Bugüne Notum;
Çapkın erkekler, aslında kalbi kırılmış efendi erkeklerdi; İyi çocuk olarak hiç bir şey kazanamadıklarını fark eden erkeklerdir.
Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim
Ben hayatta en çok babamı sevdim Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi ki oturduğumuz semti Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi Atlastan bakardım nereye gitti Öyle öyle ezber ettim gurbeti Sevinçten uçardım hasta oldum mu, Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a Bi helallaşmak ister elbet , degil 'mi oğluyla! Tifoyken başardım bu aşk oynunu, Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu, En son teftişine çıkana değin Koştururken ardından o uçmaktaki devin, Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için Açıldı nefesim, fikrim, canevim Hayatta ben en çok babamı sevdim. Can Yücel Can Yücel open.spotify.com/track/2LijSPPbT...
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Babalar Günü
Sevgili Deniz Şahin.... "Baba olamayacağım, toprak olmak ne garip duygu..." demiş Ahmet Kaya. Bir diğer yazıda Cemal Süreya; "Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum. Yıkadılar aldılar götürdüler. Babamdan ummazdım bunu, kör oldum." diye anlatmış içindeki o tarifsiz boşluğu. Başka bir yazıda Can Yücel şöyle dile getirmiş baba sevgisini: "Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk. Çarpık bacaklarıyla ha düştü ha düşecek. Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim..." Ne garip değil mi? Koskoca şairler, koca koca adamlar, kelimelerle dünyalar kuran insanlar bile söz konusu baba olunca eksik kalmışlar. Çünkü bazı acılar vardır, anlatılmaz. Bazı yokluklar vardır, tarif edilmez. Ve bazı insanlar vardır ki öldükten sonra bile hayatımızdaki yerleri hiç değişmez. Bugün Babalar Günü... Kimi insanlar babasının elini öpecek bugün. Kimi telefon açıp sesini duyacak. Kimi uzun uzun sohbet edecek, kimi sadece sarılacak. Ama bazı insanlar için bugün sıradan bir gün değil. Çünkü bazı insanların babası sadece mezar taşlarında yazılı bir isimdir artık. Bazılarının ise hiç hatırlayamadığı bir yüz... İnsan büyüyor aslında. Yıllar geçiyor. Saçlarına aklar düşüyor. Çocukluğu geride kalıyor. Ama babasını kaybeden bir evlat, kaç yaşına gelirse gelsin içinde hep biraz çocuk kalıyor. Çünkü baba sadece bir insan değildir. Bir güven duygusudur. Sırtını yaslayabileceğin bir dağdır. Düştüğünde seni kaldıracak bir eldir. Başardığında gururla gülümseyen bir çift göz, yorulduğunda sığınabileceğin bir limandır. Ve o liman kaybolunca insan kendini okyanusun ortasında kalmış gibi hisseder. Bugün belki herkes kutlama yapacak. Fotoğraflar paylaşacak. Gülümseyecek. Ama bazı insanlar sessizce gökyüzüne bakacak. Belki bir dua
Hayatta ben en çok babamı sevdim Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpık bacaklarıyla ha düştü ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim CAN YÜCEL
Şiir
Allah göstermesin Esenyurt'ta oturmuyoruz ama Esenyurt Çocuk Üniversitesini bitirmiş son beşik erkek kardeşim Ali'm bugün ikinci kitabını ve grafik çalışmalarını Esenyurt Belediyesi'nin bir salonunda imzalayıp hayranlarına vermiş. Paşamın hayranları da kızlarmış. Annem ilk oğlunun yapamadığını son oğlunun yaptığının verdiği gururla akşam heyecanlı ve gururlu anlatıyordu. Sonra gittim Ali paşama "Vay çapkına bak sen. Kızlara imza da verirmiş" dedim ve gıdıkladım bir yandan. Güldü, utandı sonra birden "Ben çapkın değilim. Kızlar benim hayranımdı" dedi. Adam 2, 3 yaşındaydı sokakta kız peşinde koşturuyordu zor dizginliyorduk. Bana da kendi tasarımı tişört hediye etti 😀
Yiyosa
Gözler gizler niyetleri belki Gördüm seni canın beni çekti Yok öyle uzaktan çapkın inatçı gülüşler Yerse benle kuytuya gel Melike Şahin/ Canın Beni Çekti
Müzik