Puanım 2/5 (%40/100)
Babil'i ilk çıktığı zamanlar kapağı ve isminden dolayı okuma listeme almıştım ama bir türlü sıra gelmedi. Sonra üzerinden 2 yıl geçti ve kitap Türkçe'ye çevrildi. Ve öyle ses getirdi ki herkes Babil diyor başka şey demiyordu. Normalde böyle kitaplardan uzak dururum çünkü %90 ihtimalle kötü çıkıyor, çok kötü olmasa da abartılmış oluyor. Fakat yorumuna güvendiğim yakından takip ettiğim kişiler de okuyup güzel yorumlayınca hadi dedim alıp başlayayım. Kitaba başlamadan önce neyle ilgili olduğunu bile bilmiyordum, üzerine yazılmış hiçbir yorum da okumadım. Yani aslında beklentilerim aşırı yüksek değildi çok övülmesine rağmen.
Önce iyi yanlarından başlayayım çünkü çok fazla şey yok...Birazdan negatifliğe boğacağım sizi. Öncelikle Babil Kulesi mitini/efsanesini seven birisi olarak konuyu ilginç buldum. Bunu alıp da özgün bir şekilde bir kitabın konusu yapmak zor o yüzden tebrik etmek lazım. Kelimelerin büyülü olması ve isimlerin önemi gibi şeyler de ilgimi çekti ve Ursula Le Guin'in Yerdeniz serisini hatırlattı. Fena da başlamıyordu kitap aslında ama çok geçmeden aşağıya doğru gitmeye başladı.
Gelelim neleri beğenmediğime...Öncelikle benim için en sevmediğim şey karakterler oldu. Bence karakterler olaydan mekandan vb. daha önemli olduğu için ilk ilgimi çeken şeyler onlar oluyor. Robin başta olmak üzere hiçbir karaktere ısınamadım, umrumda da olmadı. Bi Rami biraz ilgi çekiciydi o da harcanıyor. Karakterlere karakter demek zor daha çok tip gibiler yani her yerde karşınıza çıkabilecek kişiler gibiler. Özellikle Robin o kadar ilgimi çekmiyordu ki ölse bile pek umrumda olmazdı sanırım. Karakterler dümdüz kağıt gibi olunca diyaloglar da aşırı yapay geliyor. 1800lerde geçen bir hikaye ama herkes 2000lerde Twitter'da konuşur gibi konuşuyor. Hepsi birer