“Bir de sevgilim vardır, pek muteber;
İsmini söyleyemem,
Edebiyat tarihçisi bulsun.”
Edebiyat tarihçisi bulmuş sevgilisini, bize de okumak düştü. :)
Kimi zaman şahısların özelini okuyormuşum gibi gelse de mektup okumayı seviyorum. Hep şiirleriyle tanıdığım, mektubu da mı varmış diye şaşırıp okumaya başladığım bir Orhan Veli eseri oldu. Özellikle şairin doğum yıl dönümünde okumak (13 Nisan) daha bir özel kıldı kitabı.
Edebi kaygılarla yazılmayan, Orhan Veli’nin kendini olduğu gibi izah ettiği ve biricik aşkı ‘Cumhuriyet gibi kadın’ diye tabir edilen Nahit Hanım ile olan ilişkisine ayna tutan çok özel bir eser. Yayın evi, Orhan Veli’nin 100. yaş gününe özel bu mektupları çıkarmak istediği için Nahit Hanım’ın kapısını çalıyor. 64 yıldır çekmecelerde kalmış mektuplar, ince ince akan bir mağara suyu gibi dingin, dupduru ilk kez gün ışığına çıkıyor. Nahit Hanım belki aşk yaşadığı o dönemler evli olduğu sebebiyle ilk başta özelini paylaşmak istemiyor. En nihayetinde kabul ediyor ki kitabı okuyoruz.
Mektup boyunca Orhan Veli’nin acziyeti ve bazen at yarışlarından bile bahsetmesi ve de Nahit Hanım’ın kaprisleriyle sürekli sevgi sözcükleri duymak istemesi biraz sıksa da bunca sevilen kadını araştırmak istedim, gördüm ki pek çok aşina olduğumuz isim tarafından da sevilmiş. Sadece Orhan Veli değil Can Yücel, Sabahattin Ali, Edip Cansever, Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Sıtkı Tarancı, Ece Ayhan, Turgut Uyar, Cemal Süreyya ve birçok şair Nahit Fıratlı’nın güzelliğini, aşkını gerek şiirlerle gerek mektuplarla dile getirmişlerdir. Fark ettiğim ayrıca bir şey var ki sanat camiası, şair adamlar(!) bir dalda durup ötemiyor.
“Sen sevgiline ne verebilirsin sanki? Kalbini mi? Pekâla ikincisine? Gene mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o? Atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?” diyen