Kitap o kadar güzel ki nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Bunu yazarken ortalardayım. Sofie'nin oğlu için yapamayacağı şey yok. O kadar tatlı bir kadın ki. Elinden geleni yapıyor oluşu, yaşama tutunuşu ve bunların hepsini oğlu için yapması... Peki Eva ahh... Eva'nın kocasından bahsederken ki duygularını hissedebiliyorum. Aşklarına aşık oldum. İki farklı alanda sanatçı olan iki insan... Şeftalili kız Eva. Bunların dışında da savaş ve Hitlerin yaptığı bu acımasızlıkları okurken o kadar canım acıyor ki. En az ben yaşamış gibi hissediyorum. Soğuk, açlık ve en kötüsü rekabet. Bazılarının birbirini ele verişi bazılarının ise hayatları pahasına yalan söylemeleri. Hayatın gerçekleri. Birde Eva'nın dediği gibi orada sadece tek bir para birimi: İyilik. Şimdilik bu kadar. Okuduktan sonra bir şeyler eklerim.
Ahh bitirdim. İnanamıyorum. Çok güzeldi ve şunu söylemeliyim ki ben kitapların gerçekçi olmasını severim. Sonunda hem üzülüp hem güleceğin kitaplar, güzel şeylerle birlikte kötü şeylerin de olduğu kitaplar, pembe rüyalar gibi olmayan ve güzel bir şey için fedakârlıkların olduğu sonlar. Tam olarak öyle bir sondu. Ve kitabın sonuna kadar umut var. Umudun ne kadar değerli olduğu... Çünkü umut olmadan insan sadece ölüme yürür.
Eklemek istediğim bir şey daha var. Okuduklarımın yaşandığını bilmek çok üzücü. Savaşın sonuçları, etkileri, insanlara çektirdikleri acılar. Oradaki insanlardan biri olabilirdik. Savaş her anlamda zarardan başka bir şey değil.