şey imgelerle anlatılıyor. Tasavvuf ve müzik ilişkisi, imgesel karakterlerle fantastik bir hikaye şeklinde anlatılıyor. Bu hikayede tarih, tasavvuf, felsefe ve musiki var. Öncelikle kitabın adı "Suskunlar" Galata Mevlevihanesi'ndeki küçük mezarlığın adı. Ölünce bu mezara yatacak olan Başkahraman Eflatun da hep susar. Eflatun Mevleviliğe giderken yolda , 7 büyük günahın kendini çağırdığını sanıp sırasıyla hepsinin yanına gider ve hepsinden kötek yer. Yolu en son Galata Mevlevihanesi'ne çıkar. Orada bir derviş olur. Bu 7 büyük gnah karşısına : -İki büryan kebabını arka arkaya mideye indiren şişko adam (oburluk) -genelevden çıkan yeniçeri (şehvet) -bir sandık dolusu altını olduğu halde borcunu ödemeyen tüccar (açgözlülük) -kölesini öldüresiye döven (öfke) -atın üstünde giden zadegan (kibir) -sofu bakkal (kıskançlık ) -senelerdir aynı yerde yatıp duran dilenci (tembellik) Şeklinde çıkar. Kitabın kötü karakteri Tağut (Allahı reddeden her şey) ile Mevleviler savaşır. Tağut'un yardımcısı Azazil (İblisin cennetteki adı ) Tağutun isteklerini yapar. Tağut hastalanmıştır ve Rafael adında bilgisiz bir doktordan yardım etmesini ister. Burada aynı zamanda sağlam gelip Rafael'in elinde hastalanan Lazar (hastalanmış adam ) vardır. Camide vaaz verip herkesin sevdiği cüce devamlı musikinin ne kadar günah olduğunu vazeder. Fakat cüce esasında yetenekli bir müzisyen ve Tağut'un adamıdır. Yani yazar burada Tağut'un musikiyi reddettiğini gösterir. Yani musikiyi tasavvufla da bağdaştırarak iyi bir yere koyar. Bu tağutun cinayet işlettirdiği Kabil adında bir katil vardır. İsmiyle müsemma olarak kendi kardeşini öldürmüştür. Bir de Muhteşem Neyzen Batın ( gizli, görünmeyen şey) vardır. Onun oğlu Zahir yani batının zahir(görünen) olan tarafı kendini peygamber ilan ettiğinden
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
10/10
·165 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 23:24
Merhabalar… Hacı Murat inceleme yazısıyla geldim * Hacı Murat, ‘Kafkas Kartalı’ Şeyh Şâmil’in naiblerinden biridir ve eser, Hacı Murat’ın mücadelesi (?)ni anlatır. Mücadelesi (?) dedim çünkü; Hacı Murat’ın İslam ve memleketi için mi yoksa kendi adı ve iktidarı için mi mücadele ettiğini anlayamamışımdır. Zira dönemin Dağıstan direnişinin lideri Gazi Muhammed’in Ruslar tarafından öldürülmesi sonrası yerine geçen Hamzat Bey’i de, kardeşiyle beraber Hacı Murat öldürür hem de camide namaz öncesi… Bu katlden sonra kaçar. Şeyh Şamil, Hamzat Bey’in yerine geçmiştir ve Hacı Murat’ı da kaçtığı yerden çağırtarak naibi olarak mücadeleye kazandırmıştır. Bir süre Şeyh Şamil’in idaresinde akınlara da katılmıştır. Bu seferlerin sonunda ise Şeyh Şamil’e karşı mücadeleye girişmiştir. Şeyh Şamil’e karşı Ruslar’a sığınan -bunun danışıklı dövüş oldığunu söyleyen rivayetler de var- Hacı Murat, bir süre Ruslarla yaşamış; Şamil’in ailesini esir aldığını duyunca onları kurtarmak işin Ruslar’ın kendisi için belirlediği bölgeden 4 askeriyle beraber kaçmış; sonrasında çevredeki Müslüman idarecilerin de yardımıyla Ruslar tarafından çatışmada öldürülmüştür. Şimdi: Hacı Murat bir kahraman mıdır? Şahsî kanaatım değildir. Bir Müslüman lideri camide katletmesi, sonrasında gelen lidere de ‘onun afv ve çeşitli lütuflarına rağmen’ Ruslar’a sığınarak isyan etmesi onu kahraman yapar mı? Bir de Tolstoy, n’içün Şeyh Şamil’i değil de Hacı Murat’ı yazdı? Acaba Şamil’e karşı oluşu mu Tolstoy’a Hacı Murat’ı yazdırdı?
1000Kitap
Hacı MuratLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201918,5bin okunma
İstanbul’dan Sayfalar – İlber Ortaylı
Puan vermedi·304 syf.··
2026 112. kitabı
Bazı kitaplar vardır, hızlı okunmaz; sindirilir. İstanbul’dan Sayfalar benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Açık konuşmak gerekirse İlber Hoca’nın dili zaman zaman ağır geldi, bazı bölümlerde dönüp tekrar okuduğum yerler oldu. Ama buna rağmen kitap bittiğinde insana gerçekten bir şey kattığını hissediyorsunuz. Bu kitap yalnızca İstanbul’u anlatmıyor; İstanbul’un hafızasını, ruhunu, geçmişten bugüne taşıdığı kültürü, insanını ve medeniyet birikimini anlatıyor. Bir sokağın, bir semtin, bir yapının bile aslında ne kadar büyük bir tarihin parçası olduğunu fark ediyorsunuz. Günlük hayatta önünden geçip gittiğimiz yerlerin arkasında nasıl hikâyeler olduğunu görmek etkileyiciydi. İlber Ortaylı’nın bilgi birikimi zaten tartışılmaz ama bu kitapta beni en çok etkileyen şey, İstanbul’u sadece bir şehir gibi değil, yaşayan bir medeniyet gibi anlatması oldu. Bazen bir camide, bazen eski bir sokakta, bazen de bir semtin değişen yapısında kendinizi tarihin içinde hissediyorsunuz. Kolay okunan bir kitap mı? Açıkçası hayır. Özellikle İlber Hoca’nın üslubuna alışık değilseniz zaman zaman yorabiliyor. Ama sabırla okunduğunda gerçekten insana farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Ben okurken hem düşündüm hem de İstanbul’a başka bir gözle bakmaya başladım. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en net duygu şu oldu: Bir şehri sevmek için önce onu tanımak gerekiyor ve İstanbul, tanıdıkça insanı daha da içine çeken bir şehir. ️ Tarihi, kültürü ve İstanbul’un ruhunu merak eden herkese tavsiye ederim.
1000Kitap
İstanbul'dan Sayfalarİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2019995 okunma