...O sırada Grenouille Paris yolunu yarılamıştı. Yanında isterse tüm dünyayı esir edebilecek kadar parfüm kalmıştı. Versay'a kadar gidip krala ayaklarını öptürebilirdi, Papa'ya parfümlü bir mektup yazıp kendini yeni mesih ilan edebilirdi. Elinde paranın ya da şiddetin ya da ölümün gücünden daha büyük bir güç vardı - insanlarda sevgi uyandırmanın yenilmez gücü. Parfümün yapamayacağı tek bir şey vardı; kendisini diğer insanlar gibi seven ve sevilen biri yapmıyordu. Bu yüzden hiçbir şey umrunda değildi; ne dünya ne parfümü ne de kendisi.
Hoca sokakta yürürken, yabancı bir kadını arkadan çimdiklemiş, bir kuyumcunun vitrinine bir tuğla fırlatmış ve yaşlı bir kadına küfür etmiş. Sonra da "Bu yeterli sanırım!" demiş kendi kendine. "Tövbe ettiğimde anlatacak malzemem oldu."