candide

candide
@candide00
Bir tutam delilikti benimkisi, tüm yaşanmışlıklara inat. Ö.Bacaksız
Sosyolog
Üniversite
.
ADANA
10 okur puanı
Temmuz 2014 tarihinde katıldı
Ruhunu davul gibi, her daim yeni kalmaya çekiştireceğine, zamanı geldiğinde eskisen daha iyi olmaz mı?
Sayfa 135·Kitabı okudu
İlişkiler
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsanları bir defa dolduruşa getirebilirsiniz, ikinci defa dolduruşa getirebilirsiniz; ama bir süre sonra hamasi sözler etkisini kaybeder.”Fatih’in İstanbul’ u fethettiği yaştasın!” diye gaz vermeye çalıştığınız personeliniz, aynı zamanda “Deli İbrahim’in balıklara altın attığı yaşta” olduğunun farkına varır. Motivasyon sisteme dayalı olmalı, etkileyici konuşmalara değil.
İlişkiler
Başıma gelen her şeye eyvallah çekiyorum bugünlerde. Olsun diyorum, ince düşünün insanlar incinir hep.
KÖŞEDE BEKLEYEN ASKER Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bi sempati ile izlediler. Basamakları geçti, boş olduğu söylenen koltuğu el yordamıyla buldu, oturdu, çantasını kucağına aldı. Bastonunu koltuğa yasladı. 34 yaşındaki Susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış teşhis sonucu görmez olmuş, birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü. Öfke, kızgınlık, kendine acıma.. Hayatta tek dayanağı artık kocası Mark'tı. Mark hava kuvvetlerinde subaydı. Susan'ı bütün kalbiyle seviyordu. Susan gözlerini kaybedince Mark karısının içine düştüğü umutsuzluğu hemen fark etmişti. Ona yeniden güç kazanması, kaybettiği kendine güvene yeniden sahip olması için yardım etmeliydi. Susan, gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi. Sonunda Susan'ı işine dönmeye ikna etti. Peki ama evden işe nasıl gidecekti? Genelde otobüsle giderdi. Ama şimdi kenti bir uçtan ötekine tek başına geçmekten korkuyordu. Mark her sabah onu arabası ile işe bırakmayı önerdi. Kendi işi tam aksi yönde olduğu halde. İlk günler Susan kendini rahat hissetti Mark da "Görmüyorum, artık hiçbir işe yaramam" diyen karısını çalışmaya başlattığı için mutluydu. Ama bir süre sonra Mark işlerin iyi gitmediğini fark etti. Başkasına bağımlı yaşamın Susan'ı mutlu etmesi mümkün değildi. İşe eskiden olduğu gibi kendi başına otobüsle gitmeliydi. Ama Susan hala o kadar hassas, o kadar kırılgan, o kadar öfkeliydi ki ne yapabilirdi? "Otobüs" lafı ağzından çıkar çıkmaz Susan öfkeyle haykırdı.. "Nasıl yaparım? Görmüyor musun ben körüm! Nerede olduğumu ben nereden bilirim, nereye gittiğimi nasıl anlarım? Galiba sana ağır gelmeye başladım, beni başından atmaya çalışıyorsun..." Duydukları Mark'ın kalbini fena halde kırdı. Ama ne