Değişir yönü rüzgarın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.
“Sefil Baykuşlar Rasathanesi”
Elleri cebinde yeisler içersinde dolaşan adam
Keşişler sokağına sapmış bir kedi
Patisinde insan devlerin ayak izleri
Saatler üç tam bir bir çeyrek
Ceket kollarından sarkan bilekler
Hep yorgun bakışlar
Şapkaların altında mankurtlaşmış düşünceler
En az iki beden büyük ceketler
Ayağı vuran postallar
Rasathane yolu kalabalık
Yumruklaşmış ellerden sızan kum taneleri
Tümülüsler oluşmuş tepecikler
Usul usul atılan adımlar
Uyuyan bir lanetten korkar gibi
Korkular akşamı getiren bir geçmiş zaman hayaleti
Huzuru arayan sefil baykuşlar
Geceyi süsleyen yıldızlar
Huzur tılsımlı gecenin sabahında
Bundandır gece yürüyüşleri
Sayıp bitirilemeyen yıldızlar
Düşün seline kapılmışlar ve de hiç uyanmamış uyumuşlar
Koca bir gürültüyle kapanan tümülüsler
Sessizleşen yolda
Rasathane yolunda birisi var sırtında koca bir zindan
Zindanda toplu bir isyan , tutsak olmuş firari düşüncler
Rasathane yolunda yalın ayak tek bir adam
Yetişmeli
Yıldız yağmuru başlamadan
Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum.
Bir sabah gün doğarken aç perdelerini bak
Sevinçle balkonuna doluyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin hazza bırak
Dökülsün o dudağından en güzel şarkılar
Bil ki seni arıyorum.
Gecelerden bir gece uyanırsan apansız
Uzaklarda elemli garip bir kuş öterse
Ve bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse
Bil ki seni seviyorum...
Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallarda durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.