menora yedi kollu oluşu itibariyle, antik dönem bilimi’nin 7 ana temeli olan aritmetik, geometri, astroloji, simya, retorik, müzik ve etniği simgeler.
menora aynı zamanda israiloğullarının mısır’ı terk edişleri ile sinay dağı eteklerinde tora’yı alışları arasında geçen 7 haftayı (şeva şavuot) temsil eder. bu bağlamda menora; özgürlüğe kavuşma mutluluğu ile bir disiplin zorunluluğu arasındaki zamanı simgeler ki, disiplinsiz özgürlüğün hürriyet değil, başı bozukluk olduğu düşüncesinin temelini oluşturur.
menora’daki merkez kolla diğer kollar arasındaki mesafe ve yükseklik eşittir. bu da adaleti simgeleyen merkez kola göre, yanlarındakilerin durumu adalet karşısındaki eşitliğin göstergesidir.
ortaçağ’da bu 7 kol astrolojik anlamda 7 gezegeni simgelemektedir; ortağa güneş ve her iki yanında üçer gezegen. bu savı ortaya atan kişi m.ö.40’da iskenderiye’de yaşayan, yunanlı yahudi fizolof philon’dur. hermes felsefesinden etkilendiği anlaşılan philon’a göre ortadaki ışık, kainatın nizamını yani güneşi simgelemektedir. philon “tora”dan esinlenerek, alegorik olarak ortadaki merkez kolu sara’nın figürü olarak çizmiştir. çünkü sara yahudi birliğinin annesi ve ışığın koruyucusudur.
menora bunlardan başka, hayat ağacı olarak nitelenmiştir. ona bir badem ağacı kimliği kazandırılmış, ölümsüzlüğü simgelenmek istenmiştir. bilindiği gibi ilkbaharda ilk çiçek açan ağaç badem ağacıdır. ağacın dalları çiçeklerle bezendiği zaman, yaprakları henüz yeşermemiştir bile. bu saflığı ve kutsallığı simgeler.
yahudi mistisizmine göre hayat ağacı simgesi 7 tanrısal erdemi ifade eder. menora insanoğlunun tanrı’nın suretinde yaratıldığının sembolüdür. bir başka anlatımla menora tanrısal gücün insanda şekil bulduğunu ifade eder. ayrıca menora, moral gücün, fiziksel karanlıklara üstünlüğünü simgeler.