Emine Can

Emine Can
@cannemineee
Böyleyim diye ayıplama beni Bir gün kendimi Sonsuzluğun koynuna bırakırsam Yaralı ve yenik bir asker gibi Darılma Unutma ki Her seven isimsiz bir kahramandır Unutma ki İnsan; sevebildiği kadar insandır.
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
… Düşündün mü sen de bu akşam üzeri sevgilim Güneş son ışıklarını saçarken Gerilmiş yay çizen kaşlarına düşüşünü Ben düşündüm Alnında yoğun duyguların ifadesi var Ve tüm çehrenin ayak uyduruşu Dudakların da dünden kalan bir göz yaşı tuzu Tüm acılarını tatlandırmış Ben hâlâ düşünüyorum sevgilim Bu kaçıncı batan güneş bu kaçıncı gündönümü Bu seni düşünürken geçirdiğim kaçıncı soğuk mevsim Hiç değemedim sıcak alnına Hiç buluşamdı ıslak buselerimiz Hiç aşık olmadı ruhum yağmur sonrası toprak kokusuna Ne büyük eksiklik değil mi? Eksilmek: Sayısız kader yolu çizen saçlarından bir tanesinde kırılmak gibi Kırıldığım yer senden ırak düştüğüm puslu bir karanlık Heyuladan bir ağ örülmüş Korkularım baş gösterirken ay aydınlığı bir sima Sanırım kaderim başka bir ülkeye sürgün sonsuz bir derya Kırık bir kayık oluyorsun bu sefer bana Altından bir kumaşla yamıyorum kan sızan yerlerimi Azgın dalgalardan kurtuldum sevgilim Issıs susuşlarından kurtulamadığım bir ada Bugün benim adım Hay bin Yakzan Bugün benim adım Robinson Bugün ben tanrıdan ayrı düşen Adem ile Havva Arayışlarımız ortak bir ütopya
Şiir
… Bu dünya harap mahzenlerle dolu Parmaklıklar ayna tutar geçmişime Kirli bir yüz tanır beni maziden Bu ilk görüşme değil Gardiyan :Görüş saati bitti! Biraz daha vakit lütfen Kapatılmayan defterler,görülmeyen hesaplarım var Ağlamak geliyor içimden Hüzün tatlı tatlı gülümsüyor bana Zamanı gelen her duygu yaşanmalıydı oysa Hüzün bile tatlı olabilir vakit kısaysa Yürüyen ayaklarım değil bu koridorlarda Adımlarımın sesleri Çatırdayan ahşaplarla eşit perdede çarpıyor duvarlara Nemli bir koku,küf kokusu Hayır hayır çürümenin kokusu bu Ayak ucumdan avurtlarıma kadar uzanan keskin bir koku Kaynağı yüreğim Bütün uzuvlarıma pompalanan Minyatür bir hapishane gibi Sayısız mahkumun ev sahihliği yaptığı Asırlardır tek ziyaretçisi olmayan Yer çekiliyor ayaklarımın altından Koşuyorum, başımı çevirdiğimde ayaklarım bedenimden zıt yönde yürüyor Zaman yekpare bir an gibi Parçaya bölünen benim Kollarım anılarımı yakalamaya çalışıyor Gözlerim ise görmediklerimi Dudaklarım söyleyemediklerimi ve söylediklerimi
Edebiyat
“Tabiat kanunlarına göre insanlar daima büyük yeniliklere karşı gelirler.Ama bu uzun sürmez.Çünkü önemli olan,hayatın aldığı biçim değil,hayatın kendisidir.”
“Bazen düşünürüm, ne kadar garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız? “
Sayfa 29