Bir süreden beri duvarın öte yanından, komşu evden de gürültüler geliyordu. İşletmenin ucuza mal ettiği bu tuğla evler öylesine inceydi ki, soluk alsanız duyuluyordu. Blokların bir başından öbürüne, koyun koyuna yaşanıyordu ve özel yaşamın hiçbir şeyi gizli kalmıyordu, küçük çocuklar için bile.
Güç, kim ona sahip olduğunu vehmediyorsa onundur. Çocukken bize, Anne'nin, Baba'nın, Öğretmen'in, Devlet Baba'nın efendi olduğu öğretildi. Şimdi kurumsallaşmış şeylere ve kişilere karşı çıktığımızda, bunu öğrenmiş biri gibi, Efendiye karşı çıkar gibi karşı çıkıyoruz. Ergenlikte bir çocuğun Babasına sözde karşı çıkması, ama her karşı çıkma hareketinin Efendi'ye karşı çıkması olduğu için bu eylemin Babanın gücünü karşılıklı olarak daha da pekiştirmekten başka işe yaramadığı gibi, biz de karşı çıkma eylemlerimizi bir güce, Efendiye karşı, yukarıda bir yere koyduğumuz ve güç vehmettiğimiz kişilerin, kuruluların gücünü daha da pekiştirerek gerçekleştiriyoruz. Bize öğretilen güç değerlerinin tamamen sahte olduğunu, aslında özgür olduğumuzu, çıkarmak için savaştığımız prangaların gerçekte hiç var olmadığını anlayamadığımız sürece, ister karşı çıkalım ister sevelim, içimizde kök salmış Anne ve Baba yerine koyduğumuz kendi Efendilerimizi yaratmaya, severek ya da karşı çıkarak onları yeniden ve yeniden yaratmaya, güçlerini pekiştirmeye devam edeceğiz.