Eğer bir kişi yedi yaşındaki inançları ile otuz yedi yaşında hala iyi ve mutlu hissedebiliyorsa, bu kişi ömrünü boşa yaşamış demektir.
Eski düşüncelerden, alışkanlıklardan, inançlardan ve sırasında eski arkadaşlardan sıyrılmak gereklidir.
Şimdi anlamaya başlıyordum: bizler karşılaştığımız her kişiye bir şey verirdik ama ne vereceğimizi kendimiz kararlaştırırdık. Sözlerimiz, eylemlerimiz, ancak sürdürmeyi umut ettiğimiz yaşamın sahnesini oluşturmaya yönelikti.
Daha önce okumuş olduğum bu kitabı bu kez dinlenmek ve bazı gerçekleri hatırlamak için tekrar okudum.
Her ne kadar beş bölümde de farklı olaylardan bahsedilmiş olsa da, bu olaylar insanın çoğu zaman göz ardı ettiği manevi değerleri konu alarak bir bütünlük oluşturuyorlar.
Açgözlülük, yerini kine bırakan gurur, hırs, öfke gibi yıpratıcı değerlerin; insanın hayatında, yüreğindeki merhametin ve sevginin önüne geçip vicdanını zayıflatması bunun bir döngü halinde yine insana zarar vermesine neden olmaktadır.
İnsanın en nihayetinde hayatla olan mücadelesinin başarılı olabilmesinin yolu içinde beslediği sevgi ve vicdandan geçer.
“Kim yüreğinde sevgi taşırsa o Tanrı’dandır ve Tanrı o kişinin yüreğindedir.”
Biliyorum ki bu kitabı ileride bir başka “ben” olduğumda da hatırlamam gerekenleri bulmak için tekrar okuyacağım.
İnsan Ne ile YaşarLev Tolstoy