kolophon’lu ksenophanes çok ilgi çekici bir filozof. yetiştiği çevre paganizme ve politeizme son kertede bağnazca bağlı. yunan mitolojisini ve paganizmini şekillendiren homeros (epos) ve hesiodos (mythos), âdetâ peygamber gibi muamele görüyorlar. ksenophanes böyle bir çevreye ve onların inançlarına karşı savaş açıyor. mücadelesi ne üzerine kurulu? tektanrıcılık ve antropomorfizm düşmanlığı.
tanrı’nın bir olduğunu, doğrulmadığını, öncesiz ve sonrasız olduğunu, her şeyi bildiğini ve gördüğünü, ölmeyeceğini, insanî özelliklerden münezzeh olduğunu savunmuştur. şu dizeler ona âittir:
“tek bir tanrı, tanrılar ve insanlar arasında en ulu,
ne kılıkça insanlara benzeyen ne de düşünmece,
hep göz, hep düşünme, hep kulaktır.
hep aynı yerde kalır hiç kımıldanmadan,
yorulmadan sarsar ruhun düşünüşüyle bütün dünyayı.”
son üç dizede tarif ettiği tanrı ile aristoteles’in “ilk hareket ettirici”si arasında fark yok. “hep düşünme”, “hiç kımıldamama” ve “düşünüşle bütün dünyayı yönetme” niteliklerinin hepsi aristoteles’in meta ta physika’da tarif ettiği tanrıda da vardır.
ksenophanes’in şu dizeleri de dikkât çekicidir:
“toprakla sudur hepsi, bütün doğanların ve yetişenlerin
hepimiz topraktan ve sudan doğduk zira.
topraktan gelir bütün şeyler ve toprağa döner sonunda.”
toprakla suyu karıştırdığımızda ne elde ederiz? evet, balçık. yine birisi öldüğünde genelde ne denir? bu şiirin son dizesinde söylenen şey. ksenophanes ortadoğu’ya seyahat etmemiştir, dolayısıyla tevrat ve musevîlikten haberdar değildir. topraktan gelme meselesi ise tevrat’ın tekvin kısmında işlenir. hattâ “adam” “topraktan” demektir. balçık’ın da yine semavî dinlerdeki yerini söylememe gerek yok herhâlde. birisi ksenophanes hakkında şunları söylemiş: “ksenophanes tanrıların doğduklarını söyleyenlerin öldüklerini
“hep yorgunluk bekler yaşamının anlamını arayan kişiyi — gidip arayınca bitkinlik, durup bekleyince bezginlik...
— ne de güzeldir ama, aramak — acılı; ama, nasıl da yüce, beklemek...”