Portre
"Korkunç bir konuyu işlemiş de olsa, bir sanat yapıtına bakıldığında insan ruhunu titreten o ince, yüce duygular, haz, heyecan asla söz konusu değildi burada; hatta tersine, insanı tedirgin, huzursuz eden bir şeyler vardı. "Peki, ne bu?" diye sordu Çartkov kendi kendine; elinde olmadan dökülmüştü bu soru dudaklarından. "Her şeye karşın, doğadan bir parça bu; canlı, gerçek doğadan bir parça. Peki o tuhaf, insanı huzursuz eden duygu nereden kaynaklanıyor? Doğayı böylesine milimi milimine tuvale aktarmak mı yanlış olan yoksa? İnsana rahatsızlık veren eksiklik, doğaya fazla sadık olmaktan mı kaynaklanıyor? Ya da bir konu, özüne nüfuz etmeden, ondaki bütün anlam katmanlarını açığa çıkaran gizemli ışığı yakalamadan duyarsızca ele alındığında, ortaya çıkacak olan şey, yalnızca insanın içini allak bullak eden korkunç bir gerçeklik midir? Tıpkı, güzel bir insanın içine, özüne ulaşmak amacıyla neştere sarılmak gibi: Ortaya dökülen iç organlar, insanın yüreğini kaldıran bir manzara değil midir? Neden, basit, sıradan bir doğa parçası, kimi ressamların ona verdikleri ışıkla sizde hiçbir bayağı izlenim uyandırmaz... hatta, tersine, haz verir, huzur verir, sükûnet verir de... aynı konu başka kimi ressamların elinde bayağılığa, çirkinliğe dönüşür? Oysa ikinci ressam da doğaya, konusuna tümüyle sadık kalmıştır. Resmi içinden aydınlatan ışığın eksikliğiyle açıklanabilir herhalde bu durum! Alabildiğine görkemli, göz alıcı bir doğa görüntüsü karşısında bile, gökyüzünde güneş yoksa eğer, bir şeylerin eksik olduğu duygusuna kapılmamız gibi tıpkı!""
Sayfa 87 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. XXXII Basım·Kitabı okudu
Ün, onu hak etmeyip de çalana zevk veremez; o ancak onu hak edende sürekli bir etki uyandırır... Çartkov'un bütün duygu ve isteklerinin paraya yönelişi bundan ötürüdür. Altın onun tutkusu, ideali, korkusu, zevki, amacı olmuştu... Sandıklarda banknot desteleri büyüyor, kaderine böyle korkunç bir ödül düşen her insan gibi o da altından başka her şeye ilgisiz, sıkıcı ve gizemli bir insan halini alıyordu. Nedensiz yere cimrileşmeye başlamıştı... Kısaca o, bu duygusuz dünyamızda sık sık rastladığımız, içinde canlı yürek yerine bir kadavra taşıyan ayaklı bir mezar taşından farksız -vicdanlı ve iyi kalpli bir adamın dehşetle baktığı- o garip yaratıklardan biri olmak üzere idi.
Sayfa 58 - Yordam Kitap·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ne olacak bu halimiz Çartkov...
Herhangi bir şey gönlünü çeldi mi, hemen onun arkasından koşuyorsun... geri kalan hiçbir şey umurunda olmuyor... varsa yoksa o gönül çelici şey!
Alıntı
"Peki, ne bu?" diye sordu Çartkov kendi kendine; elinde olmadan dökülmüştü bu soru dudaklarından. "Her şeye karşın, doğadan bir parça bu; canlı, gerçek doğadan bir parça. Peki o tuhaf, insanı huzursuz eden duygu nereden kaynaklanıyor? Doğayı böylesine milimi milimine tuvale aktarmak mı yanlış olan yoksa? İnsana rahatsızlık veren eksiklik, doğaya fazla sadık olmaktan mı kaynaklanıyor? Ya da bir konu, özüne nüfuz etmeden, ondaki bütün anlam katmanlarını açığa çıkaran gizemli ışığı yakalamadan duyarsızca ele alındığında, ortaya çıkacak olan şey, yalnızca insanın içini allak bullak eden korkunç bir gerçeklik midir? Tıpkı, güzel bir insanın içine, özüne ulaşmak amacıyla neştere sarılmak gibi: Ortaya dökülen iç organlar, insanın yüreğini kaldıran bir manzara değil midir? Neden, basit, sıradan bir doğa parçası, kimi ressamların ona verdikleri ışıkla sizde hiçbir bayağı izlenim uyandırmaz... hatta, tersine, haz verir, huzur verir, sükûnet verir de... aynı konu başka kimi ressamların elinde bayağılığa, çirkinliğe dönüşür? Oysa ikinci ressam da doğaya, konusuna tümüyle sadık kalmıştır. Resmi içinden aydınlatan ışığın eksikliğiyle açıklanabilir herhalde bu durum! Alabildiğine görkemli, göz alıcı bir doğa görüntüsü karşısında bile, gökyüzünde güneş yoksa eğer, bir şeylerin eksik olduğu duygusuna kapılmamız gibi tıpkı!"
Paralar sandıkları doldurdukça talihin bu korkunç armağanla buluşturduğu herkes gibi Çartkov da cimrileştikçe cimrileşti, benzerlerine şu duygu yoksunu yüzyılımızda çokça rastladığımız, taş tabuta uzatılmış bir ölüye döndü.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Alıntı
Paralar sandıkları doldurdukça talihin bu korkunç armağanla buluşturduğu herkes gibi Çartkov da cimrileştikçe cimrileşti, altından başka gözü hiçbir şey görmeyen, benzerlerine şu duygu yoksunu yüzyılımızda çokça rastladığımız, taş tabuta uzatılmış bir ölüye döndü.
Sayfa 113