Alışkanlık edinmişti, bir konu üzerinde uzun uzun düşünüyor, belli bir fikri olgunlaşmaya ulaşıyor; sonra da bu düşüncelerle hemen daktilo’nun başına oturuyordu. Basılıp basılmaması o kadar da büyük bir mesele değildi. Konunun yazılması uzun bir zihinsel sürecin tepe noktasıydı, etrafa saçılmış düşünce parçacıkların toplanıp aklını dolduran tüm veriler temelinde ve nihai bir genelleme silsilesi çerçevesinde bir araya getirilmesiiydi. Böyle bir makale yazmak, zihnini temizleyip boşaltarak yeni malzemelere, yeni meselelere amade kılmak üzere giriştiği bilinçli bir çabaydı. 
Korkarım Martin Eden hiçbir zaman gelir sahibi bir adam olamayacak. Halbuki dünya öyle kurulmuş ki mutluluk için maddiyat gerekiyor… Elbette böylesine büyük servetler değil ama en azından beraberce rahat ve düzgün bir hayat yaşamanıza yetecek kadar maddiyat.
Hayatı boyunca sevgi açlığı çekmişti. Sevgiye hasretti. Varoluşunun temel talebiydi sevgi. Ama hiç sevgi görmemiş ve zaman içinde katılaşmıştı. Sevgiye ihtiyaç duyduğunu fark etmemişti bile. Şimdi de bilmiyordu bunu. Sadece sevgilin nasıl ifade edildiğini görmüş, yüreği hoplamış ve ne kadar güzel, yüce ve muhteşem bir şey olduğunu düşünmüştü.