• Uzun süren bir maceranın daha sonuna geldim, tabi sadece ilk kitapta. Kendime kocaman bir alkış.

    Bu tarz detaylı kitapları okumak benim için her zaman uzun sürüyor. (Bkz: Taht Oyunları) Bu kitabı okumakta 10 günümü aldı ama benim açımdan bu 10 gün oldukça doyurucu geçti.

    Yüzüklerin Efendisi serisi hiçbir zaman okuma listemde olan bir seri olmadı. Hatta bana kalsa büyük ihtimalle hiçbir zaman da olmayacaktı. Ama canım Nage Orta Dünya hayranı olduğu için bu seriyi okumam konusunda çok ısrar etti ve bende tabii ki karşılığında Harry Potter serisini okursa ( Harry Potter’ı okutturacaktım herhalde, aksi düşünülebilir mi? ) onunla birlikte Yüzüklerin Efendisi’ne başlayacağımı söyledim. Ve böylelikle bu maceraya başladık.

    Tolkien’in yarattığı dünya başlı başına muazzam bir dünya. Elfler, hobbitler, büyücüler, cüceler, orklar ve daha bir sürü farklı türü içinde barındırıyor. Türlerin tarihi, özellikleri, yaşadıkları mekanlar en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş ve işlenmiş üstelik. Böyle bir dünya nasıl sevilmez?
    Tolkien’in inanılmaz bir hayal gücü var, zaman zaman ona fazlasıyla imrenip işi kıskanma boyutuna bile getirdim. Yarattığı dünyayı kusursuz betimlemeler ile öyle güzel tasvir ediyor ki kendinizi o topraklar üzerinde yol alıyor gibi hissediyorsunuz. Hatta kitapta elflerin bir kısmının yaşadığı ‘Lothlorien’e gidiyor bizim küçük Grup’umuz ve Tolkien Lothlorien’i öyle bir anlatıyor ki aynı satırları defalarca okudum. Oranın gerçek olmasını ve oraya gidebilmeyi istedim. Lothlorien kadar Rivendell’de var tabii. Okuyanlar olarak hangimiz orada yaşamak istemedik ?

    Yüzüklerin Efendisi üçlemesi her ne kadar fantastik bir dünya olsa da içinde barındırdığı fedakarlık, dostluk, sorumluluk, hırs, ihanet duyguları ile herkese hitap edebilecek bir eser. Bütün bu duygular karakterler ile önümüze sunuluyor kitapta. Sam sadakati simgelerken, Aragorn cesareti, Galdalf bilgeliği simgeliyor. Ve bunlar dışındaki her bir karakterin simgelediği bir şey var bana göre bu evrende.

    Peki her şey her zaman bu kadar muazzam mı? Hayır. Tolkien’in tasvirleri muhteşem evet ama bazen sadece ve sadece mekan tasvirlerini okuyor gibi hissettim ve bu beni boğdu. Olay olsun istedim, olay aradım. Hatta kitaba Nage için başlamamış olsaydım başında yarım bile bırakabilirdim ama buna rağmen iyi ki devam etmişim diyorum çünkü gerçekten çok severek okuduğum bir evren oldu Orta Dünya.

    Sam karakterini inanılmaz çok sevdim. Frodo için güvenle yaşadığı Shire’ı geride bıraktı. Bütün korkularına rağmen yolundan dönmedi. Ne cesareti, ne gücü ne de bir yeteneği var Sam’in ama onu bu yola sürükleyen şey Frodo’nun da en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden birisiydi; sadakat.

    Frodo’nun cesareti ve kararlılığı kitaptaki en güzel şeylerden birisiydi bence. Netice de oda Sam gibi daha önce Shire’ın güvenli yollarından dışarı çıkmamıştı ve her hangi bir yeteneği yoktu. Ama yüzüğün taşıyıcısı olarak gereken bütün sorumluluğu üstlendi ve kararlı adımlarla ilerledi.

    Aragorn, Legolas, Gandalf, Gimli hepsi bambaşkaydı. Her birini farklı sebeplerden farklı şekillerde sevdim. Ayrıca Gollum sizce de her şeye rağmen çok eğlenceli ve sevimli değil mi :’)

    Kitabın konusuna girmeyeceğim. Muhtemelen okumayan azınlıktaydım zaten. Öyle olmasa bile çoğu insan filmini izlediği için konuya vakıf sanıyorum ki. Fakat hala benim gibi okumayan bir kesim varsa OKUSUN. Ve baştan yarım bırakmaya yeltenirse bile devam etsin. Okunmayı kesinlikle hak ediyor.
  • Aslında bir at tarafından taşınmaktansa, bir atı taşımayı tercih ederim.