Wittgenstein, felsefî hataya yol açan şeyin esasen dilin işleyişinin yanlış anlaşılmasından ve aynı zamanda bilimin metotlarını aşırı genelleştirip bu metotları uygun olmadıkları alanlara da yayma eğilimimizden kaynaklandığını düşünüyordu. Bence de bunlar gerçekten felsefi hataların kaynaklarından biridir; ancak sadece bir kısmıdırlar. İlerledikçe diğerlerine de işaret edeceğim. İşaret edeceğim bu hatalar Wittgenstein’ın belirttiği kaynaklardan çok daha tenkidi hak eden hata kaynaklarıdır; kendini aldatma ve güç istenci gibi.
Wittgenstein, felsefî hataya yol açan şeyin esasen dilin işleyişinin yanlış anlaşılmasından ve aynı zamanda bilimin metotlarını aşırı genelleştirip bu metotları uygun olmadıkları alanlara da yayma eğilimimizden kaynaklandığını düşünüyordu. Bence de bunlar gerçekten felsefi hataların kaynaklarından biridir; ancak sadece bir kısmıdırlar. İlerledikçe diğerlerine de işaret edeceğim. İşaret edeceğim bu hatalar Wittgenstein’ın belirttiği kaynaklardan çok daha tenkidi hak eden hata kaynaklarıdır; kendini aldatma ve güç istenci gibi.
Bu kitabın ancak bir bölümünü okuyabildim. Aslında elime aldığım bir kitabı bitirmeden bırakmayı sevmem ama bu kitap adeta okunmamak için yazılmış. Kitapta inceledikleri ustalardan daha ağır bir dille yazmayı başarmışlar. Belki ben anlamamisimdir diyebilirdim ama kitap öyle bir muğlaklikla yazılmış ki Hegel ile Kant gelse bile anlamaları için yoğun mesai yapmaları gerekirdi diye düşünüyorum :) Kötü bir kitap diyemem, aradaki metinlerden çıkarılacak güzel notlar olabilir ama kitap hiçbir merak bırakmıyor okuyucuda. Sürükleyici olsun demiyorum ama okuyucu bir Camus, bir Warburton kitabı okur gibi de cekilebilirdi içine.
Sloganlarda kelimeler [sözler] makili ve anlamlı içeriklerini bütünüyle kaybederler. Bütün sözlü propaganda, dilin anlamini kaybetmesi ve yalnızca provakosyon ve tahrik gücü şeklinde kalması olgusuna dayanır. Söz salt sese dönüşür; saf sinirsel tahrike. Bu durumda insanlar refleks yoluyla tepkide bulunurlar veya grup baskısından dolayı tepkide bulunurlar. Eğer konuşan kişi otomatik olarak nefret, tutku, yığın psiko-lojisi, bağlılık ve küfürler yaratan büyülü sözler oluşturmayı başaramazsa, konuşmasının geriye kalanı, dinleyicileri ilgilendirdiği kadarıyla, bir lav seli, bir monotonluk taşkını, eylemi önleyen veya kolaylaştıran bir yoğun sis içinde eriyerek buharlaşır.