Cantay

Cantay
@cantay
Noam Chomsky
Kitle iletişim araçları, halka mesajlar ve simgeler ileten bir sistem oluşturur. Kitle iletişim araçlarının işlevleri, bireyleri eğlendirmek, bilgilendirmek ve onları toplumun kurumsal yapısıyla bütünleştirecek değerleri, inançları ve davranış biçimlerini onlara aşılamaktadır. Servetin belli kesimler elinde toplandığı ve büyük sınıfsal çıkar çatışmalarının yaşandığı bir dünyada bu işlevleri yerine getirmek sistemli propaganda gerektirir.
Reklam
Bir köpek karşısında yansız kalamazsın, bir insanın karşısında da öyle. Oysa bir ağaçla hiçbir zaman diyaloğa girmezsin. Bir köpekle karşı karşıya yaşayamazsın, çünkü köpek, her an, senden onu yaşatmanı, beslemeni, okşamanı, ona uygun bir insan olmanı, efendisi olmanı, onu anında yere yatıracak o köpek ismini gürleyen Tanrı olmanı isteyecektir. Oysa ağaç senden bir şey istemez. Köpeklerin Tanrısı, kedilerin Tanrısı, yoksulların Tanrısı olabilirsin, elinde bir tasma, biraz ciğer, biraz servet olması bunun için yeterlidir, ama asla bir ağacın efendisi olmayacaksın. Kendin de bir ağaç olmayı istemekten başka bir şey yapamayacaksın.
Sayfa 32 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Albert Einstein
Bilim, ahlaki değerleri zayıflatmakla suçlana gelmiştir, ancak bu yanlıştır. Bir insanın ahlakı daha çok, sevgiye, eğitime ve insan ilişkilerine bağlıdır ve dinden herhangi bir destek almasına gerek yoktur. İnsanlar ceza korkusuyla ve ölümden sonra ödüllendirilme umuduyla hizaya sokulmaya çalışılırsa, elbette insanlığın durumu da üzücü bir hal alır.
Fakat, ben varım duygusu en güçlü biçimde, aşırı mutluluk veya acıyla birlikte, sınır durumlarda ortaya çıkar. Sözgelişi, karşı cinsten birine aşık olma bunun en güzel örneklerinden birisidir. Hayatın sıradanlığı, günlerin aynılığı birden bire biter, sanki insan derin bir uykudan uyanmış, birden bire gözleri açılmış ve daha önce yüzlerce kez bakıp da görmediği pek çok şeyi yeni farketmiş gibi olur. Birisine aşık olduğunda ya da birisinin kendisini sevdiğini farkettiğinde, artık sıradan olmadığı, hiç değilse bir tek kişinin gözünde bir yeri ve değeri olduğu duygusunu iliklerine kadar yaşar ve sessizce şöyle haykırır: ben varım, yaşıyorum ve hayatı seviyorum. ... Duyun beni; beni farkedin, ben varım! Bu, bireyin içinde doğum sancısı çeken insanlığın çığlığıdır, duyabilen için.
Sayfa 407·Kitabı okudu
"Devlet aslında bir suç örgütüdür. Düşmansız yapamaz, varlığını ‘düşmanın’ varlığına borçludur. Bu yüzden de düşman üretmek, yeniden üretmek zorundadır. Bu amaçla da sürekli olarak teröre baş vurur. Kelimelerin, kavramların ne anlama gelmesi ‘gerektiğine’ devletin adamları karar verir. Ama bu dünyada, bu sınıflı toplumlarda herkes için aynı anlama gelen bir kelime, bir kavram mümkün değildir. Devlet neyin terör, kimin terörist olduğuna karar verir ve gereğini yapar. Sözde suçla, suç örgütleriyle mücadele ettiği söylenir ama asıl suçu ve suçluyu üreten -yaratan- devletin kendisidir. Toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırarak, mülksüzleştirerek yol alır. Mülk sahibi sınıfların bir iktidar aracıdır ve onların hizmetindedir. Büyük hırsızlar (mülk sahibi sınıflar) daha çok çalsınlar diye, küçük hırsızları etkisizleştirmek esastır. Hapishanelerde yatanlar bilir; Orada büyük hırsızlara rastlanmaz." Fikret Başkaya
Siyaset
Reklam