Böyleyim diye ayıplama beni
Bir gün kendimi
Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
Yaralı ve yenik bir asker gibi
Darılma
Unutma ki
Her seven isimsiz bir kahramandır
Unutma ki
İnsan; sevebildiği kadar insandır.
…
Düşündün mü sen de bu akşam üzeri sevgilim
Güneş son ışıklarını saçarken
Gerilmiş yay çizen kaşlarına düşüşünü
Ben düşündüm
Alnında yoğun duyguların ifadesi var
Ve tüm çehrenin ayak uyduruşu
Dudakların da dünden kalan bir göz yaşı tuzu
Tüm acılarını tatlandırmış
Ben hâlâ düşünüyorum sevgilim
Bu kaçıncı batan güneş bu kaçıncı gündönümü
Bu seni düşünürken geçirdiğim kaçıncı soğuk mevsim
Hiç değemedim sıcak alnına
Hiç buluşamdı ıslak buselerimiz
Hiç aşık olmadı ruhum yağmur sonrası toprak kokusuna
Ne büyük eksiklik değil mi?
Eksilmek:
Sayısız kader yolu çizen saçlarından bir tanesinde kırılmak gibi
Kırıldığım yer senden ırak düştüğüm puslu bir karanlık
Heyuladan bir ağ örülmüş
Korkularım baş gösterirken ay aydınlığı bir sima
Sanırım kaderim başka bir ülkeye sürgün sonsuz bir derya
Kırık bir kayık oluyorsun bu sefer bana
Altından bir kumaşla yamıyorum kan sızan yerlerimi
Azgın dalgalardan kurtuldum sevgilim
Issıs susuşlarından kurtulamadığım bir ada
Bugün benim adım Hay bin Yakzan
Bugün benim adım Robinson
Bugün ben tanrıdan ayrı düşen Adem ile Havva
Arayışlarımız ortak bir ütopya
…
Bu dünya harap mahzenlerle dolu
Parmaklıklar ayna tutar geçmişime
Kirli bir yüz tanır beni maziden
Bu ilk görüşme değil
Gardiyan :Görüş saati bitti!
Biraz daha vakit lütfen
Kapatılmayan defterler,görülmeyen hesaplarım var
Ağlamak geliyor içimden
Hüzün tatlı tatlı gülümsüyor bana
Zamanı gelen her duygu yaşanmalıydı oysa
Hüzün bile tatlı olabilir vakit kısaysa
Yürüyen ayaklarım değil bu koridorlarda
Adımlarımın sesleri
Çatırdayan ahşaplarla eşit perdede çarpıyor duvarlara
Nemli bir koku,küf kokusu
Hayır hayır çürümenin kokusu bu
Ayak ucumdan avurtlarıma kadar uzanan keskin bir koku
Kaynağı yüreğim
Bütün uzuvlarıma pompalanan
Minyatür bir hapishane gibi
Sayısız mahkumun ev sahihliği yaptığı
Asırlardır tek ziyaretçisi olmayan
Yer çekiliyor ayaklarımın altından
Koşuyorum, başımı çevirdiğimde ayaklarım bedenimden zıt yönde yürüyor
Zaman yekpare bir an gibi
Parçaya bölünen benim
Kollarım anılarımı yakalamaya çalışıyor
Gözlerim ise görmediklerimi
Dudaklarım söyleyemediklerimi ve söylediklerimi
“Tabiat kanunlarına göre insanlar daima büyük yeniliklere karşı gelirler.Ama bu uzun sürmez.Çünkü önemli olan,hayatın aldığı biçim değil,hayatın kendisidir.”
“Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız? “