“Niçin ben hiçbir şey değilim?” diye sorar ve buna kandırıcı bir cevap bulup veremezdi. Kendisinin dünyaya bir iş için geldiğini müphem bir şekilde hissediyor, fakat bu işin ne olduğunu bilmiyor ve etrafında kendisine,
“Bu benim işim!” dedirtecek bir şey göremiyordu.
Yusuf bunları tahlil edecek seviyede olmamakla beraber, “yerini bulamama”nın azabını bütün teferruatıyla duymakta idi. Bu his herhangi bir işsizliğin verdiği can sıkıntısı veya endişeye benzemiyor, insanı gözle görülür bir şekilde eziyor ve yavaş yavaş, hayatta lüzumsuz olduğu kanaatini uyandırıyordu. Kendinde her şeyi yapabilecek kuvveti görmek, sonra yapılacak hiçbir şey bulamamak...
Tükenmek bilmez bir sabırla bir meçhulü beklemek...
Nihayet bütün bunları sisli bir havadaki ağaçlar gibi belli belirsiz , karışıl bir şekilde hissetmek.
Bu , uzun zaman dayanılır şeylerden değildi.
Ṣıfr dāġıyla elifden cümle cismüm oldı zeyn
Eyl emekden cevrüñi cānā ḥisāb üç günde bir
“Sıfır yarası ve elif gibi çizgilerle bütün bedenim süslendi.
Ey can sevgili, cefanı sayıp hesap etmekten vazgeç; çünkü üç günde bir yenisi geliyor.”
Bazılarınızı gerçekten sevdim
Bazılarınızı yeteri kadar
Bazılarınız eni konu haysiyetsizdi
Bazılarınız dünyaları aldınız
Bazılarınız kibirliydi, kirliydi, tirandı, puşttu, sevmedim
Bozkurtların Ölümü'nün Kür Şad'ı, Bozkurtlar Diriliyor'un Urungu’su, Deli Kurt'un meçhul şehzadesi, Ruh Adam'ın Selim Pusat'ı. Hepsi de kendilerini feda eden kahramanlardır. Yurt için, devlet için, millet için:
Kahramanlar can verir / Yurdu yaşatmak için... Kahramanlar yürür gider ölüme karşı / Bir sevgili gibi onu basar bağrına!